11. Ceza Dairesi 2022/6390 E. , 2024/9145 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/145 E., 2022/230 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2015 tarihli ve 2014/448 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 20.02.2020 tarihli ve 2019/14219 Esas, 2020/3057 Karar sayılı kararı ile '' sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin hakime ait olduğu cihetle, suça konu nüfus cüzdanı aslı getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi " nedeni ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası, Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2020/145 Esas, 2022/230 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, hükmü temyiz ettiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan ...'ye ait cüzdanın Gaziantep ilinde kaybolduğu, bu cüzdanı ele geçiren sanığın, cüzdanda bulunan katılana ait kimlikteki fotoğrafı sökerek kendi fotoğrafını kimliğe yapıştırdığı ve söz konusu kimliği kullanmaya başladığı, kimliğin sahte haliyle iğfal kabiliyetinin olduğu, sanığın 17/09/2013 tarihinde katılan ...'in Tepebaşı İlçesi ... adresinde bulunan ... internet Cafe adlı iş yerine gittiği, cafede bulunan 28 nolu bilgisayarın 1 TB hard disk, 2 GB ekran kartı 2 adet remi sökerek cafeden çıkarak uzaklaştığı, sanığın 25/09/2013 tarihinde katılan ...'dan ... adresinde bulunan apart daireyi katılan ...'ye ait sahte kimliği kullanarak kiraladığı ve katılan ... ile sanığın 25/09/2013 tarihinde kira sözleşmesi düzenleyerek imzaladıkları, bu sözleşmenin de sahte olduğu, sanığın bu şekilde atılı suçları işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında, atılı suçlamaları ikrar etmiştir.
3. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 02.12.2013 tarihli uzmanlık raporunda özetle; suça konu kimlikte fotoğraf değişikliği yapıldığı, sahteciliğin ilk bakışta kolaylıkla dikkat çekmeyeceği ve aldatma niteliğini haiz olduğu belirtilmiştir.
4.Yapılan yargılama sonunda sanık savunması, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve hırsızlık suçlarını işlediği kanaatine varılarak mahkumiyetine karar verilmiştir.
5.Bozma sonrası, suça konu nüfus cüzdanı, 03.03.2022 tarihli celsede incelenmiş, fotoğraf üzerinde soğuk damga bulunduğu, resmin değiştirilmiş olduğu, arka tarafında bilgilerin normal bir nüfus cüzdanıyla aynı olduğu ve aldatma niteliğini haiz olduğu kanaatine varılmıştır.
6.Yapılan yargılama sonunda, sanığın katılan ...'ye ait kaybolan nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle kullandığı, bu şekilde atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kanaatine varılarak cezalandırılmasına karar verilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
7. Adli emanetin 2013/3818 sırasında kayıtlı suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2020/145 Esas, 2022/230 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkanvekili ...'ın sanığın savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozulması gerektiğine dair karşı oyu ile oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 04/07/2024 tarih, 2022/6390 Esas, 2024/9145 Karar sayılı çoğunluğun onama düşüncesine aşağıdaki belirttiğim sebeplerle katılmıyorum.
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık duruşmalardan bağışık tutulmak talebinde bulunan ancak hükmün verildiği oturumda bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu olarak bulunan sanığın karar duruşmasında hazır edilmemesinin savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasındadır.
Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda mahkemenin yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Savunması alındığı sırada başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanıkların bağışık tutulma hakkından söz edilemez. Çünkü, bağışıklık, kovuşturma evresinde hür olan sanıklara talimat mahkemesinde veya asıl mahkemesinde savunma yapma konusunda verilen bir haktır.
Dolayısıyla başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunması sebebiyle bu konuda seçim veya tercihte bulunma imkanı bulunmayan sanığın “bağışık tutulma” beyanının hukuki sonuç doğurduğundan söz edilemez.
Buna göre bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanığın karar duruşmasına getirilmemesi son savunma ve son söz hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/1 inci maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. 04.07.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!