WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/3863 E.  ,  2024/7354 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2020/3991 Değişik İş
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.07.2020 tarihli ve 2019/26350 Soruşturma, 2020/32356 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 05.10.2020 tarihli ve 2020/3991 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 05.10.2020'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/7512 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59557 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59557 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, somut olayda müşteki vekilinin, şüpheli ...’ın müvekkili ... Ticaret Türk A.Ş İstanbul-Davutpaşa şubesinde finans bölümü çalışanı olarak 2009 ile 2017 yılları arasında müşteri cari hesapları üzerinde sahte belgeler düzenleyip, fiktif ödemeler göstermek suretiyle şirketi 1.070.353,09 Türk lirası zarara uğrattığından bahisle şikâyetçi olması üzerine, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı konuda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/09/2017 tarihli ve 2017/11706 soruşturma, 2017/17571 sayılı iddianame ile Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve yargılamanın 2017/552 esas sayılı dosya üzerinde devam ettiği, şüphelilerinin Erdal Kesen ve ... olduğu, suç konusunun aynı olup aynı zaman dilimini kapsaması, dolayısıyla açılmış olan ve yürüyen bir yargılama olması gerekçesiyle şüpheli hakkında herhangi bir araştırma yapılmaksızın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/03/2018 tarihli ve 2018/28613 soruşturma, 2018/14588 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara karşı müşteki vekilince yapılan itirazın merci Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/04/2018 tarihli ve 2018/3035 değişik iş sayılı kararı ile reddedilmesini müteakip, müşteki vekilince kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu, Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/04/2018 tarihli kararına karşı Genel Müdürlüğümüzün 14/11/2018 tarihli ve 94660652-105-34-7594-2018-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma yoluna gidilmesini takiben, anılan kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.01.2019 tarihli ve 2018/8600 esas, 2019/35 karar sayılı ilamı ile bozulduğu, yeniden yapılan soruşturmada Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 27/07/2020 tarihli ve 2019/26350 soruşturma, 2020/32356 sayılı kararı ile şüpheli hakkında aynı gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,
Bozma ilâmında da belirtildiği üzere şüphelinin şikayetçi şirkete karşı gerçekleştirdiği iddia olunan eylemlerinin aynı suç işleme kararı çerçevesinde işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, yapılan işlemlerin farklı kişilerle ilgili olması şikayetçiye karşı işlenen suçun zincirleme şekilde işlenmesini etkilemeyeceği de dikkate alınarak; şüphelinin hangi tarihlerde şikayetçi şirkette çalıştığı tespit edildikten sonra mükerrer olduğu belirtilen ve Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava dosyası ile benzer nitelikteki soruşturma dosyaları getirtilip, şikayet konusunun mahiyetinin tespiti ile mükerrerlik iddiası bakımından, ilgili yerlerden bilgi ve belgeler getirtilip, gerektiğinde bilirkişi raporu aldırıldıktan sonra, işyerinde çalıştığı süre içerisinde gerçekleştirdiği iddia edilen suç ile aynı suç işleme kararı kapsamında birbirini takip eden zaman dilimi içerisinde atılı suçu işleyip işlemediği, bunun açılan kamu davasındaki suç ile aynı olup olmadığı tespit edilip, sahtecilik iddiaları konularında da araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ... Ticaret Türk A.Ş. İstanbul-Davutpaşa Şubesinin finans bölümünde çalışan şüphelinin, 2010-2017 yılları arasında şirketin müşteri cari hesapları üzerinde değişiklikler yaparak sahte belgeler düzenlediği ve fiktif ödemeler göstermek suretiyle şirketi 1.070.353,09 TL zarara uğrattığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, şüpheli hakkında verilen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.03.2018 tarihli ve 2018/28613 Soruşturma, 2018/14588 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 30.04.2018 tarihli ve 2018/3035 Değişik İş sayılı kararının, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2018/8600 Esas, 2019/35 Karar sayılı kararında yer alan "...şüphelinin şikayetçi şirkete karşı gerçekleştirdiği iddia olunan eylemlerinin aynı suç işleme kararı çerçevesinde işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, yapılan işlemlerin farklı kişilerle ilgili olması şikayetçiye karşı işlenen suçun zincirleme şekilde işlenmesini etkilemeyeceği de dikkate alınarak; şüphelinin hangi tarihlerde şikayetçi şirkette çalıştığı tespit edildikten sonra mükerrer olduğu belirtilen ve Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava dosyası ile benzer nitelikteki soruşturma dosyaları getirtilip, şikayet konusunun mahiyetinin tespiti ile mükerrerlik iddiası bakımından, ilgili yerlerden bilgi ve belgeler getirtilip, gerektiğinde bilirkişi raporu aldırıldıktan sonra, işyerinde çalıştığı süre içerisinde gerçekleştirdiği iddia edilen suç ile aynı suç işleme kararı kapsamında birbirini takip eden zaman dilimi içerisinde atılı suçu işleyip işlemediği, bunun açılan kamu davasındaki suç ile aynı olup olmadığı tespit edilip, sahtecilik iddiaları konularında da araştırma yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından..." şeklindeki gerekçeyle kanun yararına bozulmasına müteakip, şikâyetçi vekilinin 13.03.2018 tarihli şikâyet dilekçesi ve ekindeki 16.11.2017 tarihli "özel inceleme raporu" başlıklı raporda yer alan tespitler ışığında, şüphelinin iş bu dosyadaki şikâyet konusu eylemleri ile Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/552 Esas dosyası kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dava konusu edilen eylemlerinin farklı olduğunun ısrarla belirtilmesi ve diğer davadan farklı olarak bu dosyada şüphelinin şirket cari hesapları üzerinde sahtecilik yaptığının da iddia edilmesi karşısında, şüphelinin şikâyetçi şirkette çalıştığı tarihler net olarak tespit edilerek, her iki dosyadaki eylemlerinin mükerrer olup olmadığının ortaya konulması bakımından bilirkişi raporu aldırılması ile eylemlerin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirilen zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna vücut verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi, diğer dosyada dava konusu yapılmayan özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin iddialar yönünden de araştırma yapılmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "...yapılan araştırmada müşteki vekilinin iddia ve anlatımları ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2017/11706 soruşturma sayılı dosyası üzerinden yapılan soruşturma neticesinde 15/09/2017 tarihinde 2017/17571 nolu iddianame ile Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davasını açıldığı ve 2020/24 esas sırasına kaydının yapıldığı akabinde mahkemece 2017/552 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamanın devam ettiği, şüphelilerinin Erdal Kesen ve ... olduğu, suç konusunun aynı olduğu ve aynı zaman dilimini kapsadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve bozma gereğinin yerine getirilmemesi suretiyle eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine hükmedilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 05.10.2020 tarihli ve 2020/3991 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.