11. Ceza Dairesi 2021/26536 E. , 2024/6474 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/319 E., 2019/23 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/97 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35, 62, 52 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 1.240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/97 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 03.07.2017 tarihli ve 2017/16523 Esas, 2017/16804 Karar sayılı kararı ile "sanığın eyleminin hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (I) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği" zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2019 tarihli ve 2017/319 Esas, 2019/23 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 25.01.2019 tarihli temyiz dilekçesinde, kararı temyiz etmek istediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir. Ayrıca sanığın uzlaşmak istediğine dair 01.03.2023 tarihli ek dilekçe sunduğu görülmüştür..
III. OLAY VE OLGULAR
1.Suç tarihinde sanığın katılanı başka bir şahıs adına kayıtlı 0537 ... nolu telefondan arayarak kendisine komiser süsü verip teröristlerin katılanın kimlik bilgilerini kullanarak eylem ve sahtecilik yaptıklarını bunların yakalanması için bankaya para yatırması gerektiğini söylediği, katılanın 10.800 TL parayı banka aracılığıyla sanığın hesabına yatırdığı, sanığın hesabına 30.05.2012 tarihinde para yatmış olmasına rağmen hesaptan bu paranın çekilmediği, şikayet üzerine paraya bloke konulduğu sanığın 23.08.2012 tarihinde hesabına yatan bu parayı katılanın hesabına geri havale ettiği ve bu haliyle aktif pişmanlık sergilediği, sanığın bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2.Sanık, aşamalarda alınan çelişkili beyanlarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, tanık ...'nin sanık savunmalarının aksine beyanlarda bulunmuş olması, dosya kapsamında da tanığın atılı suçla ilişkili olduğuna dair somut delil bulunmaması, katılanın para yatırdığı hesabın sanığa ait olması ve dosyada mevcut somut deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
3.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
4.Sanığın hesabına yatan paraya bloke konulduğu için çekilemediği ve 23.08.2012 tarihinde paranın katılanın hesabına göndericisi sanık olan EFT yoluyla iade edildiği, ilgili banka dekontu ve yazışmalardan tespit edilmiştir.
5.Katılanın aşamalarda alınan ifadelerinde, para kendisine iade edildiği için olay nedeniyle mevcut zararı olmadığını beyan ettiği, kendisine yapılan uzlaştırma teklifini de zararı bulunmadığından edimsiz bir şekilde kabul ettiği tespit edilmiştir.
6.Yapılan yargılama sonunda, sanığın anlatılan şekilde katılanı kandırarak hesabına para yatırmasını sağladığı ve haksız menfaat temin ettiği, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile sanığın eylemine uyan TCK'nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Mahkemece dava dosyasının uzlaşma prosedürünün uygulanması talebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna tevdi edildiği, görevlendirilen uzlaştırmacı tarafından ise evrakın; " ... Uzlaşma teklif formunun müştekiye 08.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, müştekinin uzlaşma teklifini kabul ettiği ancak, sanığa gönderilen teklif formunun 14.11.2018 tarihinde bila tebliğ olduğu, sanığa ulaşılamaması nedeniyle uzlaşma teklif aşamasında kalmıştır. " gerekçesine istinaden 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca uzlaşma teklifinin reddedildiğinden bahisle iade edildiği, Mahkemece de uzlaştırma girişiminin usûlüne uygun şekilde gerçekleşmediği gözetilmeyerek yargılamaya devamla hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının taraflara uzlaşma teklifinde bulunacağı, uzlaştırmacının, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabileceği düzenlenmiş tarafların kendilerine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararlarını bildirmedikleri takdirde teklifi reddetmiş sayılacakları belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere kendisine dosya tevdi edilen uzlaştırmacının, öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle çağrı yapması, belirtilen şekilde çağrı yapılamaması durumunda ise uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerekmektedir. Uzlaştırmacının tarafların bulunduğu yerdeki uzlaştırma bürosuna talimat yazma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Uzlaştırmanın yargı işlemi niteliğinde olduğu nazara alındığında açıklamalı tebligat, 7201 sayılı Kanun'un yargı mercilerince yapılacak tebligatı düzenleyen Kazai tebligat hükümlerine göre yapılacak olan tebligattır ve normal posta yoluyla bu işlem gerçekleştirilemeyecektir. Açıklamalı tebligat ya da istinabe işlemi ancak uzlaştırmacıya görev veren uzlaştırma bürosu aracılığıyla yerine getirilebilecektir.
Sanık yönünden yapılan inceleme neticesinde; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan denetleme ile sanığın, 20.10.2017 giriş ve 13.02.2021 tahliye tarihleri arasında Zile M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu tespit edilmekle, sanık adına uzlaştırma teklif formunun tebliğinde izlenen yöntemin, 7201 sayılı Kanun hükümlerine uygun olmadığı, bu itibarla söz konusu uzlaştırma girişiminin de usûlüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
O hâlde, ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosunun muhatabın hukuksal durumu ve bulunduğu yeri dikkate almak suretiyle ceza infaz kurumunda bulunduğu anlaşılan sanığa, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19 uncu maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 inci maddesi hükümleri uyarınca uzlaştırma teklif formunun tebliğ edilmesi gerekirken usûlsüz tebligata istinaden tanzim olunan uzlaştırma raporu esas alınmak suretiyle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2019 tarihli ve 2017/319 Esas, 2019/23 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!