11. Ceza Dairesi 2022/2781 E. , 2024/6402 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/210 E., 2021/450 K.
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 14.08.2012 tarihli ve 2012/10927 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Mersin Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2012 tarihli ve 2012/908 Esas, 2012/865 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalma ve bu suça ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin 5235 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca Sulh Ceza Mahkemesine bırakıldığından görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Mersin (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin, 10.10.2013 tarihli ve 2013/575 Esas, 2013/410 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Mersin (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin, 10.10.2013 tarihli ve 2013/575 Esas, 2013/410 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve 2019/15909 Esas, 2020/102 Karar sayılı kararı ile; "Sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma sonrası dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, 17.03.2020 tarihli Uzlaştırma Raporuna göre taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından dosyanın yeniden Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır.
6. Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2020 tarihli ve 2020/122 Esas, 2020/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri ile 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
7. Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2020 tarihli ve 2020/122 Esas, 2020/313 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 25.02.2021 tarihli ve 2020/12304 Esas, 2021/1966 Karar sayılı kararı ile; "Dairemizin 14/01/2020 tarihli bozma ilamı üzerine dosyanın uzlaşma bürosuna gönderildiği ancak usulüne uygun uzlaşma teklifine rağmen tarafların uzlaşamadıkları belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesi kapsamında yer alan “basit güveni kötüye kullanma” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK'nın 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
8. Bozma sonrası, basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmiş ancak sanığın 19.04.2021 tarihli dilekçe ile basit yargılama usulünü kabul etmediği anlaşıldığından duruşma açılarak genel hükümlere göre yapılan yargılama ile, Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/210 Esas, 2021/450 Karar sayılı incelemeye konu kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri ile 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
9. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.04.2022 tarihli ve 11-2021/133787 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın olay tarihinde oto kiralama işi yapan katılandan 33 AZC ... plakalı aracı 3 günlüğüne kiraladığı, kira sözleşmesinin bitiminde aracı katılana teslim etmediği, bu şekilde üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında suç işleme kastıyla hareket etmediği yönünde savunmada bulunmuştur.
3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.
4. Bozma sonrası sanığa yüklenen suçun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 17.03.2020 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
5. Mahkemece, sanığın güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hukuki süreç başlığı altında yazılı temyiz incelemesine mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
6.Sanığın savunmaları, katılanın anlatımları, kira sözleşmesi, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası gereğince “şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1. Gerekçeli karar başlığında 16.06.2012 olarak yanlış gösterilen suç tarihinin, 20.06.2012 olarak ve davaya katılmasına karar verildiği halde müşteki olarak yanlış yazılan taraf sıfatının katılan olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumla olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfın ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/210 Esas, 2021/450 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!