WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/4169 E.  ,  2023/7119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2020/1708 Değişik iş
İNCELEME KONUSU
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2020 tarihli ve 2020/40172 Soruşturma, 2020/24394 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 24.06.2020 tarihli ve 2020/1708 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 24.06.2020’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.10.2020 tarihli ve 2020/12818 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.10.2020 tarihli ve KYB-2020/88556 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.10.2020 tarihli ve KYB-2020/88556 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya ... bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin şikâyet dilekçesinde özetle; şüpheli şirket yetkililerinin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/463 esasına kayden görülen davada, 08/10/2018 tarihli dilekçe ekinde avukatları aracılığı ile 2005 ve 2007 yılına ait imzasız sahte distribitörlük sözleşmeleri ve bunların tercümelerini dosyaya sunarak şüpheli şirket ile müştekiye ait şirket arasında anlaşma varmış gibi göstermek amacıyla özel belgede sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle şikâyetçi olunması üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, "Müşteki... ve Güvenlik Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.' nin sahibi ve müdürü olduğunu. Sahibi olduğu şirketin uzun yıllardır LG markalı ürünlerin Türkiye distribütörü olarak faaliyet gösterdiğini. 2010 yılından sonra yaşanan olaylar ve bize dayatılmaya çalışılan haksız ve dayanaksız sözleşmeleri kabul etmemeleri nedeniyle şirketi ile LG arasındaki ticari ilişki tamamen bozulduğunu, söz konusu firma ile herhangi bir yeni sözleşme imzalanmadığını. Şirket olarak yasal haklarını alabilmek adına avukatları vasıtasıyla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/463 Esas sayılı dosyası ile LG Electronics Ticaret A.Ş. ("LG Türkiye") ve LG Electronics Inc. ("LG Global") şirketlerine alacak-tazminat davası açtıklarını.LG ile şirketleri arasında görülen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki dava dosyasına davalı LG Global vekillerinin 08/10/2018 tarihli dilekçelerinin 3 numaralı ekinde 2005 ve 2007 yıllarına ait imzasız distribütörlük sözleşmeleri sunulduğunu bu sözleşmelerin gerçek ve geçerli bir sözleşme gibi tercüme edilip dosyaya sunulduğunu ancak sunulan sözleşmenin imzasız ve geçersiz bir sözleşme olduğunu belirterek müracaatta bulunması üzerine konuya ilişkin olarak soruşturma yapılmış ise de; atılı suçun oluşması için sahte bir özel belgenin oluşturulması, gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi yahut sahte bir özel belgenin bu niteliği bilindiği halde kullanılmasının gerektiği. Söz konusu eylemlerin gerçekleştirilmesinin atılı suçun oluşumu için tek başına yeterli olmayıp yapılan sahteciliğin aldatıcılık vasfınında bulunması gerektiği.Somut olayda müştekinin kendi beyanında da belirtiği üzere dosyaya sunulan sözleşmelerin imzasız olduğu. Dolayısı ile ortada sahte bir sözleşme bulunduğundan bahsedilemeyeceği.Geçerli olmayan sözleşmenin sanki geçerli bir sözleşme gibi tercümesi yapılıp doyaya sunulduğu iddiasının ilgili dava dosyası kapsamında değerlendirilmesi gereken bir iddia olduğu.Müşteki tarafından da bahse konu evrağın sureti alınarak özel tercüman vasıtası ile tercümesinin yapılabileceği gibi bu işlemin gerek görülmesi halinde mahkemecede yaptırılabileceği.Yine sözleşmenin imzasız olması nedeniyle geçerli olmadığı dolayısı ile tercümesinin bir delil vasfı bulunmadığı hususuna ilişkin iddianın yine ilgili dava dosyasında ileri sürülmesi gereken ve mahkemesince değerlendirilmesi gereken bir iddia olduğu anlaşıldığından ..." şeklinde gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; söz konusu belge suretinin anılan Mahkeme dosyasına taraf vekili tarafından "aslı gibidir" yapılmak suretiyle sunulduğunun belirtilmesi karşısında, öncelikle söz konusu belge aslının ilgili avukattan sorulması, belge aslının temini hâlinde de söz konusu belgedeki imzaların kime ait olduğuna ilişkin bililirkişi raporu aldırılması, şirket yetkililerinin tespit edilerek ifadelerinin alınması ve söz konusu sözleşmelerin mevcut olup olmadığının sorulması ve başkaca tespit edilebilecek delillerin temin edilmesinden sonra sonucuna göre şüphelinin/şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla; anılan karara karşı yapılan itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6. 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası; "Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
7. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde;... ve Güvenlik Sistemleri San.Tic.Ltd.Şti.'nin uzun yıllardır LG markalı ürünlerin Türkiye distribütörü olarak faaliyet gösterdiğinin, 2010 yılından sonra şirketler arasındaki ticari ilişkinin bozulduğunun ve yeni bir sözleşme düzenlenmediğinin, bununla birlikte İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/463 Esas sayılı dosyası kapsamında alacak-tazminat davası açıldığının, ancak bu dosyaya davalı şirketin avukatları ... (...) ve... ... tarafından 2005 ve 2007 yıllarına ait distribütörlük sözleşmelerinin sunulduğunun, bu sözleşmelerinin gerçek olmadığının, nitekim dava dosyasına sunulan sözleşmelerin imzasız olup, aslının da bulunmadığının, sözleşmelerin avukat ... tarafından tercüme edildiğinin, atılı suçun davalı şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde işlendiğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, avukatlar hakkındaki dosyanın ayrı yürütüldüğü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2020 tarihli ve 2020/40172 Soruşturma, 2020/24394 Karar sayılı kararı ile "...atılı suçun oluşması için sahte bir özel belgenin oluşturulması, gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi yahut sahte bir özel belgenin bu niteliği bilindiği halde kullanılmasının gerektiği, söz konusu eylemlerin gerçekleştirilmesinin atılı suçun oluşumu için tek başına yeterli olmayıp yapılan sahteciliğin aldatıcılık vasfınında bulunması gerektiği, somut olayda müştekinin kendi beyanında da belirtiği üzere dosyaya sunulan sözleşmelerin imzasız olduğu, dolayısı ile ortada sahte bir sözleşme bulunduğundan bahsedilemeyeceği, geçerli olmayan sözleşmenin sanki geçerli bir sözleşme gibi tercümesi yapılıp doyaya sunulduğu iddiasının ilgili dava dosyası kapsamında değerlendirilmesi gereken bir iddia olduğu, müşteki tarafından da bahse konu evrağın sureti alınarak özel tercüman vasıtası ile tercümesinin yapılabileceği gibi bu işlemin gerek görülmesi halinde mahkemecede yaptırılabileceği, yine sözleşmenin imzasız olması nedeniyle geçerli olmadığı dolayısı ile tercümesinin bir delil vasfı bulunmadığı hususuna ilişkin iddianın yine ilgili dava dosyasında ileri sürülmesi gereken ve mahkemesince değerlendirilmesi gereken bir iddia olduğu.." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da mercii İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 24.06.2020 tarihli ve 2020/1708 Değişik İş sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve Dairemizin 18.01.2021 tarihli ve 2020/5092 Esas, 2021/337 Karar sayılı tevdi kararını müteakip gönderilen belgelere göre; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.01.2021 tarihli ve 2020/5630 sayılı yazısı ile avukatlar ... (...) ve... ... hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesine yer olmadığına, avukat ... hakkında ise 1136 sayılı Kanun uyarınca işlem yapılmasına yer olmadığına, genel hükümler uyarınca gereğinin takdir ve ifası için evrakın bir örneğinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi sonrası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2021 tarihli ve 2021/26792 Soruşturma, 2021/32813 Karar sayılı kararı ile ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.04.2021 tarihli ve 2021/2006 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddedildiği belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için sahte olarak düzenlenen belge aslının ya da aslına ...luğu yetkili makam veya kişilerce onaylanmış suretinin kullanılmasının gerekeceği, somut olayda onaysız fotokopinin kullanıldığı ve bir özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi ve kullanılması olgusunun gerçekleşmediği, öte yandan kullanılan belgede sözleşmeyi düzenleyen tarafların imzaları da mevcut olmayıp, ceza hukuku bağlamında belge vasfına haiz olmadığından özel belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Yazı İşl.Md.Y. - F.U.