WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/34657 E.  ,  2024/1734 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2007/51 E., 2009/40 K.
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması
suretiyle dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan
beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Kısmî ret, kısmî bozma

5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 311 inci maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğu ve sanığın 16.11.2016 ve 21.11.2016 tarihli istemlerinin eski hale getirme talebi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın bilinen adreslerine yapılan tebliğlerin iade edilmesi üzerine MERNİS adresi olmadığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre yapılan tebliğ işleminin, daha önce adli mercilerce bu adrese usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olması nedeniyle usulsüz olduğu ve sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sonuç olarak hükmolunan 1. 500,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci madde uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2009 Tarihli ve 2007/51 Esas, 2009/40 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 62, 52, 51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 206, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3. Aynı mahkemenin 25.06.2009 tarihli ek kararı ile nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde 2 yıl 6 ay hapis cezasına kanunen erteleme hükümlerinin uygulanamayacağı sebebiyle verilen hapis cezasının ertelenmesine ilişkin sehven yer alan bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, etkin pişmanlık indiriminin yapılmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, asıl karar ve ek karar ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, vesaireye ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ...'un, 07.01.2007 tarihinde ... Polis Merkezi Amirliğine başvurarak kendi isminin ... olduğunu ve kimliğinin, sürücü ehliyetinin, bankalara ait bankamatik kartlarının içinde olduğu çantasının kayıp olduğunu belirterek yalan beyanda bulunup tutanak düzenlettiği, 08.01.2007 tarihinde Ziraat Bankası ... Şubesine giderek kendisini ... olarak tanıtıp polis karakolunda düzenlenen ifade tutanağını ve ...'ya ait vukuatlı nüfus kayıt örneğini göstererek çantasının çalındığını bu nedenle kimlik ve bankamatiğinin çalındığını, parasız kaldığını belirtip katılan ...'nun banka hesabından 150,00 TL para çekmek suretiyle banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık, suçlamayı kabul etmiştir.
3. Banka yazısına göre, olay nedeniyle mağdurun uğradığı zararı sanığın değil, işlem yapan banka personelinin giderdiği anlaşılmıştır.
4. Mahkemece, tüm dosya kapsamıyla sübut bulan suçlardan mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükümde 2 yıl 6 ay hapis cezasına kanunen erteleme hükümlerinin uygulanamayacağı sebebiyle verilen hapis cezasının ertelenmesine ilişkin sehven yer alan bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmasına dair 25.06.2009 tarihli ek kararın hukuken değersiz ve yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu itibarla, dosya içerisinde bilgileri de bulunan Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/23 Esas, 2016/100 Karar sayılı ilamı incelendiğinde sanığın aynı mağdura karşı benzer eyleminden dolayı dava açıldığı ve bu dosyadan verilen kararın kesinleştiği kabul edilerek mahsup kararı verildiği anlaşıldığından, bu dosya ile mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyası getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi ile sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de, sanığın olay günü bankaya kendisini mağdurun ismiyle tanıtıp polis karakolunda bir gün önce yalan beyanla düzenlenen ifade tutanağını ve mağdura ait vukuatlı nüfus kayıt örneğini göstererek mağdurun hesabından 150,00 TL para çekmek suretiyle gerçekleşen eylemde karakol ifade tutanağı ve nüfus kayıt örneği kullanılmasından dolayı 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile suç vasfında hataya düşülmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A.Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2009 tarihli ve 2007/51 Esas, 2009/40 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2009 tarihli ve 2007/51 Esas, 2009/40 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinn son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2024 tarihinde karar verildi.