11. Ceza Dairesi 2021/42086 E. , 2024/6420 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/116 E., 2020/575 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi onama
Sanığın temyiz talebi yönünden; sanığın yokluğunda verilip 08.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde bizzat tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 17.03.2021 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu belirlenmiştir.
Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz talepleri yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2013 tarihli ve 2013/273 Esas, 2013/474 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2013 tarihli ve 2013/273 Esas, 2013/474 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 14.01.2020 tarihli ve 2017/10625 Esas, 2020/191 Karar sayılı kararıyla özetle, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında tanımlanan ve hükümden sonra uzlaşma kapsamına alınan dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıdığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/116 Esas, 2020/575 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer veriler kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıdığına ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer veriler kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıdığına ve katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir.
C. Sanığın Temyiz Sebepleri
Uzlaştırmanın usulüne uygun olmadığına, mahkûmiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, tanık ... aracılığıyla tanıştığı sanığın, kendisini suç tarihinde Şanlıurfa Milletvekili olup Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevini yürüten ...'in danışmanı olarak tanıtıp iş arayan katılana yardımcı olacağından bahisle kandırarak TBMM'ye işçi olarak girmesini sağlayacağını söylediği, bunun karşılığında da katılandan 10.000,00 TL para istediği, katılanın da bu miktarı sanığa verdiği anlaşılmıştır.
2. Sanık suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlı olup tanık ...’nin beyanları ile desteklendiği belirlenmiştir.
4. Katılan sanığın hesabına para yatırdığına dair işlem dekontları ve katılan ile sanık arasındaki yazışmalara ilişkin dökümler dava dosyasında mevcuttur.
5. Mahkemece taraflar arasında 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma yoluna gidildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı, dava dosyasında bulunan Uzlaştırma Raporu'ndan anlaşılmıştır.
6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Talebi Yönünden
Sanığın, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulunduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Cumhuriyet Savcısı ve Katılan Vekilinin Temyiz Talepleri Yönünden
1. Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin suç vasfına yönelen temyiz talepleri yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Katılan vekilinin vekâlet ücretine yönelen temyiz talebi yönünden; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
A. Sanığın Temyiz Talebi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) başlığı altında açıklanan nedenle sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Cumhuriyet Savcısı ve Katılan Vekilinin Temyiz Talepleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-2) numaralı bentte açıklanan nedenle Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/116 Esas, 2020/575 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8.200,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!