11. Ceza Dairesi 2021/29072 E. , 2023/6639 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/220 E., 2015/298 K.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ... müdafiinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, katılan ...'ın sanık ... hakkında iftira suçundan verilen beraat kararını, diğer katılanlara yönelik eylemlerden dolayı kurulan hükümleri ve sanık ... hakkında kurulan beraat hükümlerini temyiz hakkının bulunmadığı, kendisine yönelik eylemlerden dolayı kurulan hükümleri temyiz hakkının bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/298 Karar sayılı kararında;
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılanlar ..., ... ve ...'a yönelik eylemlerinden dolayı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetlerine ve hak yoksunluklarına,
Sanık ... hakkında iftira suçundan, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan ...'ın temyiz istemi, verilen cezaların az olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, atılı suçların oluşmadığına, müvekkilinin durumu öğrenmesi üzerine şikayetçi olduğuna, saygın bir mesleğe sahip biri olarak bu suçları işlemesinin mümkün olmadığına,
3. Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz istemi; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, suçların oluşmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ... ve ...'nın gizli ortak olarak iş yapmaları, ödeme güçlüğü yaşamaları nedeniyle zaman kazanmak amacıyla Muhammed'e ait şirket çeklerini ... ve Aydın aracılığıyla doldurarak piyasaya sürmeleri, ödeme gücü olduğunda çeklerin ödenmesi, bu gücün kaybedildiğinde doktor olan sanık ...'in itibarının sarsılmaması adına çeklerin rızası dışında ... tarafından piyasaya sürüldüğünün iddia edilmesi, bu kapsamda katılanlara sanıklar ..., Aydın ve Murat tarafından verilen çeklerin karşılıksız çıkması suretiyle atılı suçları işledikleri iddiasıyla sanıklar hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık ...'in çeklerin ... tarafından rızası dışında kullanıldığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, sanık ...'ın çekleri kardeşi ...'in getirdiğini, bu çekleri Muhammed'den hatır çeki olarak aldığını söylediği, başka bir beyanında çeklerin hatır çeki olup olmadığını bilmediğini beyan ederek, sanık ...'in ise çekleri Muhammed'in rızası dışında aldığını, borçları için kullandığını, başka bir beyanında çeklerin hatır çeki olduğunu beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmedikleri, sanık ...'ın ise Adil'e çek vermediğini, imza ve yazıların kendisine ait olmadığını beyan ederek suçlamaları kabul etmediği anlaşılmıştır.
3. Katılanların beyanlarına göre çeklerin karşılıksız çıktığı, çeklerin karşılıksız çıkması sonrasında sanık ... ile irtibat kurdukları, bir kısım çeklerin kısmen veya tamamen bedelinin ödendiği, şikayetçi oldukları ve katılmak istedikleri, Mahkeme tarafından katılma kararları verildiği, alınan bilirkişi raporunda 178292 no.lu çekteki ciranta imzasının sanık ...'a, 3178279 no.lu çekteki ...'un ciro imzasının bu kişiye ait olduğunun, diğer yazı ve imzalar yönünden aynı el ürünü olduğunu gösterir nitelik ve yeterlilikte uygun kaligrafik özellik tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
4. Mahkeme tarafından sanıkların savunmalarına, katılanların beyanlarına, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre sanıklar Muhammed, ... ve Aydın'ın atılı suçları işlediklerine karar verilerek temyize konu mahkumiyet kararlarının verildiği, sanık ...'in hakkında iftira suçundan, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan ...'ın Sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Verilen Beraat Hükümlerine; Sanık ... Hakkında İftira Suçundan Verilen Beraat Hükmüne; Sanıkların Katılanlar ... Ve ...'e Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Katılanın ...'ın, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararları, sanık ... hakkında iftira suçundan verilen beraat kararı ve sanıkların katılanlar ... ve ...'e yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerde taraf olmaması, eylemlerden doğrudan zarar görmemesi nedeniyle bu hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan ..., sanıklar Aydın ve ... müdafii ile sanık ... müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uyarınca cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alındığında; sanıkların aynı çek karnesine ait çekleri 30.09.2011 ile 05.11.2011 tarihleri arasında düzenleyip katılanlara farklı zamanlarda vermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde işlenmiş tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanıklar hakkında her katılan yönünden ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
C. Katılan ...'a Yönelik İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçu İle Katılan ...'a Yönelik İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna Karşı Katılan ..., Sanıklar ... İle ... Müdafii Ve Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı, 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3 üncü maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş, katılan ...'a aynı suç işleme kararı kapsamında farklı tarihlerde 35.000 ve 40.000 TL bedelli iki adet çek verilmesi karşısında sanıklar hakkında menfaat miktarının 75.000 TL olarak belirlenmesi ve haklarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği halde uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların eleştirilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ..., sanıklar ... ile ... müdafii ve sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
D. Katılan ...'e Yönelik İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna Karşı Sanıklar ... İle ... Müdafii Ve Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıklar Aydın ve ... müdafii ile sanık ... müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1. Önceden doğan borç nedeniyle verilen çeklerde atılı dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı ve katılan ...'in suça konu çeki ticari ilişkiden kaynaklanan önceden var olan borç nedeniyle aldığını beyan etmesi karşısında, atılı dolandırıcılık suçunun oluşmayacağının gözetilmemesi,
2. Kabule göre; katılan ...'in çek bedelinin bir kısmının sanık ... tarafından ödendiğini beyan etmesi karşısında; sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıp faydalanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılan ...'ın Sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Verilen Beraat Hükümlerine; Sanık ... Hakkında İftira Suçundan Verilen Beraat Hükmüne; Sanıkların Katılanlar ... Ve ...'e Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/298 Karar sayılı kararına yönelik katılan ...'ın temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan ...'a Yönelik İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçu İle Katılan ...'a Yönelik İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna Karşı Katılan ..., Sanıklar ... İle ... Müdafii Ve Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/298 Karar sayılı kararına yönelik katılan ..., sanıklar ... ile ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ..., sanıklar ... ile ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Talepleri İle Katılan ...'e Yönelik İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna Karşı Sanıklar ... İle ... Müdafii Ve Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) ve (D) bentlerinde açıklanan nedenlerle, Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/298 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ... ile ... müdafii ve ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!