11. Ceza Dairesi 2021/33282 E. , 2024/2479 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/214 E., 2016/100 K.
SUÇLAR : Serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 Tarihli ve 2015/214 Esas, 2016/100 Karar Sayılı Kararı ile Sanıklar Hakkında
1. Serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2. Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddeinin birinci fıkrası yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Sanık ... hakkında ayrıca, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezaların infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların temyiz istekleri; atılı suçları işlemediklerine, cezalandırılmaları için yeterli delil olmadığına, haklarında verilen hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ...'ın, katılan ...'a ait sürücü belgesindeki bilgileri bir şekilde ele geçirerek onun kimlik bilgileri ve üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sürücü belgesi ile, nakliye faaliyeti ile ilgilenen katılan ...'e gidip kendisini ... olarak tanıtarak yük taşımak istediğini söylediği, katılan ... tarafından sanık ...'ın katılan ...'e yönlendirildiği, burada da kendisini ... olarak tanıttığı ve... iline mısır yükü taşımak için anlaştıkları, sanık ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı araca mısır yükünün yüklendiği ve belgelerin ... adına hazırlandığı, aradan zaman geçmesine karşın malın teslim edilmesi gereken yere teslim edilmediğinin anlaşılması üzerine başlatılan soruşturmada, sanık ... verdiği ifadesinde, bu işe kendisini sanık ...'ın aldığını, sahte sürücü belgesini de bu kişinin getirdiğini, bu belge ile malı yükledikten sonra aracın yolda arızalandığını, sanık ...'ın ortağı olarak tanıttığı sanık ... ve yedek şoför olarak tanıttığı sanık ...'ın birlikte yanına gelip aracı tamir ettiklerini, hatta aracı bir süre sanık ...'ın kullandığını beyan etmiş, diğer sanıklar savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, sanık ... 10.09.2013 tarihli teşhis tutanağı ile sanıkların fotoğraflarından eyleme karışan kişilerin bu kişiler olduğunu teşhis etmiş, katılan ...'ın dolandırıcılık suçundan şüpheli olarak ifadesi alınmış ve daha sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüş, mahkemece sanıkların savunmaları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sanıkların atılı suçları işledikleri kabulü ile haklarında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık ...'ın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında; sanık ... isimli kişi ile tanıştığını, bu kişinin kendisine iş teklif ettiğini, kendisinin kabul etmesi üzerine daha sonra buluştuklarında kendisine sahte sürücü belgesini verdiğini, Tarsus'a da kendisini bu kişinin yönlendirdiğini, malı yükledikten sonra yola çıktığında kamyonun arızalandığını, kendisinin sanık ...'ı aradığını ve durumu anlattığını, sanık ...'ın yanında diğer sanıklar ... ve ... ile yanına geldiğini, bu şahısların aracın arızasını tamir ettirdiklerini, korktuğu için aracı kullanamayacağını söyleyince sanık ...'ın aracı kullandığını, bu kişinin malı teslim edip Eskişehir'e geleceğini ve orada buluşacaklarını, malı ne yaptıklarını bilmediklerini beyan etmesi ve olay tarihinde sanık ...'ın yanında gelen kişilerin kendisine fotoğrafları gösterilen sanıklar olduğunu teşhis etmesi karşısında, sanık ... ve sanık ...'ın da diğer sanıklarla birlikte eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işledikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Tebliğnamede'ki bu sanıklar yönünden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, sanıkların sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, sonuç ceza değişmediği cihetle sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış, sanıklar hakkında, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınc infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Başkalarına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanık ...'ın hüküm tarihinden sonra 03.03.2020 tarihinde sanık ...'nin ise hüküm tarihinde sonra 27.09.2020 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
C.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Başkalarına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıklara isnat edilen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddenin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu; 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz" şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 Tarihli ve 2015/214 Esas, 2016/100 Karar sayılı kararında sanıklarca öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Başkalarına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçlarından ve sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Başkalarına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 Tarihli ve 2015/214 Esas, 2016/100 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!