WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2022/4013 E.  ,  2023/4225 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan
itirazın reddi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2020 tarihli ve 2020/110335 Soruşturma, 2020/77496 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.11.2020 tarihli ve 2020/5067 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 23.11.2020’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.03.2022 tarihli ve 2021/12134 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49435 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49435 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve ... bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması gerektiği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin suça konu olan ve şikâyet dilekçesi ekinde fotokopisini sunduğu, müşteki ile şüphelinin sahip olduğu şirketçe akdedilen yapım sözleşmenin davalı taraf tarafından ayıplı olarak ifa edilmesi nedeniyle dış cephe kaplama işlemi ile ilgili olarak kullanılan alüminyum kompozit panel malzemelerinin A2 sınıfı malzeme ile değiştirilmesinin talep edildiği, ayıbın giderilmemesi üzerine müştekinin içinde bulunduğu adi ortaklığın haklılığının ispatı ve işin yaptırılması için İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/477 esas sayılı dosyasında açılan davada şüpheli şirketin sunduğu cevap ve karşı cevap dilekçesinde sunulan belgeler arasında bulunan iş bitirme belgesinin altında bulunan imzanın yargılamanın ileri safhalarında dosyaya sunulan yapım sözleşmesi başlığı altında ilk sayfada yer alan kaşe imzadan kopyalandığı, bu imzanın kendisine ait olmadığından bahisle şikâyetçi olması üzerine, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma sırasında Cumhuriyet Başsavcılığının 15/09/2020 tarihli ve 2020/110335 soruşturma sayılı yazıları ile sözleşme aslının Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünden istenildiği ancak, kurumdan alınan cevapta şüpheli şirketin 21/04/2020 tarih ve 1278341 sayılı dilekçesinin ekinde iş bitirme belgesinin aslının değil fotokopisinin gönderildiğinin bildirildiği anlaşılmakla, suça konu belge aslının İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/477 esas sayılı dosyasında bulunup bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi, sözleşme aslı üzerinde imza incelemesi yapıldıktan sonra, şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve ... bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz ..., süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası; "Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
7. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ... ... İnş.-Kaldırımoğlu İnş. Adi Ortaklığı ile ... Tur.İnş.Plas.Ür.San.ve Tic.Ltd.Şti. yetkilileri arasında, adi ortaklık tarafından yapımı gerçekleştirilen Kastamonu İli 400 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı ile Alt Yapı ve Çevre Düzenleme İşi Projesinde yer alan “Tüm alüminyum giydirme cephe imalatları, alüminyum ısı yalıtımlı ve ısı yalıtımsız kapı ve pencere doğramaları, alüminyum kompozit levha cephe kaplama imalatları, cam saçak ve alüminyum menfez" imalatlarına ait malzeme ve işçiliklerin yapılması hususu ile ilgili olarak 11.06.2015 tarihinde yapım sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu işin tamamlanmasından sonra, işin gereği gibi yapılmadığından bahisle şikâyetçi tarafından İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/447 Esas sayılı dosyası kapsamında dava açıldığı, ancak bu dosyaya davalı şirketçe sunulan iş bitirme belgesi başlıklı belgenin sahte olup, önceden düzenlenen yapım sözleşmesi başlıklı belgedeki kaşe imzanın kopyalanarak oluşturulduğu, buna ilişkin bilimsel mütalaa alındığı iddia olunmuş ise de; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli ve Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün 18.09.2020 tarihli yazıları ile belge aslının sunulmadığının bildirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için sahte olarak düzenlenen belge aslının ya da aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onaylanmış suretinin kullanılmasının gerekeceği, somut olayda onaysız fotokopinin kullanıldığı ve bir özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi ve kullanılması olgusunun gerçekleşmemesi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2023 tarihinde karar verildi.