11. Ceza Dairesi 2023/3339 E. , 2024/4921 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/442 Değişik iş
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.01.2021 tarihli ve 2021/442 Değişik İş sayılı kararına yönelik Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.05.2023 tarihli ve 2021/14672 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55759 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55759 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, şüphelinin müşteki hakkında İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/6466 değişik iş sayılı dosyasında 1.235.000,00 Türk lirası bedelli, 06/03/2015 tanzim, 01/09/2017 vade tarihli senet için ihtiyati haciz kararı aldırdığı, bu karar sonrasında İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün 2018/24332 esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurduğu, takibe konu bononun sahte olduğu, senedin müşteki tarafından düzenlenmediğinden bahisle şüpheli hakkında şikayetçi olunması üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/12/2020 tarihli kararı ile müştekinin şikayetinin mükerrer kayıt olduğu, farklı dosyalarda belirtmiş olduğu hususların yeni delil mahiyetinde olmayacağından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de,
Müşteki vekilinin dilekçesinde, şüpheli tarafından düzenlenen soruşturma konusu senetle tıpa tıp aynı yazı ve rakamlara sahip nitelikteki başka bir bonoda bulunan imzaların müştekiye ait olmadığının tespit edildiği, sözkonusu senetteki yazıların da şüphelinin eli ürünü olduğunun tespit edildiği, şüpheli hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/203 esas sayılı dosyasında açılan kamu davasının devam ettiğine ilişkin belgeleri ibraz ederek, yeni delillere dayalı olarak şüpheli hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 172/2. maddesi uyarınca kamu davası açılmasını, bu kapsamda Adli Tıp Kurumundan rapor temin edilmesini talep etmesi karşısında, şüpheli hakkında sunulan delillerin 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca yeni delil mahiyetinde olup olmadığı hususunda Sulh Ceza Mahkemesinden karar talebinde bulunulması gerektiği gözetilmeden, itirazın bu nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“ şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
3. 5271 sayılı Kanun’un, 172 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." denilmektedir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelinin, şikâyetçi adına düzenlenen 06.03.2015 tarihli ve 1.235.000 TL bedelli bonoya istinaden İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/6466 Değişik İş sayılı dosyası kapsamında aldırdığı ihtiyati haciz kararını müteakip, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün 2018/24332 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığının, ancak bonoda bulunan keşideci imzasının şikâyetçinin eli ürünü olmadığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2019 tarihli ve 2018/180455 Soruşturma, 2019/99264 Karar sayılı kararı ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz sonrası, 05.12.2019 tarihinde merci kararı ile itirazın reddine karar verildiği, şikâyetçi vekilinin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 02.12.2020 tarihli dilekçesi ile aynı konu hakkında daha önce şikâyetçi olduklarını, ancak sonradan ortaya çıkan yeni deliller neticesinde şüpheli hakkında kamu davası açılmasını talep ettiklerini, bu doğrultuda şüphelinin sahte olarak düzenlediği ve bizzat şikâyetçiden aldığını belirttiği birden fazla bononun bulunduğunu, bunlardan 15.11.2016 tanzim tarihli bono yönünden yürütülen soruşturma kapsamında alınan 07.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda, imzanın şikâyetçiye ait olmadığının ve şikâyetçinin imzasının iğfale açık olduğunun tespit edildiğini, nitekim bu bono yönünden şüpheli hakkında kamu davası açıldığını, şikâyet konusu 06.03.2015 tanzim tarihli bonoda bulunan imza ve rakamların da 15.11.2016 tanzim tarihli bono ile birebir aynı olduğunu, benzer şekildeki 06.03.2016 vade tarihli bir başka bono yönünden ise soruşturmanın devam ettiğini ve şüphelinin imza ve yazı örneklerinin alındığını, belirtilen yeni deliller doğrultusunda imza ve yazı incelemesi yapılması gerektiğini bildirdiği, şikâyetçi vekilinin dilekçesini müteakip İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2020 tarihli ve 2020/205754 Soruşturma, 2020/109894 Karar sayılı kararı ile "...UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada; müşteki Mehmet Yavuz'un aynı olayla ilgili şikayetinden dolayı Başsavcılığımızca yürütülen 2018/180455 soruşturma numaralı dosyasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar'ı verildiği, müşteki vekilinin karara karşı yapmış olduğu itirazın Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildiği, farklı dosyalardaki belirtmiş olduğu hususların yeni delil mahiyetinde değerlendirilemeyeceği, şayet eksik inceleme ile karar verildiği düşünülüyorsa daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın reddine dair karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin gerektiği, bu bağlamda; müştekinin şikayetinin mükerrer olduğu, aynı olayla ilgili olarak daha önce yürütülen soruşturma ve dolayısıyla verilen karar bulunduğundan; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 7. Protokolü 4. maddesinde belirtildiği üzere mükerrer yargılama yapılamayacağından ve ayrıca hukukun temel ilkelerinden olan Ne Bis İn İdem (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olamayacağı) ilkesi gereğince vaki bu ikinci şikayet üzerine yapılan soruşturma sonucunda şüpheliler hakkında mükerrer yargılama olmaması için kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin gerektiği..." gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.01.2021 tarihli ve 2021/442 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiş ise de; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/180455 Soruşturma sayılı dosyası getirtilip incelendikten sonra, talepte gösterilen hususların yeni delil mahiyetinde olup olmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak dosyanın yeniden ele alınmasının gerekip gerekmediği konusunda gerekçesi de gösterilerek bir karar verilmesi yerine, bu hususlar değerlendirilmeden itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.01.2021 tarihli ve 2021/442 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!