11. Ceza Dairesi 2022/9970 E. , 2023/6434 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/288 E., 2015/223 K.
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik
KARARLAR : Mahkûmiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2015 tarihli ve 2012/288 Esas, 2015/223 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı ... Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası, özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ve resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca (7 kez) 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 25.01.2017 tarihli ve 2016/4098 Esas, 2017/1007 Karar sayılı ilamı ile sanığın temyiz isteminin süre yönünden reddine dair ek kararın onanması suretiyle, sanık ... ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ise itiraz edilmeksizin 28.09.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.09.2022 tarihli ve 2022/1952 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/120802 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/120802 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
”Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, iddianamede sanıklar hakkında yalnızca 157/1, 207/1 ve 53. maddeleri uyarınca dava açılarak cezalandırılmaları talep edildiği halde, sanıklara ek savunma ... tanınmadan 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uygulanması suretiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesine muhalefet edilmek suretiyle yazılı şekilde hükümler kurulmasında isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un suçun niteliğinin değişmesi başlıklı 226 ncı maddesi;
"(1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır."
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında; "...hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487-151 sayılı kararında; ...mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.", şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir..." denilmektedir.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık ... ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık ... ...'ın, şikâyetçiler ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanlarındaki fotoğrafları söküp kendi fotoğraflarını yapıştırarak oluşturdukları sahte nüfus cüzdanlarını kullanmak suretiyle diğer şikâyetçilere ait iş yerlerinden sahte abonelikler yaptırdıkları ve bu aboneliklere bağlı olarak telefon hattı, cep telefonu, notebook, bilgisayar ve çoklu modem aldıkları, suç eşyası olan söz konusu malzemeleri gerçek değerlerinin altında bedellerle değişik tarihlerde inceleme dışı sanıklara sattıklarının iddia ve kabul olunduğu olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında da belirtiği üzere, sanık ... ... yönünden; isteme konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231 ... maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış ve hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının olanaklı görülmediği gibi, her iki sanık yönünden de; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2010 tarihli ve 2010/14539 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesi uyarınca (11 kez), 207 nci maddesi uyarınca (24 kez), sanık ... ...'ın ise aynı Kanun'un 157 nci maddesi uyarınca (7 kez), 207 nci maddesi uyarınca (14 kez) cezalandırılmalarının talep olunduğu, bu nedenle sanıklar lehine olan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca ek savunma verilmesine gerek bulunmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!