WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/3782 E.  ,  2024/5690 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/1558 Değişik iş
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Didim (Yenihisar) Cumhuriyet Başsavcılığının 11.03.2022 tarihli ve 2022/1821 Soruşturma, 2022/1140 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Söke Sulh Ceza Hakimliğinin 08.06.2022 tarihli ve 2022/1558 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 08.06.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/24431 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60230 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60230 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, şüphelinin eyleminin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güveni Kötüye Kullanma" başlıklı 155/1. maddesinin; "Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenleme ile,
Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi'nin 10/04/2013 tarihli ve 2011/22344 esas, 2013/6656 sayılı ilâmında yer alan " ... Somut olayda: katılanın, arkadaşı olan sanık ......'e aracını satacağını söylediği sanığın yardımcı olacağını söylemesi üzerine araç satışı için sanığa vekaletname verdiği, sanığında aracı 20.000 TL'na sattığını söyleyip aldığını belirttiği 500 TL kaparoyu katılana verdiği ve aracı vekaletnameye istinaden satmış olduğu halde parasını vermemek şeklinde gerçekleşen olayda; Sanık ......'in katılanın arabasının satışı için aldığı vekaletname ile aracı sattıktan sonra parasını vermemekten ibaret eyleminin 5237 Sayılı TCK'nun 155/1.maddesinde öngörülen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Müştekiler vekilinin şikayet dilekçesinden özetle; müvekillerinin sahibi olduğu Didim İlçesi Akyeniköy Mahallesi, Çatalan Mevkiinde kain ve tapunun 705 parsel numarasında bulunan taşınmazın satışı için şüpheli Ekrem Muslu'ya noter aracılığı ile 2016 yılında "Düzenleme Şeklinde Vekaletname" verdiklerinin, şüphelinin söz konusu taşınmazın satış işlemlerini gerçekleştirdiğinin, işlemlere ilişkin müştekilere bilgi vermediği gibi satıştan alınan edimi de vermediğini iddia ettiği somut olayda; şüphelinin ifadesinin alınması, söz konusu taşınmaza ilişkin bedel araştırması yapılması ve taşınmazın devredildiği kişinin bilgi sahibi sıfatıyla beyanın alınması, şüphelinin söz konusu taşınmazı sattıktan sonra bedelinin müştekilere teslim edilip edilmediği tespit edildikten sonra sonucuna göre, şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçilerin, Aydın İli, Akyeniköy Mahallesi, Çatalalan mevkii 705 parselde bulunan taşınmazlarının satışı için şüpheliye vekaletname verdiklerinin, aradan geçen süre zarfında kendilerine herhangi bir bilgi verilmemesi üzerine yaptıkları araştırma neticesinde, taşınmazın satıldığını ve satış bedelinin şüpheli tarafından alındığını öğrendiklerinin, buna karşın şikâyetçilere ödenen herhangi bir para olmadığının iddia olunması karşısında; şüphelinin ifadesinin alınması, taşınmazın ne kadar bedelle kime satıldığı belirlenerek bu kişinin beyanına başvurulması, satış bedelinin ödenip ödenmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde tespit edilmesi, varsa bu hususa ilişkin belgelerin dosyaya getirtilerek incelenmesi, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...taraflar arasında alacak verecek ilişkisi bulunduğu, bu nedenle müştekiler vekilinin müracaatına konu olayın hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığı, taraflar arasında özel hukuk hükümlerine göre çözümlenmesi gereken bir sorun olduğu, müştekinin söz konusu şikayetiyle ilgili olarak hukuk mahkemelerinde dava açma serbestisinin bulunduğu, müraacata konu olayda kamu adına soruşturma ve kovuşturma yapmayı gerektirir herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Söke Sulh Ceza Hakimliğinin 08.06.2022 tarihli ve 2022/1558 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.04.2024 tarihinde karar verildi.