WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2022/7955 E.  ,  2024/4390 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/726 E., 2022/968 K.
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan Ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2015/919 Esas, 2018/1034 Karar sayılı kararı ile sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2 .İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2019/726 Esas, 2022/968 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43, 62, 52, 51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay 25 gün hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, suç unsurları oluşmadığı ve cezalandırılmasını gerektirir yeterli delil olmadığından beraati yerine delilerin takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, doktor olan katılanın özel muayenehanesinde 13.10.2003-30.05.2014 tarihleri arasında sekreter ve yardımcısı olarak çalıştığı, katılanın uzun süre yanında çalışmasından dolayı güvendiği sanığa ofis içi ve dışı her türlü resmi işlerini yaptırdığı, 2013 yılı içerisinde Vergi Dairesinden katılanın vergi borcu olduğuna dair tebligat gelmesi üzerine yaptığı araştırmada sanığa vergi borcunu ödemesi için verdiği parayı vergi dairesine yatırmadığı gibi, bilgisi dışında katılan adına düzenlediği suça konu 30.03.2012 tarihli vergi taksitlendirme dilekçesini verdiğini öğrendiği, olayın açığa çıkması üzerine sanığın 30.05.2014 tarihi itibariyle iş yerinden ayrıldığı, bu suretle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, katılanın 2013 yılı vergi borcu geldiğinde kendisini sorumlu tutup baskı yapmaya başladığını, 14.500,00 TL bedelli senet aldığını, 01.01.2014-30.05.2014 tarihleri arasında maaş ve asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini, bunları ödeyeceğini taahhüt ettiğinden ibra ettiğini, ancak ödenmediğinden İş Kurumuna başvuru ve noter ihbarı sonrası parasını alamadığından iş davası açtığını, işçi alacaklarını alamaması için yıldırmak amaçlı bu şekilde suçlamalarda bulunduğunu, vergileri nakit olarak götürmediğini, her ay muhasebeci tanık T.T.'nin verdiği belgeleri götürdüğünü, bu belgelerle ödemelerin banka hesabından yapıldığını, hamileliği nedeniyle düşük tehlikesinden dolayı 08.03.2012 tarihinden itibaren 15 gün raporlu olduğundan suça konu belgeyi düzenleyip imzalamadığını beyanla suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılan ve eşi olan tanık E.İ., sanığa çok güvendiklerini, tüm mali ödemelerini sanığın yaptığını, 2013 yılında ödeme emri gelince durumu anladıklarını, sanığın bunun dışında 6 aylık muhasebeci ücretini, SGK ve aidat ödemelerinin de yapılmadığını öğrendiklerini, sanığa yıllarca kızları gibi güvendikleri için şikayet etmediklerini, ancak Eylül ayında ofisin aidat borçlarının da ödenmemesi sebebiyle icra takibi yapılınca suç duyurusunda bulunduklarını, zararlarının giderilmediğini beyan etmişler, katılan duruşmadaki beyanında Temmuz 2012 tarihinde muhtasarların yatmadığını gördüğünü, sanığın verdiği 14.500,00 TL bedelli senedin çantasından alındığından bulamadığını beyan etmiştir.
4. Tanık T.T., katılanın muhasebecisi olduğundan tahakkuk fişlerini gönderdiğini, sanığın da gerekli yerlere ödemeleri yaptığını, daha önce sanığı kızı gibi görüp güvendiklerinden daha önce işlemlerini kontrol etmediklerini, ancak 2013 yılında ödeme emri geldiğinde katılanın 6.100,00 TL civarı vergi, 8.000,00 TL de SGK borcu olduğunu, vergi borcunun sahte evrakla taksitlendirildiğini öğrendiklerini, sanıkla görüştüklerinde ödemeleri yaptığını, ancak bir borç kaldıysa kendi borcu olarak kabul edeceğini, gerekirse kredi çekip ödeyeceğini söylediğini, kendisinin de katılan ve eşinden 6'şar aylık ödemesini alamadığını, durumu sanığa dediğinde bir iki gün içinde 5'şer aylık ödemesini sanığın getirdiğini, sanığın kendi isteğiyle işten ayrıldığını, katılanın sanığa ödemesi için verdiği aidatları ödememesinden dolayı hakkında icra takibi yapılınca sanığın sonradan başka benzer işlemleri çıkarsa diye suç duyurusunda bulunduklarını beyan etmiştir.
5. İzmir 20. İcra Dairesinin 2014/3050 Esas sayılı dosyası ile katılan aleyhine aidat bedelinden dolayı icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
6. Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısına göre, mükellef tarafından elden verilen suça konu tecil talepnamesine istinaden borçların taksitlendirildiği, tecil ödeme planının sanık tarafından alındığı, taksitlendirilen borçların vadesinde ödenmemesi üzerine 21.06.2012 tarihinde ihlal olarak kaldırılan ilgili dönem borçlarının 30.07.2012 tarihinde vezneden ödendiği, katılanın 06.02.2017 tarihi itibariyle ödenmemiş vergi borcunun olmadığı, vergi borçlarına dair ödemelerin 2011 yılından itibaren vezne veya banka yoluyla yapıldığı bildirilmiştir.
7. Sanığın, 30.05.2014 tarihinde iş yeri alacaklarını aldığına dair noterde onaylanan ibraname verdiği, 03.06.2014 tarihinde, noter kanalıyla katılana işçilik alacaklarını ödemesi için ihbarname gönderdiği, 16.06.2014 tarihinde İş Kurumuna iş uyuşmazlığı başvuru dilekçesi verdiği, 21.07.2014 tarihinde İzmir 5.İş Mahkemesinde işçi alacağı davası açtığı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin bozma kararı ile Mahkemenin 17.06.2019 tarihli kararı ile sanığın açtığı davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
8. Uzmanlık raporlarına göre, başvuru dilekçesinin ön yüzünde kurşun kalemle yazılmış "4843908 muhasebeci okan bey" ibareli el yazıları, İş Kurumu İl Müdürlüğü kaşesinin üst kısmındaki "956" ve orta kısmındaki "41396" ibareli el yazıları dışında kalan diğer tüm tanzim yazıları, talep formunun ön yüzünde mavi mürekkepli kalemle yazılmış "17815" ve arka yüzündeki "2 taksit, hesap takip, 30.03.2012, 30.03.2012 ..." ibareli elyazıları dışında kalan diğer tüm tanzim yazıları sanığın eli mahsülü olduğu, başvuru dilekçesinde ... adına atılı imzanın sanığın eli mahsülü olduğunun mümkün ve muhtemel görüldüğü, katılan adına atılı imzanın katılana ait olmayıp hakiki imzaları model alınmak suretiyle takliden sahte olarak atıldığı belirlenmiştir.
9. Mahkemece, 2012 yılında muhtasar ödemelerinin aksadığını tespit eden katılanın 2014 yılına kadar sanığı şikayet etmediği ve 2014 yılında işten çıkardığı hususunu makul bir sebeple açıklayamadığı, Gelir İdaresi Başkanlığı yazısına göre, suça konu belgenin bizzat mükellef tarafından elden verildiğinin belirtildiği, suça konu belge sonrası taksitlendirme bilgi ve sayfasının katılanın iş yerinde sanığa tebliğ edildiği, borçların bu taksit çerçevesince ödendiği, İddianamede anlatılan olayın sadece vergi ödenmeyip taksitlendirme yapılması olduğu ve bu tecil ve taksitlendirme talep formunun bizzat kişinin vermesi gereken bir belge olduğu, nitekim dosya içerisinde sureti bulunan bu formun sanığın yazısını taşıdığının uzmanlık raporu ile sabit olduğu, atılan imzanın da sanık tarafından yapıldığı konusunda kesin bir bulgu içermediği muhtemellikten bahsettiği, hatta yazılardaki bazı harflerin de sanığın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, taksit talep formunun sekreter tarafından doldurulmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu ve katılanın sadece imzayı bu forma atabileceği, 2014 yılında sanıkla katılan arasındaki iş hukukundan kaynaklanan bir çekişmeden dolayı bu husus gündeme getirildiğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yetecek delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık, suçsuz olduğunu, ödemeleri elden değil banka havalesi ile yaptığını, taksitlendirme talebini de vergi dairesine kendisinin vermediğini savunmuş ise de, katılanın tüm aşamalardaki beyanları, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairsi Müdürlüğüne ait vergi tahakkuk kayıtları ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/08/2012 tarihli yazısı, taksitlendirme talep formu üzerinde yapılan ve belgedeki imzanın sanığa ait olduğuna dair 05/10/2015 tarihli uzmanlık raporu, sanığın tazminatsız işten çıktığına dair ibra belgesi ve tüm dosya kapsamından, sanığın müştekinin vergi dairesine yatırmak üzere verdiği paraları vergi dairesine yatırmayıp uhdesinde tuttuğu, borç birikip belirli bir süre geçtikten sonra da taksitlendirme talebinde bulunarak borcu ileri vadeye yaydığı ve katılanın öğrenmesine engel olmaya çalıştığı, ancak borcu kapatmadığı gibi müştekinin ikinci kez ve faizi ile borcu ödemek üzere kaldığından sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın suça konu belgeyi vergi dairesine vermek suretiyle özel belgede sahtecilik ve vergi dairesi, SGK ve aidat gibi birden fazla ve değişik tarihlerde yatırmak üzere aldığı paraları gerekli yerlere yatırmaksızın kendi hesabına kullandığından zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın, 30.05.2014 tarihinde iş yeri alacaklarını aldığına dair noterden onaylı ibraname verdiği, 03.06.2014 tarihinde, noter kanalıyla katılana işçilik alacaklarını ödemesi için katılana ihbarname gönderdiği, 16.06.2014 tarihinde İş Kurumuna iş uyuşmazlığı başvuru dilekçesi verdiği, 21.07.2014 tarihinde İzmir 5. İş Mahkemesinde işçi alacağı davası açtığı, katılanın duruşmadaki beyanında "Temmuz 2012 tarihinde muhtasarların yatmadığını gördüm" şeklinde söylemesine rağmen sanığı 05.12.2014 tarihinde şikayet ettiği, Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısına göre, mükellef tarafından elden verilen suça konu tecil talepnamesine istinaden borçların taksitlendirildiği, tecil ödeme planının sanık tarafından alındığı, taksitlendirilen borçların vadesinde ödenmemesi üzerine 21.06.2012 tarihinde ihlal olarak kaldırılan ilgili dönem borçlarının 30.07.2012 tarihinde vezneden ödendiği, katılanın 06.02.2017 tarihi itibariyle ödenmemiş vergi borcunun olmadığı, vergi borçlarına dair ödemelerin 2011 yılından itibaren vezne veya banka yoluyla yapıldığının bildirildiği, sanığın açtığı işçi alacağı davasının kısmen kabulüne karar verildiği, taksit talep formunun sekreter olan sanık tarafından doldurulmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu ve katılanın sadece imzayı bu forma atabileceği anlaşıldığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yetecek delil bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin beraat kararının onanması gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre de; sanığın katılanın vergi borcunun ödenmesi için verdiği parayı uhdesinde tutma eyleminden dava açıldığı halde, iddianamede dava konusu yapılmayan SGK ve aidat gibi birden fazla ve değişik tarihlerde yatırmak üzere aldığı paraları gerekli yerlere yatırmaksızın kendi hesabına kullandığından zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması ,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2019/726 Esas, 2022/968 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2024 tarihinde karar verildi.