11. Ceza Dairesi 2023/3855 E. , 2024/5696 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/248 E., 2022/26 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2022 tarihli ve 2021/248 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci ve 52 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 07.06.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2023/112 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59300 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59300 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dolandırıcılık suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 35/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/05/2015 tarihli ve 2012/499 esas, 2015/147 sayılı kararının, sanık tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2015 tarihli ve 2015/423 değişik iş sayılı kararı ile 18/06/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 23/12/2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun'un 157/1, 35/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/01/2022 tarihli ve 2021/248 esas, 2022/26 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,
1-02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253/1. madde hükmü uyarınca, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması nedeniyle, anılan Kanun'un 254. maddesi uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/05/2015 tarihli kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama esnasında savunmasının alınması için "Gazi Mah. 1344. Sk. No:32 İç Kapı No:1 Sultangazi/İstanbul" adresine, 5271 sayılı Kanun'un 195. maddesi gereğince gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceği şerh düşülerek gönderilen çağrı kağıdının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 10/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, akabinde sanığın savunmasının alınamadığı ve başkaca işlem yapılmadan hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmış ise de,
7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır..." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti halinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılması gerektiği,
Somut olayda, 5271 sayılı Kanun'un 195. maddesi gereğince gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceği şerhini haiz tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca "Gazi Mah. 1344. Sk. No:32 İç Kapı No:1 Sultangazi/İstanbul" adresine tebliğ edilmesini müteakip başkaca işlem yapılmaksızın hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, dosya kapsamında anılan adrese daha önce kanuni usullere göre yapılmış bir tebligat bulunmadığı ve yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, 5271 sayılı Kanun'un sanığın yokluğunda duruşma başlıklı 195. maddesinde; ''Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.'' şeklindeki hüküm uyarınca, anılan suçtan dolayı sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de,
Mahkemesince sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis ve 600 gün adli para cezalarının belirlenmesini müteakip, anılan Kanun'un 35/1. maddesi uyarınca 1/2 oranında yapılacak artırım sırasında hesap hatası yapılarak 1 yıl hapis ve 300 gün adli para cezaları yerine 1 yıl 6 ay hapis ve 300 gün adli para cezalarına hükmolunmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.", aynı Kanun'un 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değişik 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; "(Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Dolandırıcılık suçunun, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." ve aynı Kanun'un 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değişik 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde; "Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükümleri yer almaktadır.
2. 5237 sayılı Kanun’un zaman bakımından uygulama
başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." denilmektedir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmıştır.
4. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrası; "Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır." ve aynı Kanun'un 254 üncü maddesinin birinci fıkrası ise; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklinde düzenlenmiştir.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihi olan 15.02.2012 tarihinde, sanığın inceleme dışı sanık ile iştirak halinde hareket ederek, kendilerini komiser olarak tanıtıp katılanı aldatarak hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmeye çalıştıklarının iddia ve kabul olunması karşısında; suç tarihi itibarıyla lehe olan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulmasına rağmen, 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmemesi ile hapis cezasına ilişkin hüküm kurulurken, tayin olunan 2 yıl hapis cezasından 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapıldığında, sonuç cezanın 1 yıl hapis yerine, 1 yıl 6 ay hapis olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi
Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebindeki (1) ve (3) numaralı düşünceler yerinde görülmüş; bununla birlikte, yokluğunda hükmün açıklanacağına ilişkin meşruhatlı tebligatın sanığın sorgusunda bildirdiği adresten bila tebliğ dönmesi üzerine, 10.11.2021 tarihli tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılmış olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin (2) numaralı düşünce yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (2) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemindeki (1) ve (3) numaralı düşünceler yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE,
3. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2022 tarihli ve 2021/248 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!