11. Ceza Dairesi 2021/8700 E. , 2024/6563 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/565 E., 2016/291 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2015 tarihli ve 2015/433 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53, 58 ve 63 üncü maddeleri uyarınca iki kez,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca, cezalandırılması talebiyle Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2015/565 Esas, 2016/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.03.2021 tarihli ve 11-2016/329784 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; kararın temyiz edilmesi ve lehe hükümlerin uygulanması talebinden ibarettir.
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın somut olayda ...'a ait sahte olan 1 adet sürücü belgesi ve 1 adet nüfus cüzdanı ile Selahattin Pulat'a ait 1 adet nüfus cüzdanını bulundurduğunun sabit olması karşısında, sanığın birden fazla sahte belgeyi düzenlemesi nedeniyle atılı suçtan zincirleme şekilde cezalandırılması gerekirken iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılarak fazla ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın olay tarihinde Kırkağaç PTT Müdürlüğüne müracaat ederek kredi çekmek istediğini belirttiği, kredi işlemleri için ... adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını havi nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi ibraz ettiği, görevlilerin nüfus cüzdanından şüphelenmeleri üzerine sanığın PTT müdürlüğünü terk ettiği ve ilçe merkezinde bir kahvehaneye gidip oturduğu sırada yapılan ihbar sonucu ilçe emniyet müdürlüğü görevlileri tarafından yakalandığı, bu sırada tuvalete gitmek istediği ve üzerinde bulunan ... adına düzenlenmiş bir adet nüfus cüzdanı ve bir adet sürücü belgesini cami tuvaletine bıraktığı, sanık hakkında adli işlemlerin başlatılması üzerine sanığın kendisini ... olarak tanıttığı ve ... adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını havi nüfus cüzdanını ibraz ettiği, adli işlemlerin ... hakkında yapıldığı, tutanak ve belgelerin bu isimle tanzim edildiği, Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığında ifade alma işlemi sırasında sanığın bildirdiği ...'ın nüfus bilgilerine ilişkin sorulan sorulara kaçamak ve doğru olmayan cevaplar vermesi üzerine, ... adına düzenlenmiş kimliğin sahte olma ihtimalinin değerlendirildiği, ifade alma işlemi sonucunda sanığın gerçek isminin ... olduğu belirlenerek ... adına düzenlenen nüfus cüzdanının da sahte olduğu, sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kullandığı ... adına düzenlenen nüfus cüzdanı sahibi ...'ın gerçek kişi olduğu anlaşılmıştır.
2. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 02.11.2015 tarihli uzmanlık raporunda suça konu iki adet nüfus cüzdanı ve bir adet sürücü belgesinin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlenmiş olduğunu, belgelerin düzenli bir yapıya sahip olmaları, belgelerde fotoğrafların üzerine gelecek şekilde oluşturulmuş mühür izlerinin bulunması nedeniyle sahteliğinin "ilk bakışta ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle aldatma (iğfal) niteliğini haiz bulunduğu" belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında, cezaevinden firar ettiğinden yakalanmamak için suça konu belgeleri yaptırdığını ve kullandığını beyan etmiştir.
4. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlıdır.
5. Mahkemece, sanık savunmaları, katılan beyanları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1. Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu cihetle; suça konu belge asıllarının incelenerek, hukuki sonuç doğurmaya elverişli ve aldatma nitelikleri olup olmadığı belirlendikten ve denetime olanak verecek şekilde belge asılları dosya içerisinde bulundurulduktan sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
a) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda ise sanığın ... adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını havi nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini kullanarak kredi başvurusu yaptığı ve işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla ... adına düzenlenen kendi fotoğrafını havi nüfus cüzdanını kullandığı bu şekilde sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan iki defa mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
b) Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası, "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır." Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı cümlesi uyarınca başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar arasında sayılmıştır.
3. Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun sübut bulduğu, bu suçtan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenlemenin 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceği göz önüne alındığında, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de;
a) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen düzenlemenin, iftira suçunda ilgili kişiye yüklenen eylemin maddi eser ve delillerine ilişkin olduğu ve sanığın başkası adına düzenlediği sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini, soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasında kendisininmiş gibi ibraz etmesinin, aynı kanunun 268 inci maddesinde tanımlanan suçun maddi öğesini oluşturduğu gözetilmeden, sanığa verilen cezanın bu gerekçe ile artırılması,
b) Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2015/565 Esas, 2016/291 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!