WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2022/11500 E.  ,  2024/6101 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/402 E., 2021/653 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 19.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2013 tarihli ve 2013/391 Esas, 2012/1177 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesin, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.06.2016 tarihli ve 2015/5693 Esas, 2016/6265 Karar sayılı kararı ile "5271 sayılı CMK'nun 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçu neticesinde meydana gelen somut bir zarar bulunmadığı, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydına göre engel sabıkası bulunmayan, kanaat oluşması nedeniyle cezası ertelenen ve hakkında takdiri indirim uygulanan sanığın hukuksal durumunun belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilerek cezanın ertelenmesi kararı verildiği halde daha lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulu tartışılmadan hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Ankara 19.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2016 tarihli ve 2016/824 Esas, 2016/948 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 15.12.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
4. Sanığın Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1682 Esas, 2020/1656 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 26.11.2020 tarihinde işlediği trafik güvenliğinin tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
5. İhbar üzerine, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2021/402 Esas, 2021/653 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, suç tarihinde trafik ekipleri tarafından yapılan uygulama sırasında, araç sürücüsünün Murat Yıldız olduğu 06 FR 077 plaka sayılı aracın trafik işlemlerine ilişkin yapılan sorgulamasında araç muayenesinin yapılmadığının tespit edildiği, trafik belgesi üzerindeki muayene işleminin ise 21.06.2014 tarihine kadar geçerli olduğunun görüldüğü, onaylayan memurun imzasının bulunmadığı, araç sürücüsünün alınan beyanında, iş yerinden izin alamadığı için daha önceden tanıdığı sanığa telefon ederek aracın fenni muayenesini yaptırmasını istediğini, sanığa araç ile birlikte 550,00 TL para verdiğini, bir hafta sonra sanığın aracın muayenesini yaptırarak aracı teslim ettiğini, aracın muayenesini kendisinin yaptırmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmediği, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia edilerek hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; suça konu belgeyi kendisinin düzenlettirmediğini, bu işlemi diğer sanık Murat'a yaptırdığını beyan etmiştir.
3. Alınan uzmanlık raporunda; suça konu belgenin orjinal olmadığı, külliyen sahte olduğu, aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirtilmiştir.
4. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 15.12.2016 tarihinden, hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 26.11.2020 tarihine kadar dava zamanaşımı süresinin durduğu, bu nedenle temyiz inceleme tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşmediği kabul edilerek yapılan incelemede;
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
2. Sanık hakkında bozma sonrası kurulan hükümde; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, bozmadan önce verilen Ankara 19.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2013 tarihli ve 2013/391 Esas, 2013/1177 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.06.2016 tarihli ve 2015/5693 Esas, 2016/6265 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydına göre engel sabıkasının bulunmadığı, kanaat oluşması nedeniyle cezası ertelenen ve hakkında takdiri indirim uygulanan sanığın hukuksal durumunun yasal ölçütlere göre değerlendirilerek cezanın ertelenmesi kararı verildiği halde daha lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulu tartışılmadan hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmesinin ardından bozma sonrası yapılan yargılamada, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2016 tarihli ve 2016/824 Esas, 2016/948 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemesi nedeniyle Mahkemesine ihbarda bulunulduğu, ihbar üzerine Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2021/402 Esas, 2021/653 Karar sayılı hükmü ile resmi belgede sahtecilik suçundan sanık hakkında 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmolunarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına karar verildiği, Ceza Genel Kurulunun 03.04.2018 tarihli ve 2017/853 Esas, 2018/135 Karar sayılı ilamı dikkate alındığında, sanık hakkında bozma öncesi hükmolunan hapis cezasının ertelenmesi ile hükmün sanık lehine bozulması ve aleyhe kabul edilmiş bir temyizin de bulunmaması göz ardı edilerek, bozma sonrasında erteleme hükümlerinin uygulanmaması suretiyle sanığın aleyhine hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüş olup, bahse konu hukuka aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2021/402 Esas, 2021/653 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının bir numaralı bendinin üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere "sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının TCK'nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine, TCK'nın 51/3 maddesi gereğince denetim süresinin 2 yıl olarak belirlenmesine," cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, Üye Erol Göngör Yüksel ve Üye ...'in karşı oyları ve oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.05.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dairemiz sayın çoğunluğu ile aramızda oluşan görüş farklılığı "aleyhe bozma yasağının" kapsamı ve uygulanmasına ilişkindir.
Temyiz davası yalnızca sanık veya müdafi ya da sanık lehine Cumhuriyet Savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında, hüküm de, yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir deyişle aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılmaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olmaması hâli aleyhe bozma yasağı olarak ifade edilmektedir.
Öğreti ve uygulamada ise; "lehe yasa yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, aleyhe bozma yasağı, aleyhe bozmama zorunluluğu, yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirmeme yasağı, yaptırım ve sonuçlarını ağırlaştırmama kuralı" olarak ifade edilen bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine de bozulabileceğini düşünen sanığın, bazı davalarda istinaf ya da temyiz yasa yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve yasa yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. (CGK 10.04.2012 gün ve 2-425/144 sayılı karar)
Anılan kural 1412 sayılı Ceza Yargılaması Usulü Yasası'nın 326. maddesinin 4. fıkrasında; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet Savcısı veya 291'nci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" şeklinde yasal düzenlemeye bağlanmış iken 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasası'nın 307/4. maddesinde de aynen yer almıştır. Yasanın açık düzenlenmesinden de anlaşılacağı üzere; yaptırım ve sonuçlarını aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza ve yaptırım miktarı ile sınırlıdır. Yasa koyucu suçun niteliği ve diğer yönlerinden sanık yararına kazanılmış bir hak tanımamıştır. Ceza miktarı yönünden kazanılmış hak ise bozma üzerine yeniden kurulan hükümle belirlenen cezanın ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olmamasıdır.
İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin; daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suç işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hâlinde cezası ertelenebilecektir. Cezası ertelenen hükümlü hakkında bir yıldan az üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenecek olup, denetim süresinde hükümlünün belirli yükümlülüklere uyması mahkemece kararlaştırılabileceği gibi herhangi bir yükümlülük belirlenmeden veya uzman kişi görevlendirilmeden denetim süresinde kasıtlı bir suç işlememesi halinde cezası infaz edilmiş sayılacaktır.
Görüldüğü üzere erteleme kurumu 647 sayılı Yasa'nın 6'ncı maddesinin aksine bir infaz rejimi olarak yer almıştır.
Hükmün açıklanmasının ertelenmesi kurumu, hukukumuza ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası'mn 23. maddesi, büyükler hakkında ise 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesine 19.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa'nın 23. maddesiyle eklenen 5 ile 14. fıkralan ile kabul edilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile cezanın ertelenmesi koşullarında benzerlikler söz konusudur. Her ikisinde de mahkemece; sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlenemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması koşulu yer almaktadır. Diğer taraftan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine de tabi tutulması zorunludur.
Hükmün açıklanmasının ertelenmesi ise sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahiptir.
Gerek hapis cezasının ertelenmesi gerekse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ortak unsur sanığın ya da hükümlünün "suç işlemekten çekineceğine" dair mahkemede kanaat oluşması ve belirli süreyle "denetimli serbestlik" tedbirinin öngörülmesidir.
Somut olayımızda, 2 yıldan az ceza ile mahkum olan sanığın cezasının ertelendiği, Cumhuriyet Savcısının lehe temyiz talebi üzerine Dairemizin 30.06.2016 tarihli ve 2015/5693 Esas, 2016/6265 Karar sayılı kararı ile cezası ertelenen sanık hakkında daha lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının geri bırakılması koşulunun tartışılmadan verilmesi nedeniyle hükmün bozulması üzerine bozma kararı doğrultusunda uygulama yapan yerel mahkemenin sanık hakkındaki hükmün açıklanmasını geri bıraktığı, ancak sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklandığı olayda suç için belirlenen cezanın kazanılmış hak gözetilerek ertelenip ertelenmeyeceği uyuşmazlığın konusunu teşkil etmektedir.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, ceza yargılaması yasamızda kazanılmış hak ceza miktarıyla sınırlı olup diğer hususları kapsamamaktadır. Yerleşik uygulamaya göre de kazanılmış hak nedeniyle de çifte atıfet uygulanamayacaktır. Kaldı ki, sanığa bir daha suç işlemeyeceği kanaati ile denetimli serbestlik tedbirlerine uyduğu takdirde davanın düşmesine imkân verecek bir hak tanınmıştır. Ancak sanık denetim süresi içinde tekrar suç işlemiştir. Bu kez sanığa cezasının ertelenmesi ve tekrar denetim süresi verilmesi yasa koyucunun amaçladığı bir hâl olarak kabulü mümkün değildir. Zira daha lehe bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu uygulandıktan sonra denetimli serbestlik tedbirlerine uyulmaması halinde yapılacak işlem CMK'nin 231/11. maddesi gereğince hükmü olduğu gibi açıklamaktan ibarettir. Açıklanacak hükümde cezanın ertelenmesine ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenlerle hüküm fıkrasına ertelemeye dair TCK 51/1 maddesinin eklenerek düzeltilmesine dair çoğunluk görüşüne katılmamaktayız. 07.05.2024