11. Ceza Dairesi 2023/1304 E. , 2023/5694 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/90 E., 2023/3 K.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre İliç Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2011 ve 2011/11 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle İliç Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2.İliç Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2012 tarihli ve 2011/12 Esas, 2012/39 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına mahkûmiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 08.11.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Sanığın İliç Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2015 tarihli ve 2015/13 Esas, 2015/18 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 26.11.2014 tarihinde işlediği hakaret suçundan mahkûmiyetine kesin olarak karar verilmiş ve inceleme konusu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
3. İliç Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2015/28 Esas, 2015/52 Karar sayılı kararı ile İliç Asliye Ceza Mahkemesinin18.09.2012 tarihli ve 2011/12 Esas, 2012/39 Karar sayılı karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı açıklanarak, sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4.Anılan kararın Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/36815 Esas, 2022/3059 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanması kararında hükmün gerekçesiz kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerineİliç Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2023 tarihli ve 2022/90 Esas, 2023/3 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi, senedin sahte olmadığına ve tanıklar huzurunda suça konu taşınmazı ...'den satın aldığına, katılanın da bunu bildiğine ilişkindir.
Sanığın süre tutum dilekçesi verdiği anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ...'nin oğlu ... ile katılan ...'in aynı üniversitenin su ürünleri bölümünde öğrencilik yapıp arkadaş oldukları ve fakülte bittikten sonra İliç ilçesi Yeşilyurt mezrasında bulunan ve su kaynağı da bulunan ... e ait yerde birlikte alabalık tesisi kurmak istedikleri, 2002-2003 yıllarında alabalık tesisinin kuruluşuna dair resmi işlemlerini tamamlayarak işletmeye başladıkları, sanığın oğlu ile katılanın işlettiği tesisin bulunduğu taşınmazın 2007 yılında kadastro gördüğü, kadastro tutanağında bahse konu taşınmazın sanığın oğlu ... ve ... adına 1/2 hisse ile tescil edildiği ve bu kadastronun kesinleştiği anlaşılmıştır.
2. Bilahare bu yere baraj yapılacağını ve bu sebeple kamulaştırma olduğunu öğrenen sanık ...'nin söz konusu taşınmazı 1999 yılında şahitler huzurunda ... 'ten satın almış gibi senet düzenlediği ve bahse konu taşınmazla ilgili tapu iptali ve tescil davası açtığı bu davada suça konu senedi lehine karar çıkması için İliç Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettiği iddia edilmiştir.
3. Dosya kapsamına göre 15.06.2007 tarihli kadastro çalışmalarında sanık ...'nin de bulunmasına rağmen 1999 yılında satın aldığını öne sürdüğü taşınmaz ile ilgili ne bu senetten bahsettiği, ne de bir beyanda bulunduğu, aksine oğlu ve arkadaşı adına tescil edilmesine katkı sunduğu, senette imzası bulunan iki kişinin sanığın bacanağı ve kayınbabası olduğu dosyaya arasına alınan hukuk dava dosyasındaki tanık beyanları ve keşif tutanaklarından tespit edilmiştir.
4. Tanık M. D. Taşınmazın bulunduğu köyde yaşadığını senette tesisin devrinden bahsedilmiş ise de 1999 yılında alabalık tesisinin henüz kurulmadığını beyan etmiştir.
5. Senette imzası bulunan tanık S. T.'nin 1999 yılında bahse konu taşınmazın satışına tanıklık etmediğini, bu senede imzasının 2009 yılında bir cenazeye giderken alındığını beyan etmiştir.
6. İliç Özel İdare Müdürlüğünün cevabi yazısına göre sanığın 2008 yılında ruhsat işlemleri için suça konu senedin ikincisini kuruma sunduğu, kurumun yazı ekindeki senet örneğinin tanık S. T. 'nin imzasını ihtiva etmediği tespit edilmiştir.
7. Sanığın katılan aleyhine açtığı tapu iptal tescil davasının reddildiği ve Yargıtay'dan geçerek onandığı belirlenmiştir.
8. Senetteki tanık bölümlerinin sonradan eklenip eklenmediğinin tespiti için senet aslı adli tıp kurumuna gönderilmiş ise de kurumun cevabi yazısında bu tespitin yapılmasının mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
9. Mahkemece bahse konu taşınmazın bulunduğu mahalle baraj yapıp kamulaştırılacağını öğrenip tapu iptali ve tescil davası açılarak sanığın sonradan oluşturduğu senedi taşınmazı 1999 yılında satın almış gibi göstererek hukuk mahkemesine ibraz etmek suretiyle kullandığı kabulüyle sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Suça konu belgenin özel belge niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmediği, yalnızca, "belgeyi sahte düzenleme" hareketine yer verildiği, içerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu ve maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verildiği, belge üzerindeki imzaların sahte olduğuna dair bir iddia da bulunmadığından sanığın eyleminin “fikri sahtecilik” olarak kabul edilmesi karşısında, Türk Ceza Kanununda özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi nedenleriyle kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İliç Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2023 tarihli ve 2022/90 Esas, 2023/3 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!