WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/3820 E.  ,  2024/6863 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/5681 Değişik iş
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 22.09.2022 tarihli ve 2022/52001 Soruşturma, 2022/26283 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Kayseri 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/5681 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14.11.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2023/2583 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61976 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61976 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müşteki ve vekilinin, şüphelinin Mevlana isimli apartmanda görevli olduğunu, asansör bakım ücreti, temizlik ücreti ve aidat ücretlerinin kat sakinleri tarafından şüpheliye elden ödenmesine rağmen şüpheli tarafından uhdesinde tutularak apartman yöneticisine teslim edilmediği gibi ilgili asansör bakım firması ve temizlik şirketine de ödeme yapılmadığından bahisle şikâyetçi olması üzerine, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin apartman aidatı toplama nedeniyle yaşanan anlaşmazlık neticesinde iş akdinin sona erdiği, şüphelinin kalan alacaklarının bulunması nedeniyle bir miktar parayı alacaklarına mahsup ettiği, bu haliyle atılı suçun meydana gelmeyeceği, ihtilafın alacak verecek kaynaklı hukuki mahiyette olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan asansör ve temizlik firma yetkililerinin beyanlarında şüpheli tarafından kendilerine ödeme yapılmadığını beyan ettikleri, müşteki vekili tarafından şikayet dilekçesi ekinde sunulan belgede bir takım apartman sakinlerinin aidat ödemelerine ilişkin ıslak imzalı tutanağın mevcut olduğu, şüphelinin iş akdinin sona ermesi nedeniyle alacaklı olduğuna dair şüpheli soyut beyanı dışında bir delilin mevcut olmadığı nazara alındığında, şüphelinin görev yaptığı apartman sakinlerinin ayrı ayrı beyanlarının alınarak, asansör bakım ücreti, temizlik ücreti ve aidat ücretlerinin şüpheliye ödenip ödenmediğine dair beyanlarının alınması, mevcut ise ödemelere ilişkin evrakların temin edilmesi, bu şekilde şüpheli tarafından tahsil edilen ödeme miktarlarının tespit edilerek, şüpheli tarafından apartman yönetimine teslim edilen veya ilgili firmalara yapılan ödeme miktarın olup olmadığının belirlenerek şüphelinin hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“ şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; apartman görevlisi olan şüphelinin, toplanan bir kısım aidatlar ile asansör ve temizlik giderleri için toplanan paraları ilgili yerlere teslim etmemek suretiyle atılı suçu işlediğinin iddia olunması, şüphelinin alınan ifadesinde; maaşı toplanan aidatlar içinden ödendiğinden bir miktarını maaşına saymak suretiyle aldığını söylemesi ile asansör ve temizlik firması sahiplerinin alınan beyanlarında; kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını bildirmeleri karşısında; şikayet dilekçesi ekinde sunulan ve aidatları şüpheliye teslim ettiğini belirten bina sakinlerinin beyanlarına başvurulması, toplanan para miktarının tespit edilmesi, şüphelinin savunması doğrultusunda araştırma yapılarak maaşının ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, ödemelere ilişkin evrakların, defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, şüphelinin uhdesinde kalan para olup olmadığının varsa miktarının kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya konulması, İş Mahkemesinde görülen dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken; "...taraflar arasında aidat toplama nedeniyle yaşanan anlaşmazlık sebebiyle iş aktinin sona erdiği, şüphelinin kalan alacaklarının bulunduğu bu nedenle bir miktar parayı alacaklarına mahsup ettiği, bu haliyle atılı suçun meydana gelmeyeceği, ihtilafın ceza yargılamasının konusu olamayacağı ve taraf arasındaki anlaşmazlığın alacak verecek kaynaklı hukuki ihtilaf olduğu bu nedenle hukuk mahkemelerinde dava açılabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Kayseri 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/5681 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde karar verildi.