WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/6118 E.  ,  2024/5745 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/96 E., 2016/323 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu (Kapatılan) 74. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/96 Esas, 2016/323 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
b. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi gerekçesizdir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde görevli polis memurlarının durumundan kuşkulanılan sanıktan kimliğini ibraz etmesini istedikleri, bunun üzerine sanığın üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak mağdur Ramazan Yoldaş'ın kimlik bilgileriyle düzenlenmiş olan suça konu nüfus cüzdanını ibraz ettiği, kimliğin sahte olmasından şüphelenilmesi üzerine, kimlik üzerinde detaylı inceleme yapıldığı, detaylı inceleme sonucu sanığın ibraz ettiği nüfus cüzdanının sahte olduğunun tespit edildiği, gerçek isminin Veysel Yongu olduğunu ikrar ettiği, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 09.12.2015 tarihli uzmanlık raporu ile suça konu nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlendiği, yapılan sahteciliğin ilk bakışta ve kolaylıkla dikkat çekmeyecek nitelikte olması nedeniyle, bahse konu belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu görüşünün bildirildiği, sanığın bu suretle resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında, kesinleşmiş cezası olduğunu mağdurun kimlik bilgileri bulunan ancak üzerinde kendi fotoğrafı olan sahte nüfus cüzdanını yaptırarak kullandığını, beyan etmiştir.
3. Suça konu nüfus cüzdanı duruşmaya getirtilip incelenmiş, belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu gözlemlenmiştir.
4. Mahkemece, sanığın mağdur Ramazan Yoldaş'ın kimlik bilgilerini içerir nüfus cüzdanını üzerinde kendi fotoğrafı olacak şekilde kullandığı gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçalarından mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında ek savunma hakkı tanınmadan Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58 inci maddesi uygulanmış ise de; sanığın savunmasının alındığı duruşmada adli sicil kaydı okunarak diyeceklerinin sorulması karşısında bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
3. Sanık hakkında, adlî sicil kaydında yer alan İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2013 tarihli ve 2012/2527 Esas, 2013/387 Karar sayılı ilâmına konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmü tekerrüre esas alınarak, aynı Kanun'un 58 inci maddesi uygulanmış ise de; 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasa'nın 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olduğundan bu kapsamda UYAP kayıtlarından yapılan incelemede, tekerrüre esas alınan ilâm ile ilgili İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2017 tarihli ek kararı ile uzlaşmanın sağlandığından bahisle sanık hakkında düşme kararı verildiği, dolayısıyla bu hükmün tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydında yer alan Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2012 tarihinde kesinleşen 21.06.2017 tarih ve 2006/263 Esas 2007/ 163 Karar sayılı kararın tekerrüre esas alınması gerektiği, belirlenmiş olup, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir.
2. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
3. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır.
4. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
5. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay günü durumundan şüphelenilerek sanıktan kimliğini ibraz etmesinin istenilmesi üzerine sanığın kolluk görevlilerine kendisini Ramazan Yoldaş olarak tanıtıp kimliği konusunda tereddüte düşüldüğünden kimlik üzerinde detaylı inceleme yapıldığı, inceleme sonucu sanığın ibraz ettiği nüfus cüzdanının sahte olduğunun tespit edildiği, sanığın gerçek isminin Veysel Yongu olduğunu ikrar ettiği olayda; sanığın yalan beyanı ile Ramazan Yoldaş adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu (Kapatılan) 74. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/96 Esas, 2016/323 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 3. Bendinde yer alan ilamın ve "2 kez" ibaresinin çıkartılarak "Sanığın sabıka kaydında bulunan Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2012 tarihinde kesinleşen 21.03.2007 tarih ve 2006/253 Esas 2007/163 Karar sayılı ilamı" eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu (Kapatılan) 74. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/96 Esas, 2016/323 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.04.2024 tarihinde karar verildi.