11. Ceza Dairesi 2023/3865 E. , 2023/6436 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMELERİ : Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi ve Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesi
SAYILARI : 2017/466 Değişik İş ve 2009/599 E., 2011/154 K.
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : İtirazın reddi kararı ve infazın devamına ilişkin karar
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2017 tarihli ve 2009/599 Esas, 2011/154 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.06.2017 tarihli ve 2017/466 Değişik İş sayılı kararı ile Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2021 tarihli ve 2009/599 Esas, 2011/154 Karar sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/32664 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58083 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58083 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanık ..., ..., ... ... ve ...'in, 5237 sayılı ... Ceza Kanunu’nun 155/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 30.000,00 ... lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2011 tarihli ve 2009/599 esas, 2011/154 sayılı kararının sanık ... yönünden Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 13/11/2013 tarihli ve 2012/2715 esas, 2013/17491 karar sayılı ilamı ile onanmasına ilişkin karara yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20/02/2017 tarihli ve 2016/5072 esas, 2017/6266 sayılı kararını takiben, sanık müdafi tarafından sanığın ödemiş olduğu adli para cezasının iadesi yönündeki talebinin reddine dair Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/05/2017 tarihli ve 2009/599 esas, 2011/154 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/06/2017 tarihli ve 2017/466 değişik iş sayılı kararını, sanıklar ..., ... ... ve ... yönünden Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 13/11/2013 tarihli ve 2012/2715 esas, 2013/17491 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık ... müdafii tarafından 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un uzlaşma hükümlerinde yapılan değişiklik nedeniyle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi talebinin kabulü ile dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2020 tarihli ve 2009/599 esas, 2011/154 sayılı ek kararını takiben uzlaşma sağlanamadığından bahisle infazın kaldığı yerden devamına dair Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2021 tarihli ve 2009/599 esas, 2011/154 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
1-Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/06/2017 tarihli ve 2017/466 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
5237 sayılı ... Ceza Kanunun 74/1. Maddesinde yer alan "Genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, ödenen adli para cezalarının geri alınamayacağı durumların, kanunkoyucu tarafından genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme halleri olarak tahdidi şekilde sayıldığı ve zamanaşımına ilişkin hükümlerin aynı madde kapsamındaki hallerden biri olarak belirtilmediği, ödenen adli para cezasının hükümlüye iade edilemeyeceği şeklindeki değerlendirmenin, yukarıdaki açıklamalar göz önüne alındığında, TCK'nın 2/3. maddesi uyarınca kıyas yasağına aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla, ödenen adlî para cezasının iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2-Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2021 tarihli ve 2009/599 esas, 2011/154 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanıklar ..., ... ... ve ...'in ... Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi oldukları, şirketin 11/04/2003-22/04/2004-15/04/2005 tarihli genel kurul toplantılarına ait hazirun cetvellerine göre halka açık kısmının %26,65, 28/04/2006 tarihli genel kurul toplantısına ait hazirun cetveline göre ise %27,92 oranındaki kısmının halka açık olduğu, yapılan denetim sırasında 2005-2006 yıllarında %6, diğer yıllarında ise %9 faiz uygulandığı, şirketin uzun vadeli döviz kredi borçları için 2005 yılı için ağırlıklı ortalama faiz oranının %8,73 (Euro), 2006 yılı için ise %8,39 (Euro) olduğu, şirketin 2005-2006 yıllarında %8'in üzerinde borçlanma maliyetine katlanırken ortaklarına %6'dan borç vermek sureti ile 2005-2006 yıllarında eksik tahakkuk ettirilen faizden kaynaklanan 197.168.00 ... lirası şirketin malvarlığının azaldığı, böylece sanıkların 2005 yılı için %2,73, 2006 yılı için %2,39 oranında düşük faizle borç verilmesine karar verip, 197.168,00 ... lirası eksik faiz tahakkuk ettirerek, şirketin ve ortaklarının zararına yol açtıkları şeklinde gelişen olay nedeniyle,
Her ne kadar Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2021 tarihli kararında, Sermaye Piyasası Kurulu ile sanık ...'in arasında uzlaşma sağlanamadığından bahisle infazın kaldığı yerden devamına karar verilmiş ise de,
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/11173 esas, 2014/12079 karar sayılı ilamında ''..Sanıklara yüklenen güveni kötüye kullanma suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen katılan Sermaye Piyasası Kurulunun kamu davasına katılma ... bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca reddine..'' şeklinde belirtildiği üzere, uzlaştırma işlemlerine sanık ... ile birlikte iştirak iradesi içinde suç işleyen ve aynı cezayı alan diğer sanıklar ... ... ve ...'de dahil edildikten sonra Sermaye Piyasası Kurulu yerine şirketi bu zarardan dolayı temsil etmeye yetkili kılınacak kişi arasında uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiğinin anlaşılması karşısında, infazın kaldığı yerden devamı yerine, yetkili kişiler arasında tekrardan uzlaştırma yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, “Uzlaştırma” başlıklı 253 üncü maddesinin birinci fıkrası; "(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur.
...
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.)(82) Güveni kötüye kullanma (madde 155)
...
Şeklinde düzenlenmiştir."
2. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin "Genel hükümler" başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasında, "(1) Uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için mağdur ya da suçtan zarar görenin gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması gerekir.
" hükmü yer almaktadır.
3. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 17.06.2014 tarihli ve 2014/11173 Esas, 2014/12079 Karar sayılı ilamında; "...Sanıklara yüklenen güveni kötüye kullanma suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen katılan Sermaye Piyasası Kurulunun kamu davasına katılma ... bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
4. 5237 sayılı ... Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) “Dava veya cezanın düşmesinin etkisi” başlıklı 74 üncü maddesinin; "(1) Genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adlî para cezasının geri alınmasını gerektirmez. (2) Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez. (3) Cezanın düşmesi şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak, genel af halinde yargılama giderleri de istenemez." şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
5. 5237 sayılı Kanun'un “Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi” başlıklı 2 nci maddesinde; "(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
" denilmektedir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2011 tarihli ve 2009/599 Esas, 2011/154 Karar sayılı kararıyla sanıklar ..., ..., ... ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 155 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 13.11.2013 tarihli ve 2012/2715 Esas, 2013/17491 Karar sayılı ilamı ile; "Somut olayda; sanıkların ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi oldukları, şirketin 11/04/2003-22/04/2004-15/04/2005 tarihli genel kurul toplantılarına ait hazırun cetvellerine göre halka açık kısmının %26,65, 28/04/2006 tarihli genel kurul toplantısına ait hazırun cetveline göre ise %27,92 oranındaki kısmının halka açık olduğu, yapılan denetim sırasında 2005-2006 yıllarında %6, diğer yıllarında ise %9 faiz uygulandığı, şirketin uzun vadeli döviz kredi borçları için 2005 yılı için ağırlıklı ortalama faiz oranının %8,73 (Euro). 2006 yılı için ise %8,39 (Euro) olduğu, şirketin 2005-2006 yıllarında %8'in üzerinde borçlanma maliyetine katlanırken ortaklarına %6'dan borç vermek sureti ile 2005-2006 yıllarında eksik tahakkuk ettirilen faizden kaynaklanan 197.168.00 TL şirketin malvarlığının azaldığı, böylece sanıkların 2005 yılı için %2,73, 2006 yılı için %2,39 oranında düşük faizle borç verilmesine karar verip, 197.168,00 TL eksik faiz tahakkuk ettirerek, şirketin ve ortaklarının zararına yol açtıkları, anlaşılmakla güveni kötüye kullanma suçunun sübut bulduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır." denilmek suretiyle hükümlerin onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2016 tarihli yazısı ile; "...sanık ...'in 21/04/2005 tarihinden sonra, suç tarihleri olan 2005 ve 2006 yıllarını kapsayacak şekilde şirkette bir görevinin bulunmadığı Ticaret Sicil Gazetesinden tespit edilmiş olup, sanığın bu tarihte biten sorumluluğu itibariyle zamanaşımı yönünden lehe hükümler içeren ve 765 sayılı TCK'nın 510 ve 102/4, 104/2. maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin geçmesi sebebiyle, bu sanık yönünden açılmış bulunan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçeyle onama kararına karşı sanık ... yönünden itirazda bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 20.02.2017 tarihli ve 2016/5072 Esas, 2017/6266 Karar sayılı ilamı ile; " ...Yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu tutulan sanığın 21/04/2005 tarihinden sonra, suç tarihleri olan 2005 ve 2006 yıllarını kapsayacak şekilde şirkette bir görevinin bulunmadığı, buna göre sanık açısından en son suç tarihinin 21/04/2005 olduğu anlaşılmakla, 21/04/2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’ nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE..." karar verildiği, anılan kararı müteakip, sanık ... müdafii tarafından ödenen adli para cezasının iadesinin talep olunduğu, talebin reddine dair Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2017 tarihli ve 2009/599 Esas, 2011/154 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın da mercii Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.06.2017 tarihli ve 2017/466 Değişik İş sayılı kararı ile reddedildiği, bununla birlikte; 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesine göre uzlaşma kapsamına alınması sonrası, sanık ... müdafiinin dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin talebinin kabulüne müteakip, Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2021 tarihli ve 2009/599 Esas, 2011/154 Karar sayılı ek kararı ile uzlaşmanın sağlanamadığı gerekçesiyle infazın kaldığı yerden devamına karar verildiği belirlenerek yapılan incelemede;
a) Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.06.2017 tarihli ve 2017/466 Değişik İş sayılı kararı yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinin birinci fıkrasında, ödenen adli para cezalarının geri alınamayacağı durumların, kanun koyucu tarafından genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme halleri olarak tahdidi şekilde sayıldığı ve aynı Kanun'un 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasının da kıyas yasağını düzenlenmesi karşısında; ödenen adli para cezasının sanık ...'e iade edilmesinin gerektiği,
b) Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2021 tarihli ve 2009/599 Esas, 2011/154 Karar sayılı ek kararı yönünden; sanıklar ..., ... ... ve ...'e yüklenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu açısından Sermaye Piyasası Kurulu suçtan doğrudan zarar görmediği gibi, 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisi olan Sermaye Piyasası Kurulu ile uzlaştırma işlemlerinin yapılması mümkün bulunmadığından, uzlaştırma işleminin usulsüz olduğu, uzlaştırma işlemlerinin sanıklar ..., ... ... ve ... ile suçtan zarar gören şirketi bu zararlardan dolayı temsil etmeye yetkili kişi ya da kişiler arasında yapılmasının gerektiği anlaşılmakla;
Kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.06.2017 tarihli ve 2017/466 Değişik İş sayılı kararı ile Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2021 tarihli ve 2009/599 Esas, 2011/154 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!