WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2022/4584 E.  ,  2024/1482 K.
"İçtihat Metni"B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/812 E., 2021/953 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03/06/2015 tarihli ve 2015/152 Esas, 2015/390 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2015/152 Esas, 2015/390 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28.09.2021 tarihli ve 2021/4869 Esas, 2021/18283 Karar sayılı ilamı ile; "sanığın hırsızlık suçunun şüphelisi olarak yakalanması üzerine hakkında soruşturmaya başlandığı sırada kimliğini ağabeyi ... olarak beyan ettiği, sanık hakkında hırsızlık suçundan beraat kararı verildiği ve beraat kararının kesinleştiği anlaşılmakla; sanığın "işlediği bir suçtan" söz edilemeyeceği bu nedenle TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurları oluşmayıp sanığın eyleminin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşacağı bu cihetle; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı CMK.nın geçici 5. maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren CMK.nın 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu" gerekçeleriyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2021 tarihli ve 2021/812 Esas, 2021/953 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, kararın bozulmasına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde, yapılmakta olan tramvay hattına ait demir parçaları çaldıkları ve görevli polis memurları tarafından hurda demir parçaları ile yakalandıkları, şüphe üzerine kolluk görevlilerince kimliği sorulan sanık ...'nin, kimliğinin yanında olmadığı ve Yakalama ve El Koyma Tutanağına kardeşi R.T.'ye ait kimlik bilgilerini söyleyerek imza attığı, sonrasında gerçek kimlik bilgilerinin kolluğun araştırması neticesinde ortaya çıktığı, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu atfıyla iftira iddiasıyla açılan kamu davasında, mahkemece sanık savunması, tanık beyanı, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği sabit kabul edilip temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
2. Sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde, tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğünün bulunduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için ise, bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesinin gerekmesi karşısında;
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde, sanığın, yapılmakta olan tramvay hattına ait demir parçaları çaldığı şüphesiyle görevli polis memurları tarafından hurda demir parçaları ile yakalandığı, kolluk görevlilerince kimliği sorulan sanık ...'nin, kimliğinin yanında olmadığı ve Yakalama ve El Koyma Tutanağına kardeşi R.T.'ye ait kimlik bilgilerini söyleyerek imza attığı, sonrasında gerçek kimlik bilgilerinin kolluğun araştırması neticesinde ortaya çıktığı, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu atfıyla iftira iddiasıyla açılan kamu davası açıldığı, dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın suç işlediği şüphesi ile yakalandığı sırada kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması eyleminin seri muhakeme usulüne tabi 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuş,
2. Kabule göre de;
a. Sanığa isnat edilen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
b. Sanığın güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas bulunan Konya (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1190 Esas ve 2011/429 Karar sayılı ilamında, kasıtlı bir suç olan 5237 sayılı Kanun'un 292 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 6 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği, kararın 26.03.2013 tarihinde kesinleştiği ve 11.05.2014 tarihinde infaz edildiği anlaşılmıştır. Sanığın mükerrir olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi ve altıncı fıkrası uyarınca 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinde belirlenen "tekerrür" hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28/12/2021 tarihli ve 2021/812 Esas, 2021/953 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı ve tekerrür yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.02.2024 tarihinde karar verildi.