11. Ceza Dairesi 2022/2590 E. , 2023/6579 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/181 E., 2021/431 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bozma kararı üzerine İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2018/295 Esas ve 2019/578 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2018/295 Esas ve 2019/578 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 15.02.2021 tarihli ve 2020/1934 Esas, 2021/1396 Karar sayılı ilâmıyla;
"Sanığın, yurt dışında ikamet eden müştekiden Münih Başkonsolosluğu tarafından tanzim edilen vekaletname aldığı, müştekinin 1.000.000 TL sermayeli anonim şirket kurulacağından ve yüzde otuzüç hisseye sahip olacağından bahisle 18/02/2012 tarihinde 100.000 TL 27/10/2010 tarihinde 10.000 Euro 25/02/2010 tarihinde 5.000 Euroyu banka vasıtası ile sanığa gönderdiği, şirketin kurulmadığı, müştekinin parasını geri istemesine rağmen ödediği paranın da iade edilmediği, sanığın ödemeleri kabul ederek gönderilen paraları bankadan aldığını ikrar ettiği ve bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanıkla müştekinin arasındaki anlaşmazlığın hukuk mahkemelerinde çözümü mümkün hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan sanığın beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmünün kurulması,
Kabule göre de; dolandırıcılık suçundan hüküm kurulduğu halde gerekçeli karar başlığında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yazılması,"
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2021 tarihli ve 2021/181 Esas ve 2021/431 Karar sayılı kararı ile Bozma ilamına direnilmesine sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyizi; sanık ile müşteki arasındaki anlaşmazlığın hukuk mahkemelerinde çözümü mümkün hukuki itiraf niteliğinde olduğuna ve sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına,
2. Sanık müdafinin temyizi; sanığın atılı suçu işlemediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine, İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, yurt dışında ikamet eden müştekiden Münih Başkonsolosluğu tarafından tanzim edilen vekaletname aldığı, müştekinin 1.000.000,00 TL sermayeli anonim şirket kurulacağından ve yüzde otuzüç hisseye sahip olacağından bahisle 18.02.2011 tarihinde 100.000,00 TL 27.10.2010 tarihinde 10.000 Euro, 25.02.2010 tarihinde 5.000 Euroyu banka vasıtası ile sanığa gönderdiği, şirketin kurulmadığı gibi müştekinin parasını geri istemesine rağmen ödediği paranın da iade edilmediği, sanığın bu şekilde atılı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın, atılı suçlamayı inkar ettiği belirlenmiştir.
3. Mahkemesince, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilamına direnilmesine karar verilerek sanık hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.05.2020 tarihli ve 2017/453 Esas, 2020/228 Karar sayılı ilâmı ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen kararın; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hüküm olduğunun belirtildiği ve bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 15.02.2021 tarihli ve 2020/1934 Esas, 2021/1396 Karar sayılı bozma ilamından sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda önceki uygulama aynen benimsenmiş ise de; mahkemece bozma kararının yerinde olmadığı belirtilip, gerekçenin genişletilmiş olduğunun görülmesi karşısında, İlk Derece Mahkemesinin son uygulaması özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, direnme kararının bozmaya eylemli uyma olarak kabulü ile yapılan incelemede; sanığın, yurt dışında ikamet eden müştekiden Münih Başkonsolosluğu tarafından tanzim edilen vekaletname aldığı, müştekinin 1.000.000,00 TL sermayeli anonim şirket kurulacağından ve yüzde otuzüç hisseye sahip olacağından bahisle 18.02.2011 tarihinde 100.000,00 TL, 27.10.2010 tarihinde 10.000 Euro 25.02.2010 tarihinde 5.000 Euroyu banka vasıtası ile sanığa gönderdiği, şirketin kurulmadığı gibi müştekinin parasını geri istemesine rağmen ödediği paranın da iade edilmediği, sanığın bu şekilde atılı suçu işlediği iddia edilen olayda; sanıkla müştekinin arasındaki anlaşmazlığın hukuk mahkemelerinde çözümü mümkün hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan sanığın beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmünün kurulması, kabule göre de; dolandırıcılık suçundan hüküm kurulduğu halde gerekçeli karar başlığında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yazılması gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına rağmen, sanığın eyleminin sabit olduğu belirtilerek genişletilen gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2021 tarihli ve 2021/181 Esas ve 2021/431 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!