WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/27460 E.  ,  2023/5813 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/304 E., 2020/119 K.
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2012 tarihli ve 2012/2 Esas, 2012/36 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan verilen 1.500,00 TL adli para cezasının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 07.04.2014 tarihli ve 2014/9240 Esas, 2014/3863 Karar sayılı kararı ile "Avukat olan sanığın, takibi ile yetkilendirildiği işin Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde belirtilen ve münhasıran avukatlar tarafından üstlenilerek yürütülecek işlerden olmadığı da gözetildiğinde, müştekinin annesi ...'ın emeklilik işlemlerinin yapılması amacı ile kendisine vekâletname ile prim borcu olarak ödenmek üzere 7.000 TL verilmesine karşın, SGK nezdinde parayı yatırmayıp sahibine de iade etmeyerek uhdesinde tutmak biçiminde gerçekleşen eyleminin TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve suçun TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen 53/5. maddesinin uygulanmaması " gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma üzerine, Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2014 tarihli ve 2014/97 Esas, 2014/148 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62, 50, 52 inci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, kazanılmış hakkının saklı tutularak 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 18.11.2019 tarihli ve 2017/32849 Esas, 2019/11947 Karar sayılı kararı ile "Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozmaya uymak suretiyle, Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2019/304 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62, 50, 52 inci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 307 inci maddesi uyarınca kazanılmış hakkı saklı tutularak 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun unsurları itibariyle oluşmadığına, eksik araştırma ile karar verildiğine sanığın görevinin gereklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğine, zararın iddianame düzenlenmeden giderildiğine, prim borcu müvekkiline iletilmediğinden işlemin tamamlanamadığına, kazanılmış hakkın ihlal edildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, yeterli delil bulunmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur ...'ın vefat eden eşi Ali Yıldırım üzerinden emekli olmak istediği, emeklilik işlemlerini takip etmesi için Konya Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanık ...'nu 25.02.2009 tarihli ve 1498 yevmiye nolu vekâletname ile vekil olarak tayin ettiği ve prim borcunu yatırması amacıyla 7.000,00 TL para verdiği, sanığın kurum nezdinde hiçbir girişimde bulunmadığı, ancak resmi işlemlerin devam ettiğini söyleyerek mağduru oyaladığı gibi aldığı parayı da iade etmeyerek uhdesinde tuttuğu iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Şikayetçi ... beyanında özetle; annesi ...'ın emeklilik işlemlerini takip etmesi için 25.02.2009 tarihli ve 1498 yevmiye sayılı vekâletname ile Av. ...'na vekâletname verdiklerini, birikmiş prim borcunu ödemesi için de sanığa 7.000,00 TL ödediğini, sanığın emeklilik işlemleri ile ilgili hiçbir girişiminin olmadığını öğrendiğini, daha sonra icra yolu ile verdiği 7.000 TL'yi tahsil ettiğini, sanığın cezalandırılmasını talep ettiğini, ifade etmiştir.
3. Sanık savunmasında, suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Tanık F.K. beyanlarında özetle: vekâletname ve para verilirken şikâyetçinin yanında olmadığını, halen Akçalar Kasabasının Belediye Başkanı olduğunu, hatırlamadığı bir tarihte ...'ın yanına gelerek sanığa vekâletname ve para verdiklerini ancak SGK'da herhangi bir işlem yapılmadığını söylemesi üzerine birlikte sanığın bürosuna gittiklerini, sanığın parayı SGK'ya yatırdığını, makbuzun kendisinde olmadığını, dosyasında olduğunu söylediğini, Konya'ya döndüğünde kuruma gittiğinde araştırma yaptığını ve dosyada herhangi bir makbuz olmadığını, paranın yatırılmadığını, hatta böyle bir dosyanın olmadığını öğrendiğini, belirtmiştir.
5. Sanığın Konya Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yaptığına dair kurum yazısının dosyada mevcut olduğu, sanık tarafından ... vekili olarak 27.05.2009 tarihinde kuruma sigortalılık işlemleri için başvuruda bulunulduğu, başkaca bir işlemin yapılmadığı, yaklaşık bir yıl sonra mağdur ...'ın bizzat 20.07.2010 tarihinde kuruma emeklilik işlemleri için başvuruda bulunarak işlemleri tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu süre zarfında sanık tarafından prim borcunun yatırılmadığı gibi mağdura da iade edilmediği anlaşılmıştır.
6. Bozma üzerine, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
7. Yapılan yargılama sonucunda, mahkemece sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluştuğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği ve bu hususun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Mahkemenin 22/02/2012 tarihli ve 2012/2 Esas, 2012/36 Karar sayılı sanığın neticeten 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının, sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi ve başkaca temyiz bulunmaması nedeniyle sanığın kazanılmış hakkı bulunduğu gözetilerek uygulama yapılırken uygulama maddesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307 inci maddesinin beşinci fıkrası olarak gösterilmesi hususu dışında sanık hakkında kurulan hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2014 tarihli ve 2019/304 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği (6) nolu hüküm fıkrasında yer alan ''5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi '' ilişkin ibarenin çıkartılarak yerine; “1412 sayılı Kanunu'nun 326/son maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.07.2023 tarihinde karar verildi.