WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/3104 E.  ,  2024/4573 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/3436 Değişik İş
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.03.2022 tarihli ve 2020/103082 Soruşturma, 2022/44286 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/3436 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.06.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.05.2023 tarihli ve 2022/27488 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55658 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55658 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin 16/01/2019 tarihli şikayet dilekçesi ile dilekçe içeriğinde bilgileri belirtilen çeklerin müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket adına şüpheliler ... ve ... tarafından sahte imzalar atılmak suretiyle düzenlendiği ve bu çeklerin ciro edilmesi akabinde karşılıksız çıkması sebebiyle müvekkiline karşı davalar açıldığı, ayrıca şüphelilerin müvekkilinin yetkilisi olduğu şirkete ait malları kaçırdığı, bu cihetle müvekkilinin zarara uğrattıklarının tespit edildiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine 2019/10466 soruşturma sayılı dosya üzerinden başlatılan soruşturma devam ederken, müşteki vekilinin 12/03/2019 tarihli şikayet dilekçesi ile şüpheli ...'ün müvekkilin bilgisi veya yetkilendirmesi bulunmadan müvekkiline ait şirket üzerinden ihracat yaptığı, bu durumdan ihracat yapılan şirketin müvekkiline ulaşması üzerine haberdar olunduğu, ayrıca ihracata ilişkin fatura tespit edildiği, bu kapsamda müvekkilinin şüpheli tarafından zarara uğratıldığından bahisle şikayetçi olması üzerine 2019/50329 soruşturma sayılı dosya üzerinden başlatılan soruşturma üzerine, bu soruşturma dosyası ile devam etmekte olan 2019/10466 soruşturma sayılı dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu cihetle dosyaların birleştirilmesine ve soruşturmaya 2019/10466 soruşturma sayılı dosya üzerinden devam edilmesine dair karar verilmesini müteakip, 03/07/2020 tarihli ve 2019/10466 soruşturma, 2020/4401 sayılı ayırma kararı ile şüpheli ... hakkında görülmekte olan soruşturmanın tefriki ile 2020/103082 soruşturma sayılı dosyaya kaydına karar verilmesini takiben, 03/07/2020 tarihli ve 2019/10466 soruşturma, 2020/4399 sayılı ayırma kararı ile şüpheliler ... ve ... haklarında başlatılan soruşturmaya esas olan 26/09/2018 tarihli ve 50.000,00 Türk lirası bedelli, 11/10/2018 keşide tarihli ve 52.380,00 Türk lirası bedelli, 19/12/2018 tarihli ve 26.940,00 Türk lirası bedelli, 11/09/2018 keşide tarihli ve 32.900,00 bedelli çekler yönünden görülmekte olan soruşturmanın tefriki ile 2020/103045 soruşturma sayılı dosyaya kaydına karar verilmesini müteakip, şüpheliler ... ve ... haklarında başlatılan soruşturmaya esas olan 29/10/2018 tarihli ve 30.000,00 Türk lirası bedelli çek yönünden görülmekte olan soruşturmada suç yeri itibarıyla dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair 03/07/2020 tarihli ve 2019/10466 soruşturma, 2020/4399 sayılı yetkisizlik kararını takiben, şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda müştekinin iddia ettiği firmaya ürün satıldığına dair, sahte olarak tanzim edilen evrak asıllarına ulaşılamadığı ve fotokopi evrak üzerinden evrakın sahteliğinin incelenemeyeceği, şüphelilerin ihracat evraklarına müştekinin yerine sahte imza attıklarına dair soyut iddia dışında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli delil bulunmadığından bahisle 16/03/2022 tarihli ve 2020/103082 soruşturma, 2022/44826 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
1- 2020/103082 soruşturma sayılı dosyanın şüpheli ... hakkında yapılan şikayet üzerine özel belgede sahtecilik ve tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçlarından başlatılan soruşturma ile ilgili dosya olmasına karşın bu soruşturmaya esas olmayan suçların ve şüphelilerin soruşturma dosyasına dahil edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
2- Müşteki vekili tarafından ileri sürülen, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket adına şüpheli ... tarafından ihracat yapıldığına dair iddiaların araştırmaya muhtaç bulunduğu, bu kapsamda müşteki vekilinin ilgili kayıtların fotokopisini sunmasının savcılığın evrak asıllarını celp etmesine engel teşkil etmeyeceği cihetle, müşteki vekilinin dilekçesinde bildirdiği ...'ın tanık olarak beyanları alınarak, müşteki şirketin defter ve belgeleri ile iddia edilen ihracata ilişkin belgelerin usulünce celp edilerek gerekli görüldüğünde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, müştekinin şikayet dilekçesinden sonra şüphelinin ifadesiyle yetinilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gözetilerek, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin vekili aracılığıyla verdiği 12.03.2019 havale tarihli dilekçesinde, ... Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğunun, şüphelilerden ...'ün bilgi ve rızası dışında şirketi adına ... isimli Irak'ta faaliyet gösteren bir şirkete mal satılmış gibi ihracat evrakları düzenlediğinin, bedeli ilgili şirketten alındığı halde ihracat konusu yapılan ürünlerinin gönderilmemesi nedeniyle şirket yetkililerinin kendisi ile iletişim kurduklarının, daha önce de şüphelinin akrabası olan diğer şüpheli ... ve ... hakkında şirketi adına bilgi ve rızası dışında işlemler yaptıkları, sahte belgeler düzenlediklerinden bahisle şikâyetçi olduklarının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; öncelikle bu soruşturma dosyası ile devam etmekte olan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/10466 Soruşturma sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyaların birleştirilmesine ve soruşturmaya 2019/10466 Soruşturma sayılı dosya üzerinden devam edilmesine dair karar verilmesini müteakip, 03.07.2020 tarihli ve 2019/10466 Soruşturma, 2020/4401 Karar sayılı ayırma kararı ile şüpheli ... hakkındaki şikâyetler yönünden soruşturmanın tefrikine ve 2020/103082 Soruşturma sayılı dosya üzerinden işlemlere devam olunmasına karar verildiği, bu soruşturma devam ederken gerek şikâyetçi vekilinin dilekçeleri, gerekse de şüpheli ...'ün beyanları doğrultusunda atılı eylemlerin ... ile şüpheliler ... ve ... tarafından iştirak halinde gerçekleştirildiği değerlendirilerek bu yönde soruşturma işlemlerine devam olunduğunun anlaşılması karşısında, şikâyetçinin bilgi ve rızası dışında sahte belgelerle şirketi adına ihracat yapıldığı iddiaları yönünden yürütülen soruşturmanın tüm şüphelilere yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/10466 Soruşturma sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak, bu dosya ile şüpheliler ve şikâyetçi arasındaki iddialara ilişkin diğer tüm soruşturma dosyalarının getirtilerek incelenmesi, mükerrer soruşturma bulunup bulunmadığı tespit edilerek, bu soruşturmayı ilgilendiren delilerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şüpheli ...'ün beyanının alınması, ... Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı, dosyada sureti bulunan faturalar ve 28.06.2018 tarihli Menşe Şehadetnamesinin gerçek olup olmadığı hususları İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü ve ilgili diğer kurumlar nezdinde araştırılarak, belge asıllarının temini halinde bu belgeler üzerinde yer alan yazılar ve şikâyetçi adına atılan imzaların şikâyetçi veya şüphelilerin eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, ...'ın tanık olarak bilgisine başvurulması, ... isimli şirketin Türkiye’de temsilciliği bulunup bulunmadığı belirlenerek, suça konu olayla ilgili şikâyetçi veya şüpheliler aleyhine herhangi bir müracaatta bulunup bulunmadıklarının ortaya konulmasından sonra, sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken; "...Müştekinin iddia ettiği Irakta faaliyet gösteren firmaya ürün satıldığına dair, sahte olarak tanzim edilen evrak asıllarına bir türlü ulaşılamamış olup, fotokopi evrak üzerinden evrakın sahteliği konusunda yasal sağlıklı inceleme yapılamayacağından, bu nedenle de şüphelilerin belirtilen ihracat evraklarına müştekinin yerine sahte imza attıklarına dair soyut iddia dışında haklarında kamu davası açılmasını haklı gösterecek nitelikte ve yeterlilikte delil bulunamadığı" şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/3436 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2024 tarihinde karar verildi.