WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/6397 E.  ,  2024/2189 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/490 E., 2016/171 K.
SUÇLAR : Çocuğun soybağını değiştirme, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî onama

Sanık hakkında çocuğun soybağını değiştirme suçundan kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/490 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca doğrudan verilen 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
b) Çocuğun soybağını değiştirme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükümleri temyiz etme iradesinden ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Temyiz dışı sanık ...’nun hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada, kendi anlatımına göre cezaevine girmeden önce infazının geri bırakılmasını sağlamak amacıyla sanık ...’den,... isimli açık kimliği tespit edilemeyen bir kadının yeni doğan çocuğu olan mağdur ...'ı kendilerinin müşterek çocuklarıymış gibi nüfus müdürlüğüne beyanda bulunarak tanımasını istediği, sanık ...’in de 10.02.2015 tarihinde, doğum bildiriminde ve tanıma başvurusunda bulunarak mağdur ...'ı İsmail kızı ...dan olma şeklinde nüfusa kayıt ettirdiği ve nüfus cüzdanı çıkarttırdığı, bilahare sanıkların ayrı ayrı 17.07.2015 tarihli dilekçeleri ile Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Masasına başvurarak sanık ...’nun iki hafta önce doğum yaptığını beyan ederek infazının geri bırakılmasını talep ettikleri, Cumhuriyet Başsavcılığınca Irmak'ın tanıma yoluyla kaydının şüpheli görülmesi üzerine sanık ... hakkında aldırılan uzman doktor raporu ile elde edilen verilerin iki hafta önce doğum yapmış birisi ile uyumsuz olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık suçu ikrar etmiştir.
3. Temyiz dışı sanık Sanık ...'nun gerçekte çocuğunun olmadığı hususu gerek kendi beyanları gerekse 18.02.2016 tarihli uzman doktor raporu ile sabittir.
4. Sanığın vukuatlı nüfus kayıt örneğinin açıklamalar kısmında, ... adlı çocuğu tanıma suretiyle nüfusuna yazdırdığı sabittir.
5. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Yönünden
Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Çocuğun Soybağını Değiştirme Suçu Yönünden
1. Sanık ...'in, 26.11.2015 tarihli celsede "Ben çocuğu hiç görmedim. Olup olmadığını da bilmiyorum. Bunun üzerine...Nüfus Müdürlüğüne giderek kaydını yaptırdım ve babası olarakta beni yazdırdım ve ismi ... olarak nüfusa kayıt oldu. Böyle bir çocuğun gerçekte olup olmadığını bilmiyorum. Yaşayıp yaşamadığını da bilmiyorum." şeklindeki savunması karşısında, Irmak adıyla nüfusa tescil edilen çocuğun gerçekte var olup olmadığının araştırılması, gerçekte bu kişinin var olduğunun tespiti hâlinde eylemin bir bütün olarak 5237 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında kalan çocuğun soybağını değiştirme suçunu oluşturacağı, gerçekte böyle bir kişinin bulunmadığının tespiti durumunda ise sanığın eyleminin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 67 nci maddesi kapsamında kalacağı anlaşılmakla, söz konusu araştırma yapılmadan eksik inceleme ile sanığın eyleminin çocuğun soybağını değiştirme suçu olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulama yönünden, sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) başlığı altında açıklanan nedenle sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE,

B. Çocuğun Soybağını Değiştirme Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) başlığı altında açıklanan nedenle Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/490 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın değişik gerekçesi ile sair yönlerden oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.02.2024 tarihinde karar verildi.

(K.O.)

DEĞİŞİK GEREKÇE/KARŞI OY
(2021/6397 E-2024/2189 K )
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 231/1 maddesinde düzenlenen " çocuğun soybağını değiştirme" suçunu mu ? 206 maddesinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu mu ? yoksa 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 67/1 maddesinde düzenlenen "nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunma" suçunu mu? oluşturduğuna ve yine " suçların içtimaı yada özel hükmün öncelikle uygulanması gerekir kuralı uyarınca eylemin bir bütün halinde tek bir suçu oluşturması halinde suç vasfı ikiye bölünerek birden fazla vasıflandırmaya ilişkin kurulan kesin nitelikteki para cezasına ilişkin hükmün temyizen incelenip incelenemeyeceğine" ilişkindir.
Uyuşmazlığın isabetli bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, çocuğun soybağının değiştirilmesi ve nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunma suçları ila suçların içtimaı üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
I. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206. maddesinde; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu suçun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belgenin düzenlemesi esnasında ve belgeyi düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yazılı veya sözlü açıklama biçiminde yapılmış olması, kişinin beyanı üzerine bir resmi belge düzenlenmesi, düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmaması gerekmektedir.
Genel norm niteliğinde olan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun koruduğu hukuki yarar kamu güveni olup suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir.
II. Çocuğun soybağının değiştirilmesi suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 231. Maddesinde; “Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, sağlık kurumundaki bir çocuğun başka bir çocukla karışmasına neden olan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasındaki suç, seçimlik hareketli olup, bu hareketler gerçekte var olan bir çocuğun soybağının değiştirilmesi veya gizlenmesidir. Suçun konusu ise soybağı olup suçun mağduru soybağı değiştirilen veya gizlenen çocuktur.
Ill. Nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunma suçu 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesinde; “...herhangi bir işlem sebebiyle nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunanlar ....altı aydan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile kişilere tüm nüfus işlemlerinde nüfus müdürlüğüne doğru beyanda bulunma yükümlülüğü getirilerek doğum dâhil her türlü nüfus olayının doğru bir biçimde saptanması amaçlanmıştır.
Bu suçun oluşabilmesi için beyan konusu nüfus işlemi ile ilgili olmalı ve gerçek dışı beyan nüfus müdürlüğüne yapılmalıdır. Bu nedenledir ki 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesinde yer alan bu düzenleme her türlü yalan beyanı kapsayan TCK'nin 206 maddesindeki düzenlemeye göre özel hüküm niteliğindedir.
lV. Çocuğun soybağını değiştirmek için nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunulması halinde suçlar arasındaki içtima kavramı üzerinde de durulmalıdır.
Çocuğun soybağını değiştirmek için nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunulması halinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, çocuğun soybağının değiştirilmesi ve nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunma suçları arasında içtima sorunu ortaya çıktığı söylenebilir ise de;
Farklı neviden fikri içtima 5237 sayılı Kanunun 44. maddesinde; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş olup, bu hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir.
Kanun koyucu, failin fiilinin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “erime sistemi”ni benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir.
Yine burada genel norm- özel norm kurumu üzerinde de durulmasında fayda bulunmaktadır.
Aynı hukuki yararı koruyan ve genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da içeren özel norm öncelikle uygulanır. Normlar hiyerarşisinde bu durum "özel normun önceliği" ilkesi olarak tanımlanır.
Nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle çocuğun soybağının değiştirilmesi durumunda hem TCK'nun 231/1. maddesinde düzenlenen çocuğun soybağının değiştirilmesi, hem de 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesinde hüküm altına alınan nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçlarından söz etmek mümkündür. Ancak fiilin belirtilen işleniş şekli bakımından her üç suç tipi arasında genel norm-özel norm ilişkisi bulunmaktadır. Gerçekten de TCK'nun 206. maddesinde genel olarak her türlü yalan beyanın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesinde bundan daha özel biçimde nüfus işlemlerinde yalan beyanın, TCK'nun 231/1. maddesinde ise sadece çocuğun soy bağı konusundaki yalan beyanın yaptırım altına alındığı görülmektedir. Bu nedenle nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunularak çocuğun soybağının değiştirilmesi durumunda "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca sadece TCK'nun 231/1. maddesi uygulanmalıdır. (Osman Yaşar, Hasan Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2014, s.6911)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 29.09.2015 tarih ve 2015/412 E. , 2015/286 K. sayılı ilamında özetle; "Sanığın evlilik dışı ilişkide bulunduğu ...’den doğan çocuğunu evlilik birliği içinde resmi nikâhlı eşi ...’den olmuş gibi doğum bildiriminde bulunarak nüfus kütüğüne tescilini sağladığı olayda; sanık tarafından sahte bir resmi belge düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması söz konusu olmadığından resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı, nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle çocuğun soybağının değiştirilmesi nedeniyle hem TCK'nun 231/1. maddesinde düzenlenen çocuğun soybağının değiştirilmesi, hem de 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinden yalan beyan ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 67/1. maddesinde hüküm altına alınan nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçlarının oluştuğundan söz etmek mümkün ise de TCK'nun 206. maddesinde genel olarak her türlü yalan beyanın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesinde bundan daha özel biçimde nüfus işlemlerinde yalan beyanın, TCK'nun 231/1. maddesinde ise sadece çocuğun soy bağı konusundaki yalan beyanın yaptırım altına alındığı nazara alındığında TCK'nun 231/1. maddesinin her iki düzenlemeye göre de özel norm niteliğinde olup özel normun önceliği ilkesi uyarınca sadece TCK'nun 231/1. maddesinin uygulanmasının mümkün olduğunu" kabul etmiştir.
V. Aynı fiilin farklı hukuki nitelendirilmesi nedeniyle (birden fazla vasıflandırma) iki farklı mahkûmiyet kararı verilmesi halinde temyiz incelemesi:
CMK 225. maddesi uyarınca ; hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında CMK 223 maddesinde sayılan hükümlerden birinin yada mahkumiyet ve güvenlik tedbiri örneğinde olduğu gibi birden fazlasının kurulması ile yetinilecek ancak iddianamede anlatılan aynı fiilin farklı hukuki nitelendirilmesi nedeniyle iki farklı mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün olmayacaktır.
Öte yandan sanığın eyleminin tek bir suçu oluşturması halinde bu eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren hükmün de bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilmelidir. Aksi düşünce de olunması halinde ise temyize getirilmeyen yada temyizen incelenmeyen hükmün (Somut olayda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ) varlığı devam edeceğinden aynı fiil nedeni ile bozma sonrası yeni bir hüküm kurulamayacaktır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 18.02.2014 tarih ve 2012/1356 -2014/70 karar sayılı ilamında özetle;" Sanığın sahte nakil evrakıyla kaydını yaptırdığı mahalle muhtarlığına, kendisinin fotoğrafı ve katılanın kimlik bilgileri bulunan nüfus cüzdanı talep belgesini hazırlatıp nüfus müdürlüğüne başvurarak sahte hüviyet cüzdanı düzenlettirdiği, yakalandığında görevli polis memurlarına gösterdiği, ancak herhangi bir tutanak tanzim edilmeden gerçek kimliğini açıkladığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, eyleminin bir bütün halinde zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan da mahkumiyet hükmü kurulmasını" isabetsiz bularak mahkumiyet hükümlerinin her ikisinin de bozulmasına karar vermiştir.
Benzer bir olayda ;resmi belgede sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan açılan kamu davasında Mahkemece sanığın eyleminin TCK. 268/1. Madde yoluyla 267/1. Maddeye uyduğu, eylemin tek suç oluşturması nedeniyle ayrıca 204/1. Maddenin unsurlarının oluşmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak TCK. 268/1. Madde yoluyla 267/1. Madde uyarınca mahkumiyet, TCK. 204/1. Maddesinden ceza tayinine yerolmadığına kararı verilmiş. Sanık tarafından yalnızca "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin " sanığın eyleminin TCK'nın 206/1. maddesi kapsamında bulunduğu, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına ilişkin 19.02.2013 tarih ve 2012/6077 esas, 2013/2702 karar sayılı ilamına yapılan itiraz üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu 02.12.2014 tarih ve 2013/618 esas -2014/532 karar sayılı ilamında özetle " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.12.2002 gün ve 293-417 sayılı kararında açıklandığı üzere sanığın eyleminin tek bir suçu oluşturması karşısında, bu eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren hükmün de bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, sanığın eyleminin kül halinde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden, hükmün yalnız sanık tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca cezanın tür ve miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunması kaydıyla bozulmasına karar verilmesi" gerektiğini kabul etmiştir.
Böylece mahkemenin eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren ve temyize getirilmeyen "TCK. 204/1. Maddesinden ceza tayinine yerolmadığına" dair hükmü de bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilmiştir.
Vl. Somut olay ve değerlendirmemiz:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.05.2015 tarihli iddianame ile sanıklar hakkında "...iştirak halinde mağdur ...'ın kendi çocukları olduğundan bahisle nüfusa kaydını yaptırdıkları, bu suretle çocuğun soy bağını değiştirmek ve nüfus müdürlüğünde resmi belge düzenlenirken yalan beyanda bulunma suçunu işledikleri" iddiası ile iki ayrı vasıflandırma yapılarak kamu davası açıldığı,
Mahkemece "Halen hükümlü olarak cezaevinde bulunan sanık ...'nun cezaevine girmeden önce infazının geri bırakılmasını sağlamak amacıyla diğer sanık ...'dan kendi anlatımına göre... isimli açık kimliği tespit edilemeyen bir kadının yeni doğan çocuğu olan mağdur ...'ı kendilerinin müşterek çocuklarıymış gibi nüfus müdürlüğüne beyanda bulunarak tanımasını istediği, sanık ...'ın da dosyada kapsamına alınan doğum bildiriminde ve tanıma başvurusunda bulunarak mağdur ...'ı İsmail kızı ...dan olma şeklinde nüfusa kayıt ettirdiği ve nüfus cüzdanı çıkarttırdığı, bilahare sanıkların ayrı ayrı 17/07/2015 tarihli dilekçeleri ile Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Masasına başvurarak sanık ...'nun infazının geri bırakılmasını talep ettikleri, Cumhuriyet Başsavcılığınca Irmak'ın tanıma yoluyla kaydının şüpheli görülmesi üzerine sanık ... hakkında aldırılan uzman doktor raporu ile elde edilen verilerin iki hafta önce doğum yapmış birisi ile uyumsuz olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla ve sanıkların her aşamadaki açık ikrarlarının sanıkların üzerine atılı suçları müştereken işlediklerine kanaat getirilerek" sanıklar hakkında iki ayrı vasıflandırma ile çocuğun soybağının değiştirilmesi suçundan TCK'nın 231/1, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan TCK'nın 206/1 maddesi uyarınca (kesin nitelikte) mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır.
Temyiz dışı sanık ...’nun hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada, kendi anlatımına göre cezaevine girmeden önce infazının geri bırakılmasını sağlamak amacıyla sanık ...’den,... isimli açık kimliği tespit edilemeyen bir kadının yeni doğan çocuğu olan mağdur ...'ı kendilerinin müşterek çocuklarıymış gibi nüfus müdürlüğüne beyanda bulunarak tanımasını istediği, sanık ...’in de 10.02.2015 tarihinde, doğum bildiriminde ve tanıma başvurusunda bulunarak mağdur ...'ı İsmail kızı ...dan olma şeklinde nüfusa kayıt ettirdiği ve nüfus cüzdanı çıkarttırdığı, bilahare sanıkların ayrı ayrı 17.07.2015 tarihli dilekçeleri ile Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Masasına başvurarak sanık ...’nun iki hafta önce doğum yaptığını beyan ederek infazının geri bırakılmasını talep ettikleri somut olaya ilişkin sayın çoğunluğun "Sanık ...'in, 26.11.2015 tarihli celsede "Ben çocuğu hiç görmedim. Olup olmadığını da bilmiyorum. Bunun üzerine...Nüfus Müdürlüğüne giderek kaydını yaptırdım ve babası olarakta beni yazdırdım ve ismi ... olarak nüfusa kayıt oldu. Böyle bir çocuğun gerçekte olup olmadığını bilmiyorum. Yaşayıp yaşamadığını da bilmiyorum." şeklindeki savunması karşısında, Irmak adıyla nüfusa tescil edilen çocuğun gerçekte var olup olmadığının araştırılması, gerçekte bu kişinin var olduğunun tespiti hâlinde eylemin bir bütün olarak 5237 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında kalan çocuğun soybağını değiştirme suçunu oluşturacağı, gerçekte böyle bir kişinin bulunmadığının tespiti durumunda ise sanığın eyleminin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 67 nci maddesi kapsamında kalacağı anlaşılmakla, söz konusu araştırma yapılmadan eksik inceleme ile sanığın eyleminin çocuğun soybağını değiştirme suçu olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur." şeklinde ki bozma gerekçesine katılmakla birlikte
Sanığın eyleminin tek bir suçu oluşturması karşısında, bu eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hükmolunan karara ilişkin " netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği reddine" dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Şöyle ki;
Gerçeğe aykırı beyanda bulunarak nüfusa kayıt yapılan bir çocuğun var olduğunun tespiti hâlinde eylemin bir bütün olarak 5237 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında kalan çocuğun soybağını değiştirme suçunu oluşturacağı, gerçekte böyle çocuğun bulunmadığının tespiti durumunda ise eylemin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 67 nci maddesinde düzenlenen nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunma suçunu oluşturacağından bu eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren hükümlerin bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilmeli ve sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan TCK'nın 206/1 maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün de bozulmasına karar verilmelidir.
Sayın çoğunluğun görüşünde olduğu gibi sanığın aynı eylemi nedeni ile birden fazla vasıflandırmaya ilişkin TCK'nın 206/1 maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün kesin nitelikte olduğu düşüncesi ile incelenemeyeceğinin kabulü halinde bu hüküm kesinleşeceğinden artık bozma sonrası 5237 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi yada 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 67 nci maddesinden CMK 223 maddesi uyarınca bir hüküm kurmak mümkün olmayacaktır.
Öte yandan sanığın aynı eylemi nedeni ile birden fazla vasıflandırmaya ilişkin hükümlerden birinin temyiz kanun yoluna tabi olduğu, diğerinin ise olağan üstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluna tabi olduğunu kabul etmek ceza usul hukukunun temel ilkelerine aykırılık teşkil edecektir.
Yapılan araştırma sonucunda sanığın eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 230/1 maddesinde yazılı çocuğun soybağını değiştirme suçunu yada 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 67 nci maddesinde düzenlenen nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunma suçunu oluşturacağından suç vasfı ikiye bölünerek çocuğun soybağını değiştirme ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından ayrı ayrı kurulan mahkumiyet hükümlerinin 5271 sayılı CMK'nin 225. maddesine aykırı davranılması nedeni ile bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun çocuğun soybağını değiştirme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise kesin nitelikte bulunduğundan temyiz isteğinin reddine dair kararlarına katılmıyorum. 26.02.2024
Değişik Gerekçe/Karşı Oy