11. Ceza Dairesi 2023/3825 E. , 2024/5287 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2020/1146 Değişik İş
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.11.2019 tarihli ve 2018/21634 Soruşturma, 2019/19889 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 17.03.2020 tarihli ve 2020/1146 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.03.2020'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/8103 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/62080 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/62080 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müşteki tarafından verilen 22/06/2018 tarihli beyanında, 2014 yılında İzmir ilinde araç kiralama sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme imzalama esnasında iradesi dışında bu senedin kendisine imzalatılmış olabileceğini beyan etmesi karşısında, müştekinin ifadesinde geçen araç kiralama işlemine ilişkin yazılı delillerinin olup olmadığının sorularak, araç kiraladığı kişi/şirkete ilişkin araştırma yapılıp ilgili kişilerin tespit edilmesi ifadelerine başvurulması, gerekli bulunması halinde kriminal incelemeye esas olmak üzere imza ve yazı örneklerinin alınması, suça konu senet üzerinde yer alan ciro silsilesindeki şüpheli ...'nın senedi aldığını iddia ettiği ... isimli kişiye ilişkin kimlik tespitine yarar bilgi veremediği gibi aralarında mevcut olduğunu iddia ettiği ticari ilişkiye yönelikte bir belge sunmadığı, diğer yandan 02/10/2019 tarihli Kriminal uzmanlık raporunda, senet üzerinde yer alan yazıların ... veya ... el ürünü olup olmadığının tespiti için yeterli örneğin bulunmadığının belirtildiği nazara alındığında, adı geçen şüphelilerin yeterli yazı örneklerinin temin edilerek kriminal incelemeye tabi tutulması, ayrıca senet ön yüzünde yer alan imza ve yazıların farklı kalem kullanılıp kullanılmadan doldurulup doldurulmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması, müşteki tarafından şüpheliler aleyhine açıldığı belirtilen Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/384 esas sayılı menfi tespit davasının sonucunun beklenilmesi ayrıca bu dosyaya ibraz edilen maddi deliller varsa resen celp edilerek incelenmesi ve sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin araç kiralama sözleşmesi ekinde imzaladığı boş senedin, lehtarı şüphelilerden ... olacak şekilde 15.06.2015 düzenleme ve 15.09.2015 vade tarihli, 29.000,00 TL bedelli bono haline getirilerek, diğer şüpheliler ... ve ... tarafından da ciro edildikten sonra şüpheli ... tarafından Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2018/2263 Esas sırasında şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şikâyetçinin 2014 yılında hangi iş yerinden araç kiraladığı, bu kiralama işlemine dair elinde herhangi bir belge olup olmadığı yönünde ayrıntılı olarak beyanına başvurulması, araç kiraladığı iş yerine ilişkin araştırma yapılarak yetkilisi/yetkililerinin tespitine çalışılması ile imza-yazı örnekleri alınarak, şüpheliler ... ve ...'in de mukayeseye esas nitelikte yazı örnekleri temin edilerek senet üzerindeki yazı ve imzaların şüphelilere ait olup olmadığı, yazıların farklı kalemle yazılıp yazılmadığı ve senedin mutad senetlerden olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, Denizli 2. İcra Dairesinin 2018/2263 Esas, Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/307 Esas ve Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/384 Esas sayılı dosyaları ile suça konu senetten kaynaklanan diğer hukuk/icra dosyalarının getirtilip incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şikâyetçi vekilinin bu yöndeki talebi doğrultusunda şüpheliler hakkında benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığı da araştırıldıktan sonra sonucuna göre; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı, bu itibarla şüphelilerin eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarına vücut verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken; "...kriminal raporu göz önünde bulundurulduğunda belgenin sahte düzenlenmediği, hile ve desise kullanmak suretiyle gerçekleştirilen herhangi bir eylemin bulunduğu yönünde iddianame düzenlemeye yeter şüphe oluşturabilecek delilin bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 17.03.2020 tarihli ve 2020/1146 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!