WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2022/4973 E.  ,  2023/5964 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2020/194 Değişik iş

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2019 tarihli ve 2019/8442 Soruşturma, 2019/9543 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bodrum Sulh Ceza Hakimliğinin 07.02.2020 tarihli ve 2020/194 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.02.2020’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.05.2022 tarihli ve 2021/28571 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/74752 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/74752 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesinde özetle, Hürpa Akyarlar Tatil Sitesinde 2010 yılından beri seçilmiş ve kat malikleri kurulu tarafından tüm hususlar hakkında ayrı ayrı yetkilendirilmiş yönetici, yönetim kurulu başkanı ve kat malikleri kurulunca site adına hareket eden yönetici olduğu, adı geçen şüphelilerin ise Hür-pa Anonim Şirketinde yönetici ve üst düzey çalışanlardan oldukları, müştekinin şüpheliler hakkında daha evvelden açtığı alacak davalarının bulunduğu, şüpheliler tarafından daha önceden birden fazla kez ölüm tehdidi aldığını, şüphelilerin yaşattıkları korkular sonucu siteden uzaklaştığını, bunun üzerine şüphelilerin yönetim binasının kilitli kapısını zorla kırıp, yönetim binasını, resmi evrak depolarını gasp ettikleri, çoğunluğu elde ettikleri iddiasıyla sözde genel kurul düzenleyip yönetim kurulu kararı alarak bu şekilde müştekinin zarara uğratıldığı iddia olunan olayda; nitelikli dolandırıcılık suçundan başlatılan soruşturmada; Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 15/11/2019 tarihli kararı ile Bodrum Asliye Hukuk Mahkemelerince verilen kararlarda müştekinin 2016 yılından beri yönetici olmadığının tespit edildiği, şüphelilerin dolandırıcılık yaptığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı, alacağa dair iddiaların hukuki ihtilaf mahiyetinde olup suç unsuru taşımadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; maddi gerçeğin araştırılması amacıyla müşteki ve şüphelilerin ayrıntılı olarak beyanlarının alınması, söz konusu sitede başka çalışanların mevcut olması durumunda bu kişilerin tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması ve bahse konu sitenin yönetim kurulu karar defterlerinin celp edilerek faaliyetleri konusunda bilirkişi incelemesi yapılarak incelenmesi, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken, iddialar karşılanmadan, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin dilekçesinde özetle; Hürpa Akyarlar Tatil Sitesinde 31.12.2010 tarihinden bu yana seçilmiş ve kat malikleri kurulu tarafından yetkilendirilmiş yönetici, yönetim kurulu başkanı ve kat malikleri kurulunca site adına hareket eden yönetici olduğunu, bir kısım şüphelilerin yetkilisi oldukları Hür-pa A.Ş. ve Tam Servis A.Ş.'ye yönelik ilgili sitenin yönetim kurulu başkanı sıfatı ile alacak davaları açtığını, bununla ilgili tehdit edildiğini ve gerekli yerlere şikâyette bulunduğunu, anlaşmazlık nedeniyle sitede bulunmadığı bir zaman diliminde, borçlu şirket sahipleri ve yetkililerinin, çoğunluğu sağlamadıkları halde sahte belge tanzim ederek genel kurul tutanağı düzenlediklerini ve site yönetiminde yer aldıklarını, akabinde şirketin ödenmemiş aidatlarına ilişkin yasal faizler de dahil site yönetimine olan on milyon liraya yakın borcunun, yine sahte belge düzenlenmesi ile tahsil edilmiş gibi gösterildiğini ve borçlarının silindiğini, bu suretle sitenin çok büyük bir miktarda zarara uğratıldığını, bu eylemler nedeniyle karşılıklı olarak açılmış hukuk ve ceza davalarının bulunduğunu iddia etmesi karşısında; şikâyetçinin ayrıntılı olarak beyanına başvurulması, şikâyet dilekçesinde belirtilen tanıkların dinlenmesi, ifadelerine başvurulmayan şüphelilerin ifadelerinin alınması, sitenin defter ve belgelerinin celbi ile üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, sahte belge düzenlenip düzenlenmediğinin tespit edilmesi, benzer eylemlerin daha önce de pek çok kez şikâyete konu olduğu belirtildiğinden, ilgili dosyaların getirtilerek incelenmesi, mükerrer şikâyet olup olmadığının araştırılması, devam eden soruşturma dosyaları var ise birleştirme hususunun düşünülmesi, sonucuna ve oluşan duruma göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bodrum Sulh Ceza Hakimliğinin 07.02.2020 tarihli ve 2020/194 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2023 tarihinde karar verildi.