11. Ceza Dairesi 2021/5456 E. , 2023/6749 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/358 E., 2016/139 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2016 tarihli ve 2013/358 Esas, 2016/139 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 ünci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; usule aykırı olan hapis cezasının kaldırılması gerektiğinden kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikayetçinin, sahibi olduğu ... plakalı kamyonetinin evinin önünden çalınmasından sonra suç konusu... numaralı sahte plaka takılarak aracın ... ilçesi...köyünde meydana gelen hayvan hırsızlığı olayında kullanıldığı için plakasının emniyet birimlerine bildirildiği, emniyet birimlerinin yaptığı araştırmada, sanığın kaçarken yakalandığı, kriminal incelemede söz konusu kamyonetin ön ve arkasında takılı plakaların, trafik tescil belgesinin ve sigorta poliçesinin sahte olduğu, iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında; suça konu aracı oto pazarından ikinci el olarak satın aldığını bir kısım ödemelerini yaptığını aracın arkadaşının kullanımında iken kolluk tarafından yapılan denetimde hacizli olması sebebiyle bağlandığını notere gittiklerini ancak devir işlemlerini yapamadıklarını beyan etmiştir.
3. Kriminal rapor ile, suça konu belgenin tamamen sahte olarak düzenlendiği ve aldatma niteliği bulunduğu tespitleri yapılmıştır.
4. Sanığın inkara yönelik savunmasına araştırma tutanakları, mağdur beyanı ve dosya kapsamı itibarıyla itibar edilmemiştir.
5. Yapılan yargılama sonunda gerekçeleri açıklanarak takdiren sanığın alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına, zincirleme suç hükümleri ve takdiri indirim uygulanarak mahkumiyetine ilişkin temyiz incelemesine konu hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
07.04.2016 tarihinde gerekçeli kararın tebliği sırasında sanığın ceza infaz kurumunda olması sebebiyle tebligatın usulüne uygun olmadığı ve dolayısıyla sanığın dilekçesinde belirtildiği üzere kararı 05.05.2016 tarihinde öğrendiğinin ve böylece temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin takdirinin hakime ait olduğu gözetilerek, suça konu belgelerin duruşmaya getirtilerek incelenmesi, suça konu plakalar yönünden suç tarihinden önce yürürlükte bulunan 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 30 uncu maddesine göre; tescil plakalarında, işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürlerinin bulunmasının, anılan maddede 09.09.2011 tarih ve 28049 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 3 üncü maddesiyle yapılan değişiklikle de bu tarihten itibaren yalnızca plaka basım işini gerçekleştiren kuruluşun mührünün bulunmasının zorunlu olduğu dikkate alınarak aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tartışılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekliliğinin gözetilmemesi,
2. Suça konu belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine ilişkin delil bulunmaması karşısında; suça konu belgelerin aynı anda ele geçirilmesi nedeniyle eylemin tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ve belge sayısı ile sanığın kastının yoğunluğu nazara alınarak 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
3. İddianamede 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesine yer verilmediği 01.12.2015 tarihli duruşmada aynı maddenin uygulanması ihtimali karşısında ek savunma verilmek üzere sanığa davetiye çıkarıldığı ancak sanığın duruşmada hazır olmadığı gözetilmeden ve sanığa ek savunma verilmeden 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına aykırı olacak şekilde belirlenen temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca arttırım yapılması hukuka aykırı bulunmuş,
4. 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2016 tarihli ve 2013/358 Esas, 2016/139 Karar sayılı Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!