11. Ceza Dairesi 2021/33760 E. , 2024/5868 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/123 E., 2016/183 K.
SUÇ : Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2014/123 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 62, 52, 51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın atılı suçu işlemediğine, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Hakkında ayırma kararı verilen temyiz dışı sanık ...'ın, "İcradan satılık daireler" şeklinde gazeteye ilan verdiği, gazete ilanını okuyan katılanın, ilanda belirtilen telefon numarasından temyiz dışı sanık ile irtibata geçtiği ve yaptıkları pazarlık neticesinde katılana 30.000,00 TL para vermesi gerektiğini söylediği ve katılanın da kabul ettiği, ...'ın yönlendirmesi ile katılanın, sanık ... ile buluştuğu ve birlikte bankaya giderek 26.000,00 TL parayı sanık ...'ın hesabına yatırdığı, para yatırma işlemi sonrasında sanıkların katılanı oyalamaya başladıkları ve bir müddet sonra da ortadan kayboldukları iddiasıyla, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; diğer sanığın yanında çalıştığını, katılan ile pazarlığı diğer sanığın yaptığını ve onun hesabında icra takibi olduğu için paranın kendi hesabına yattığını, temyiz dışı sanığın eylemine iştirak etmediğini beyan ederek, atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Mahkemece katılan beyanı, sanık savunması, banka yazıları, katılan ile temyiz dışı sanık ... arasında yapılan emlak komisyonculuğu sözleşmesi, banka dekontu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın uzun süredir, diğer sanığın yanında çalışması, benzer nedenlerle gönderilen havalelerin sanığın hesabına yapılması, sanığın katılan ile birlikte bankaya gitmesi ve yatırılan paranın aynı gün çekilmesi, nedenleriyle sanığın suça iştirak ettiği yönünde tam kanaate varılarak, eylemin basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanılması suretiyle gerçekleştirildiğinin kabulü ile temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Sanık ve hakkında ayırma kararı verilen temyiz dışı sanığın, internet sitesinde ilan verdikten sonra kendisiyle iletişime geçen katılan ile yüz yüze gelerek görüştüklerinin ve akabinde devam ettirdikleri hileli hareketlerle katılanı aldatıp haksız menfaat temin ettiklerinin, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, sanığın bu şekilde sübut bulan eyleminin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma kapsamında kalan ve 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2. Kabule göre; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un birinci fıkrasının (d) ve (f) bentlerinde düzenlenen dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine göre, sanığa ek savunma hakkı verilmeden aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinden hüküm kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2014/123 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!