11. Ceza Dairesi 2021/38517 E. , 2024/4727 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/480 E., 2021/88 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2010 tarihli ve 2010/26718 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Şişli Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2012 tarihli ve 2010/1591 Esas, 2012/1748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2012 tarihli ve 2010/1591 Esas, 2012/1748 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 21. Ceza Dairesinin 30.12.2015 tarihli ve 2015/4876 Esas, 2015/6786 Karar sayılı kararı ile; " 1- Hükümden önce; 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereğince, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"na karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2- Gerekçeli kararda sanığın ikrarı ve duruşmada gözlenen saygılı tutumu gözönünde tutularak alt sınırdan ceza tayin edildiğinin belirtilmesine rağmen 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim sebebinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi, 3- Kabule göre de; T. C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine, İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2016/62 Esas, 2016/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 11/06/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
5. Sanığın denetim süresi içerisinde 17.02.2020 tarihinde işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan dolayı Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2020/182 Esas, 2020/281 Karar sayılı kararıyla verilen 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezasının 09.11.2020 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması üzerine duruşma açılıp yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2021 tarihli ve 2020/480 Esas, 2021/88 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.10.2021 tarihli ve 11-2021/42849 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması talebinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 17/09/2010 günü Kağıthane ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda yakalanarak göz altına alınan sanık ...'nun üst aramasında sanığın adına düzenlenmiş sürücü belgesinin ele geçirildiği, yapılan araştırmada sanık adına kayıtlı sürücü belgesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında, okuma yazmasının olmadığını bu nedenle suça konu sürücü belgesini Vahdet isimli bir şahsa 1.000 dolar karşılığında yaptırdığını beyan etmiştir.
3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21.09.2010 tarihli ekspertiz raporunda suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlenmiş ve sahteliğinin "ilk bakışta ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle aldatma (iğfal) niteliğine haiz bulunduğu" belirtilmiştir.
4. Mahkemece adli emanetin 2010/6315 sırasında kayıtlı bulunan suça konu sürücü belgesinin aldatıcılık niteliği konusunda herhangi bir gözlem yapılmadığı tespit edilmiştir.
5. Mahkemece, sanık savunmaları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, alınan uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (son) cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 11.06.2016 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 17.02.2020 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği, dosya arasında bulunan suça konu sürücü belgesi aslı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, resmi belgede olması gereken zorunlu unsurların bulunduğunun belgede yapılan sahteciliğin ilk bakışta kolaylıkla anlaşılamadığı ve aldatcılık niteliğinin bulunduğu gözlemlendiğinden hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık bulunmamıştır
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
a) Hüküm fıkrasının birinci paragrafında yanlış yazıldığı anlaşılan "nüfus cüzdanında sahtecilik" ibaresinin "sürücü belgesinde" olarak Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
b) Kurulan hükümde adli emanetin 2010/6315 sırasında kayıtlı bulunan suça konu sürücü belgesinin akıbeti hakkında karar verilmemiş olması isabetsizliğinin Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2021 tarihli ve 2020/480 Esas, 2021/88 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından "nüfus cüzdanında" ibaresinin çıkarılarak yerine "sürücü belgesinde" ibaresinin eklenmesi ve "adli emanetin 2010/6315 sırasında kayıtlı bulunan suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!