11. Ceza Dairesi 2021/26374 E. , 2024/5417 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/18 E., 2019/560 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ortaca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.04.2014 tarihli ve 2012/767 Esas, 2014/229 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50, 52, 54 ve 63 üncü maddeleri uyarınca hapisten çevrili 6.000,00 TL ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Anılan kararının sanık müdafi tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 05.12.2017 tarihli ve 2017/24729 Esas, 2019/25849 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma işlemleri yapılması için bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Ortaca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2019 tarihli ve 2018/18 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50, 52, 54 ve 63 üncü maddeleri uyarınca hapisten çevrili 6.000,00 TL ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, sanığın atılı suçu işlemediğine, kararın usul ve yasalara aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılana ait iş yerine gelip kendisini Mustafa olarak tanıtıp, katılanla zeytin ve zeytinyağı alışverişi yaptıktan sonra, katılanı telefonla arayarak, dedesinin besicilik yaparken bir ağacın altında hayvan postuna sarılı bir vaziyette altın bulduğunu ve bu altınları satmak istediğini, altınları Muğla ili Dalaman ilçesinde görebileceğini söylediği, bunun üzerine katılanın, oğlu ...'u Dalaman ilçesine gönderdiği ve 4 adet küçük boncuk şeklinde altın teslim aldığı, altınların gerçekliklerini bir kuyumcuya teyit ettiren ve bu şekilde ikna olan katılanın suç tarihinde daha fazla altın satın almak için Dalaman ilçesine gelip sanıkla buluştuğu, sanığın katılandan 30.000,00 Euro alıp, 30.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bir kısmı 0,56 gram saf altın olan, 3,5 kg civarındaki diğer maddelerin ise altın olmadığı bir kese içerisinde altın görünümlü metalleri verdiği, bu şekilde hileyle haksız menfaat temin eden sanık hakkında dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış, mahkemece sanık savunması, katılan ve tanık beyanları ile dosya kapsamından sanık hakkında dolandırıcılık suçundan temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı ve ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarih ile uzlaştırmanın başarısız kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
1.Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda açıklanan hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, adli para cezası belirlenirken uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 17.04.2014 tarihli hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi hususları dışında hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ortaca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2019 tarihli ve 2018/18 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hükmün dördüncü fıkrasının beşinci paragrafında yer alan "ayrı ayrı" ibaresinden önce gelmek üzere "5237 sayılı TCK'nın 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince'' ibaresinin eklenmesi, hükmün yargılama giderlerine ilişkin 11 fıkrasının tamamen çıkartılarak "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsiline," ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!