11. Ceza Dairesi 2021/5983 E. , 2023/5924 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/320 E., 2015/545 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAMEDEKİ GÖRÜŞLER : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2012 tarihli ve 2012/758 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü ve 206 ncı maddelerinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Erzurum Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2012/320 Esas, 2015/545 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü ve 62 nci maddelerinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan ek savunma hakkı da tanınmak suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci ve 62 nci maddelerinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi, verilen mahkumiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve kabule göre de lehe hükümlerin tatbik edilmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın daha önceden alkollü araç kullanması nedeniyle sürücü belgesinin alındığı, bu sebeple katılan ...'in kaybettiği sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırdıktan sonra kullanmaya başladığı, suç tarihi olan 17.09.2011 tarihinde trafik ekiplerince seyir halindeyken durdurulan sanığın 1.50 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın suça konu sahte sürücü belgesini ibraz ederek kendisini de bu belgedeki isimle ... olarak tanıttığı, ... adına sürücü belgesine el koyma ve idari para cezası tutanağı ile alkol ölçüm raporu tanzim edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık suçu ikrar etmiştir.
3. Sanığın yüzüne de okunan ekspertiz raporuna göre; sahte sürücü belgesinin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edilmiş, aslı dosya arasında mevcut olan sürücü belgesinde soğuk mühür izinin bulunduğu belirlenmiştir.
4. Mahkemece sanığın savunması, tutanaklar, bilirkişi raporu, katılan ve tanık beyanlarına göre; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
1. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen dosya arasında bulunan suça konu sürücü belgesi aslı hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemesi hususu dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1. Tebliğname Yönünden
Suç tarihi olan 17.09.2011 tarihinde trafik ekiplerince seyir halindeyken durdurulan sanığın 1.50 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın suça konu sahte sürücü belgesini ibraz ederek kendisini de bu belgedeki isimle ... olarak tanıttığı, ... adına sürücü belgesine el koyma ve idari para cezası tutanağı ile alkol ölçüm raporu tanzim edildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 268 nci maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunu oluşturduğuna dair kabulde isabetsizlik görülmemiş, zira suç tarihinden sonra ve hüküm tarihinden önce 11.06.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'la değişik 2918 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası adli para cezası verilir..." ve altıncı fıkrasında "1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır" hükümlerinin öngörülmesi, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de güvenli bir şekilde alkollü araç kullanma sınırının 100 promil olarak kabul edildiği, kişinin bu sınırın üzerinde alkollü araç kullanırken yakalanması durumunda 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşacağı 5237 sayılı Kanun'un 268 nci maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşması içinde, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği; somut olayda sanığın görevlilere kendisini ... olarak tanıtıp katılanın kimlik bilgilerini kullanarak katılan adına sanığın bahse konu tutanakları imzaladığı, sanığın 1.50 promil alkollü iken araç kullanmasında trafik güvenliğini tehlikeye koyma suçunu işlediği, bu suçtan soruşturma ve kovuşturma yapılmasını önlemek için başkası adına sahte sürücü belgesi ibraz ettiği olayda, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluştuğu anlaşılmış, tüm bu nedenlerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiği anlaşılmakla; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2012/320 Esas, 2015/545 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına "dosya arasında bulunan suça konu sürücü belgesi aslının dosyada delil olarak saklanılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinin (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2012/320 Esas, 2015/545 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!