WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/3107 E.  ,  2023/5858 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/247 E., 2020/259 K.
ŞİKAYETÇİ : Fatoş Samur
SUÇ : Bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2020 tarihli ve 2020/247 Esas, 2020/259 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 504 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 59 uncu maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.428,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 18.01.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.05.2023 tarihli ve 2022/25731 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/54840 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/54840 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" 1-)Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 22/04/2021 tarihli ve 2021/2826 esas, 2021/4897 karar sayılı ilamında "...Şikayetçinin, kendisine ait kredi kartını ilgili banka ATM'sine takmasına rağmen geri alamaması üzerine olay yerinden ayrıldığı, akabinde sanığın söz konusu kredi kartını hukuka aykırı olarak ele geçirerek kart hesabından 400 TL kendisi için çektikten sonra, 50 TL ile yakıt aldığı, ayrıca başkasının telefonuna 37,50 TL'lik kontör yükleyerek yarar sağladığı, bu suretle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; haksız menfaatin hileli hareketler sonucu temin edilmemiş olması karşısında, sanığa isnat edilen eylemin 765 sayılı TCK'nın 525/b-2 maddesinde düzenlenen otomatik bir sistemi kullanarak hukuki yarar sağlama suçu kapsamında kaldığı dikkate alınarak,.." şeklinde belirtildiği üzere,
Dosya kapsamına göre; sanığın, müştekinin kaybettiği kredi kartını ele geçirip inceleme dışı sanık Serkan Yanık'a ait işyerinden 21/09/2004 tarihinde harcama yaparak 2 adet cep telefonu ve kontör satın almak suretiyle haksız yarar sağladığının iddia ve kabul edildiği olayda, her ne kadar Mahkemece bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
Haksız menfaatin hileli hareketler sonucu temin edilmemiş olması karşısında, sanığa isnat edilen eylemin suç tarihi itibariyle lehine olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 525/b-2. maddesinde düzenlenen otomatik bir sistemi kullanarak hukuki yarar sağlama suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2-)Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp açıklanmasına karar verildiği, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirken 765 sayılı Kanun'un 504/3 ve 5252 sayılı Kanun'un 5 ve 6. maddeleri uyarınca belirlenen 2.914,00 Türk lirası adli cezasından 765 sayılı Kanun'un 59/2. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılarak 2.428,00 Türk lirası adli para cezası yerine 1.428,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedildiği, bu hatanın sanık lehine kazanılmış hak olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gibi yapılan hesap hatasının da sanık lehine kazanılmış hak olduğu cihetle, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanarak ilk hükümde yer alan 1.428,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, 2.428,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. Sanık hakkında gerek hüküm kurulan 765 sayılı Kanun'un 504 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, gerekse aynı Kanun'un 525/b maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, lehe olan 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının kesinleştiği 13.01.2010 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun suç tarihi olan 25.09.2013 tarihi (en aleyhe kabulle) arasında zamanaşımının durduğu ve durma süresi de dikkate alındığında, suç tarihinden hüküm tarihine kadar 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
3. 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2020 tarihli ve 2020/247 Esas, 2020/259 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE,

4. Sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.09.2023 tarihinde karar verildi.