11. Ceza Dairesi 2023/329 E. , 2024/7724 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/61 E., 2016/1189 K.
SUÇLAR : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma
Sanığın temyizi yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, katılanın temyizi yönünden; 1412 sayılı Kanunu’nun 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 19.08.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 Tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/1189 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
2. Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık temyizinde özetle; Mahkemede kayda alınmadığı, kredi kartının tüm zararını karşıladığı, suçun oluşmadığı, mağdurun zararını giderip gidermeyeceği hakkında beyanının alınmadığı, somut, subüta dair kuşkudan uzak delil bulunmadığı, beraati gerektiğindan bahisle kararın bozulmasını istemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İddianamede özetle; katılana ait olan, içinde nüfus cüzdanı ile İş Bankası ve Akbank kredi kartlarının bulunduğu cüzdanın aracının torpido gözünde iken, babası tarafından temizlik için bırakıldığı AVM'nin kapalı otoparkında faaliyet gösteren otoyıkama işyerinden çalındıktan sonra, İş Bankası kredi kartıyla çeşitli işyerlerinden toplamda 5.000,00 TL, Akbank kredi kartıyla ise yine farklı işyerlerinden toplamda 1.000,00 TL harcamalar yapıldığı, harcama yapılan işyerleri kapsamında temin edilen belgelerde katılana atfen atılan imzaların sanığın olduğu, ayrıca, sanığın şikayete konu nüfus cüzdanını kullanarak işlediği irtibatlı suçların Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/910 Esas sayılı dosyasında yargılandığından bahisle sanığın hırsızlık ve zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçlarından cezalandırılması istenmiştir.
2. Sanık savunmasında özetle, suçlamaları reddetmiştir.
3. Katılan özetle, iddia yönünde beyanda bulunmuştur.
4. Mahkemede bir kısım şahitler dinlenmiştir.
5. Bilirkişi raporunda özetle, katılanın kredi kartı ile çekilmiş 3 adet slip üzerindeki katılan adına atılı imzaların, katılanın eli ürünü olmadığı, sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
6. İddianamedeki bahsi geçen Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/910 Esas sayılı dosyasının fiziki dosyaya alınan belgelerinden ve Uyap üzerinden yapılan incelemede, sanığın, mahkeme sorgusunda, katılanın nüfus cüzdanını bulduğunu ve 4 hat 2 telefon aldığını daha sonra sattığını beyan ettiği, 5809 sayılı Yasa'ya aykırılık suçundan kesin nitelikte 1.000,00 TL adli para cezasına mahkum edildiği görülmüştür.
7. Katılanın, cüzdanın çalındığına dair 20.11.2013 müracaatı bulunduğu anlaşılmıştır.
8. Mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde sanık hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Katılanın Temyizi Yönünden
Katılanın yokluğunda tefhim edilen hükmün katılana 11.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunu’nun 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 19.08.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmıştır.
B. Başkasına Ait Banka Veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Suç tarihi bakımından; iddianamede bahsedilen ilk harcamanın hesap ekstrelerine göre 31.10.2013 tarihinde, iddianamede bahsedilen son harcamanın ise hesap ekstrelerinde 05.11.2013 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından, gerekçeli karar başlığında "30.10.2013-30.11.2013" şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin "31.10.2013- 05.11.2013 arası" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
C. Hizmet Nedeni İle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. İddianamede hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasının yer almadığı ve atılı eylemin "hırsızlık" olarak tanımlandığı, sanık hakkındaki yakalama emrinde 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası bakımından ek savunma hakkı verilmesi belirtilmiş ise de yakalama emri sonucu alınan mahkeme sorgusunda sanığa 5271 sayılı Kanun'n 226 nci maddesine uygun şekilde ek savunma hakkı verilmediği, mahkeme gerekçesinde “yakalama emrinde ek savunmanın alınması gerektiği belirtilmiş, sanık yakalandığına yakalama evrakımız sanığa okunmuş, böylece ek savunmaya ilişkin ifadenin de tek bir savunma içerisinde alındığı kabul edilmiştir” açıklaması yer almış ise de bunun usulüne uygun verilmiş bir ek savunma hakkı olarak kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki, gerekçede belirtilenin aksine, sanığa yakalama emrinin içeriğinin okunduğuna dair bir kayıt da bulunmadığı hususlarının anlaşılması karşısında, sanığa usulüne uygun şekilde ek savunma hakkı verilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Katılanın babasının aracı, torpido gözünde katılana ait cüzdan ve içinde katılanın kredi kartları ile nüfus cüzdanının bulunduğu halde ... AVM'nin kapalı otoparkında faaliyet gösteren oto yıkamacıya bıraktığı, katılanın cüzdanının muhtemelen bu oto yıkama işyerinden çalındığının iddia edildiği, sanığın suçlamayı reddettiği, katılanın “sanığı tanımıyorum, kendi imkanlarım ile öğrendiğim kadarı ile Bursa'da oto yıkama yağlama işi yapıyormuş. Babam hırsızlıktan önce bu oto yıkama yağlamacıya gitmiş. Bu oto yıkama dükkanı Bursa'da Carrefour'un altındaki oto yıkamadır. Cüzdan da orada çalınmıştır.” şeklindeki beyanı ve araca zarar verilmediği bilgisi haricinde dosyada, sanığın, suç tarihi itibari ile katılanın babasının aracı bıraktığı belirtilen oto yıkamacı olup olmadığı, o oto yıkamacıda çalışıp çalışmadığı, o oto yıkamacı ile herhangi bir ilgisi olup olmadığı, var ise nasıl bir ilgisi olduğu hakkında hiç bir araştırma yapılmadığı, somut hiç bir bilgi toplanmadığı hususlarının anlaşılması karşısında; katılanın babası ve katılan duruşmada dinlenerek, gerekirse kolluk vasıtası ile Carrefoursa ve sair yerlerden sorularak suç tarihi itibari ile katılanın babasının aracı bıraktığı oto yıkama işyerinin ve suç tarihi itibari ile oto yıkamacıyı işleteninin somut olarak tespit edilmesi, katılanın babasının ve suç tarihinde oto yıkama işyerini işleten kişi dinlenerek sanığın suç tarihi itibari ile oto yıkama işyeri ile ne gibi bir ilgisi olduğu, ilgisi olup olmadığı, katılanın babasının aracını sanığa mı bıraktığı/ kime bıraktığı hususlarının aydınlatılması, gerekmesi halinde katılanın babasına ve oto yıkamacıya sanığın teşhis ettirilmesi, aynı konularda sanığın da savunmasının alınması, sanığın nüfus cüzdanı ile kartları nasıl ele geçirdiği hususlarına dair deliller toplanıp, cüzdanı aracın torpido gözünden alma eylemini sanığın gerçekleştirip gerçekleştirmediği, sanık gerçekleştirdi ise somut olarak nasıl gerçekleştirdiği ortaya konarak, ayrıca sanığın oto yıkamacı ile olay tarihinde ilişkisi olup olmadığı, var ise niteliği netleştirilerek, cüzdanı, içindeki kartları araçtan sanığın alıp almadığı, sanık almış ise eyleminin hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu mu yoksa hırsızlık suçunu mu oluşturduğu net bir şekilde belirlenerek, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir iken eksik araştırma ve inceleme ile sanığın oto yıkamacıda çalıştığı ve katılanın cüzdanını sanığın aldığı kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmesi,
3. Kabule göre de; sanık hakkındaki hükme esas alınan 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle sanık hakkındaki hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılanın Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle katılanın yokluğunda tefhim edilen hükmün katılana 11.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunu’nun 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 19.08.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılanın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Başkasına Ait Banka Veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 Tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/1189 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Hizmet Nedeni İle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 Tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/1189 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!