11. Ceza Dairesi 2022/1831 E. , 2024/5559 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/471 E., 2019/289 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2014/229 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2014/229 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 19.02.2018 tarihli ve 2017/15446 Esas, 2018/1045 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2018/471 Esas, 2019/289 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil mevcut olmadığını, beraatine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Suç tarihinde, katılan ... aracıyla İstanbul'a gitmekteyken sanığın katılanı durdurduğu otobüs beklediğini söylemesi üzerine katılanın sanığı aracına aldığı, sanığın kendisini ... olarak tanıtıp Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında müsteşar olduğunu söylediği, katılanın emekli olmak istediğini ancak 1984 yılında sigorta kaydının olmadığını söylemesi üzerine sanığın telefonla konuşur gibi yaptığı ve katılana üç aylık sigortasının bulunduğunu ancak kayda geçmesi için 720 TL masraf gerektiğini söylediği, katılanın sanığa parayı verdiği, sanığın kimlik fotokopisi altına aldığı parayı ve kullandığı numarayı yazarak katılana verdiği, daha sonra katılanın sanığı araması ve ulaşamaması üzerine dolandırıldığını anlayıp şikayetçi olduğu, sanığın katılanı emekli edeceği vaadiyle aldatıp menfaat temin ederek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2.Katılanın beyanlarından ve dosyaya sunduğu belgeden, sanığın vermiş olduğu telefon numarasının ... ait olduğu, ...'ın 0530 143 ... nolu telefon aboneliğinin kendi bilgisi ve rızası dışında çıkarıldığı savunmasında bulunduğu, ...'ın ise İstanbul'da doktor olduğu ve dolandırıcılık eylemi ile bir ilgisinin olmadığının katılanın teşhisi ile de sabit olduğu, sanık tarafından fiilen kullanılan 0530 143 ... nolu telefon görüşme kayıtlarından sık görüşme yaptığı kişilerden tanık ...'ın tanık sıfatıyla alınan ifadesinden 0530 143 ... nolu telefonu fiilen sanık ...' in kullandığının tespit edilmiştir.
3.Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, katılanın aracına bindiğini, emeklilikle ilgili bir iki yeri aradığını ancak para almadığını beyan ederek tevil yollu ikrarda bulunmuş olması, katılan ve tanık beyanları, teşhis tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği kanaatine varılarak mahkumiyetine karar verilmiştir.
4.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
5.Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Nitekim katılan da zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
6.Yapılan yargılama sonunda, suç tarihinde sanığın katılanı kandırarak anlatılan şekilde katılandan haksız menfaat temin ettiği ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile TCK'nın 158/1-L bendinde yazılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülmüş olup, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nun 157/1 hükmü ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK'nın 158/1-L hükümlerinden hangisinin sanığın lehine olduğu belirlenmek gerekmekle, suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın eylem karşılığında öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırları bakımından sanığın lehine olduğu anlaşılmakla TCK'nın 157/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2018/471 Esas, 2019/289 Karar sayılı kararında, iddia, sanık savunması, katılan beyanı, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delilerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin veriler dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2008 tarihli ve 2007/223 Esas, 2008/66 Karar sayılı ilamına ilişkin olarak 11.02.2011 tarihli ek karar ile eski hale getirme talebinin incelenmesi için dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine ve infazın durdurulmasına karar verildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2017/13454 Esas, 2017/7067 Karar sayılı düzeltilerek onama kararı ile 25.10.2017 tarihinde kesinleştiği, mahkumiyete konu kararda suç tarihinin 18.06.2012 olması nedeniyle suç tarihinden sonra kesinleşen bu hükmün tekerrüre esas alınamayacağı anlaşılmış, sanığın adli sicil kaydına göre 03.11.2006 tarihinde kesinleşen Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2006 tarihli ve 2004/228 Esas, 2006/374 Karar sayılı kararı ile 11 ay 20 gün hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin hükmün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen tekerrür uygulaması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında tekerrür uygulamasına ilişkin "Sanığın adli sicil kaydında bulunan Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/223 esas , 2008/66 karar sayılı ilamı ile verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası nedeniyle tekerrür koşulları oluşan" ibaresinin çıkarılarak yerine "Sanığın adli sicil kaydında bulunan Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/228 esas , 2006/374 karar sayılı ilamı ile verilen 11 ay 20 gün hapis cezası nedeniyle tekerrür koşulları oluşan" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!