WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/31929 E.  ,  2024/4506 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/16 E., 2016/149 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2014/16 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine; güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeter delil elde edilememesi nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmasına, usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı kararın bozulmasına,
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın yapmış olduğu işi uydurarak katılanı yanıltmasının dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, cezalandırılmamasının bozma nedeni olduğuna, alt sınırdan ceza tayini ile para cezasına çevrilmesinin yasaya aykırı olduğuna ve kararın bozulmasına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılana finansal konularda danışmanlık yapacağını, parasını çeşitli yatırım araçlarında değerlendirip kar sağlayacağını belirterek güven telkin ettiği, katılan tarafından verilen vekalete istinaden ve elden olmak üzere toplam 78.000,00 TL parasını alarak uhdesinde tuttuğu, ayrıca katılana ait aracı kullanmak için aldığı ancak iade etmediği, bu şekilde üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; yapılan yargılama sonunda, ... her ne kadar müşteki, sanığın kendisini banka çalışanı olarak tanıttığını, bu nedenle parasını işletip gelir elde edebileceği izlenimi vererek kendisini aldattığını, bu yüzden sanığa vekalet verdiğini, ancak parasının iade edilmediğini, bu suretle dolandırıldığını belirtmiş ve dolandırıcılık iddiası da buna dayalı ise de sanığın kendisini bankacı olarak tanıtmadığını, finans uzmanı olarak tanıttığını savunduğu, bu savunmanın aksi sabit olmadığı gibi müşteki tarafından yapılacak basit bir araştırma ile sanığın aslında banka çalışanı olmadığının tespitinin de mümkün olduğu, bu haliyle söylendiği iddia edilen yalanın hile düzeyinde bir yalan olmadığı, ayrıca sanığın banka çalışanı ya da finans uzmanı olmasının bu anlamda beyanlarının hile boyutunda olduğuna dair iddiaya bir tesirinin de olmayacağı, müştekinin parasının artacağı inanç ve düşüncesi ile sanığa vekaletname ile yetki verdiği ve sanığın da bu vekaletnameye dayalı olarak müştekinin banka hesabından para çektiği, ayrıca elden verilen parayı da kullandığı ve müştekiye iade etmediği, bundan ibaret davranışın ancak bir hukuki uyuşmazlığa konu edilebileceği, dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı kabulü ile sanığın dolandırıcılık suçundan beraatine; güveni kötüye kullanma suçu yönünden ise, aracın müştekiye ait olduğunun ve müştekinin parası ile alındığının ihtilafsız sabit olduğu, bu aracın aralarındaki güven ilişkisine dayalı olarak bir süre kullanılmak üzere müşteki tarafından sanığa verildiği, ancak sanığın bu aracı müştekiye iade etmediği, müştekinin aracı alabilmek için kullandığı krediyi ödeyememesi üzerine araçla ilgili kredi borcundan bahisle icra takibi başlatıldığı, aracın bu icra takibi kapsamında bulunarak zapt edildiği, sanığın bu davranışının TCK'nın 155/1 maddesindeki güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulü ile mahkumiyetine ilişkin inceleme konusu hükümler verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmü yönünden yapılan incelemede
Sanığa isnad edilen suçun, suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (l) bendinin yürürlükte olmaması karşısında basit dolandırıcılık suçuna temas ettiği belirlenerek inceleme yapılmıştır.
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 16.06.2015 tarihinde alınan sanığın savunması olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden yapılan incelemede
Gerekçeli karar başlığında 2012 olarak eksik yazılan suç tarihinin, en aleyhe kabulle şikayet tarihi olan 20.02.2012 olduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır.
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A ve B) bentlerinde açıklanan nedenlerle, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2014/16 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımları nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2024 tarihinde karar verildi.