11. Ceza Dairesi 2021/26675 E. , 2024/967 K.
"İçtihat Metni"B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/1151 E., 2019/501 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
1. Şikâyetçinin temyizi yönünden; Ölen mağdur ...'nun bozma öncesi kovuşturma aşamasında zararının kısmen karşılanması nedeniyle sanıktan davacı ve şikayetçi olmadığını belirttiği, bu sebeple katılma hakkının hükümsüz kaldığı, bilahare bozma sonrası yargılama sırasında davacı ve şikayetçi olduğunu belirtse de şikâyet ve davaya katılma hakkından feragat ettikten sonra feragattan cayma ve dolayısıyla yeniden katılma isteğinde bulunma hak ve yetkisine sahip olmadığı, mağdurun hüküm kurulmadan önce vefat ettiği, şikâyetçi ...nin mağdur ...'nun mirasçısı olmakla birlikte şikâyetten vazgeçme nedeniyle davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı belirlenerek temyiz talebi reddedilmiştir.
2. Sanık müdafiinin temyizi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2013 tarihli ve 2013/90 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle ... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2014 tarihli ve 2013/39 Esas, 2014/265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
3. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 17.10.2017 tarihli ve 2017/20591 Esas, 2017/20609 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendine temas edip etmediğinin değerlendirilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine uzlaşma da sağlanamadığından ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2018/1151 Esas, 2019/501 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan (2) numaralı paragrafta belirtilen hükmün aynısı kurulmuştur.
5. Tebliğnamede; kısmi ödeme nedeniyle mağdurun etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza göstermediğine işaret edilerek eksik ceza tayini nedeniyle hükmün bozulması gerektiği yönünde görüş serdedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Şikâyetçi ...'nun temyizi; Ölen mağdurun mirasçısı olduğuna, sanığın eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, eksik ceza verildiğine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyizi; sanığın suça iştirakının delillendirilemediğine, zararı gidermesine ve mağdurun bu sebeple şikâyetten vazgeçmesine rağmen lehe hükümlerin uygulanmadığına, telefonla katılanı kimin aradığının araştırılmadığına, hükmün bu sebeplerle bozularak öncelikle sanığın beraatine hükmedilmesi, aksi halde de lehe hükümlerin tatbik edilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Ölen mağdur ...'ı evinde kurulu bulunan telefon hattından suç tarihi olan 13.02.2012 günü arayan meçhul şahsın kendisini polis olarak tanıtmak suretiyle mağdurun temyiz dışı sanık ... ile hükmü temyiz eden ...'ın hesaplarına para yatırmasını sağladığı, mağdurun 19.800,00 TL para çekerek 7.900,00 TL sini...'in, 6.000,00 TL sini de Kazım'ın kredi kartı hesaplarına yatırdığı, bu paraların adı geçen sanıkların kart borçlarına mahsup edildiği, paranın 5.000,00 TL sini de temyiz dışı sanık ...'e ait başka bir kredi kartı hesabına yatırdığı, bu paranın da aynı gün kart şifresi kullanılarak farklı iş yerlerinde harcanıldığı anlaşılmıştır.
2. Bozma öncesi mağdurun zararının 7.900,00 TL sini temyiz dışı sanık...'in, 6.000,00 TL zararını da sanık ...'ın giderdiği, ölen mağdurun şikâyetçi olmadığı ancak gönderdiği paranın 5.000,00 TL sinin ödenmemesi nedeniyle bozma sonrası uzlaşmadığı gibi, kısmi ödeme nedeniyle de 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin uygulanmasına muvafakat etmediği tespit edilmiştir.
3. Mahkemece sanık savunmaları, mağdur ve tanık beyanı, bankaların cevabi yazıları, uzlaştırmanın sağlanamadığına dair rapor, oluş ve tüm dosya kapsamına göre sanığın dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine hükmedilmiştir .
IV. GEREKÇE
A. Şikayetçi ...'nun Temyizi Yönünden
Ön inceleme bölümünün birinci paragrafında izah edildiği üzere şikâyetçi ...nin mağdur ...'nun mirasçısı olmakla birlikte şikâyetten vazgeçme nedeniyle davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından temyiz talebi reddedilmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
1. Olay ve Olgular bölümünün (2) numaralı paragrafında izah edildiği üzere mağdurun kendisine yapılan kısmi ödemeden dolayı sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakat etmemesine rağmen Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin ikinci fıkrası tatbik edilmek suretiyle eksik ceza tayin edilmiş ise de; bozma öncesi ve bozma sonrası hükümlerin sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, dolayısıyla aleyhe temyiz bulunmadığı ve kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.Ancak;
3. Anılan kararda; sanığın tekerrüre esas alınan hükümlülüğünün elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçuna ilişkin olduğu, söz konusu ilamla ilgili olarak 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 83 üncü maddesi ile karşılıksız yararlanma suçu kapsamında yeniden suç olarak düzenlenmesi, 84 üncü maddesinde karşılıksız yararlanma suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin yeniden düzenlenmesi ve geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kesinleşen hükümler yönünden zararın yasada belirlenen koşul ve sürede karşılanması durumunda verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağının ve sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas başkaca da ilamının bulunmadığının anlaşılması karşısında; zararın karşılanması nedeniyle sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükmün, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2018 tarihli ve 2007/64 Esas, 2008/12 Karar sayılı ek kararıyla ortadan kaldırılmasına karar verildiği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin tatbik edilemeyeceği belirlendiğinden Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. Şikayetçi ...'nun Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçinin temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinin 3 numaralı paragrafında açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle eleştirilen husus dışında hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!