11. Ceza Dairesi 2021/25884 E. , 2024/4032 K.
"İçtihat Metni"B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/337 E., 2019/739 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2012 tarihli ve 2012/11154 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2013 tarihli ve 2012/1244 Esas, 2013/583 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapisten çevrili 7.300,00 TL ve doğrudan 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 31.05.2017 tarihli ve 2017/5426 Esas, 2017/12593 Karar sayılı ilamıyla uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulmasına karar verilmiştir.
4. Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli ve 2017/472 Esas, 2018/36 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapisten çevrili 7.300,00 TL ve doğrudan 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Anılan kararın Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 03.04.2019 tarihli ve 2019/1659 Esas, 2019/3351 Karar sayılı ilamıyla önceki bozma sonrası uzlaştırma kurumunun usulüne uygun şekilde uygulanmaması nedeniyle usul ve yasaya uygun şekilde tatbik edilmesi için bozulmasına karar verilmiştir.
6. Uzlaşmanın sağlanamaması üzerine Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/337 Esas, 2019/739 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapisten çevrili 7.300,00 TL ve doğrudan 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi; sanığın katılanı dolandırmadığına, alınan paranın devre mülk tanıtımı için olduğuna, satış komisyonu olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikâyetçinin ... Otelinde bulunan devre mülkünün 22.000 Euroya satışı için internetten ilan verdiği, 23.05.2012 tarihinde bu ilanı gören ve kendisini... olarak tanıtan kişinin devre mülke müşteri çıktığını, devre mülk bedelinin yatırılması için komisyon ücreti olan 2.150,00 TL paranın sanığa ait hesaba yatırılmasını söylediği, hatta e-mail üzerinden yapılan yazışma içeriğine göre de ''2.150,00 TL komisyon ödemesi yapmanız halinde 22.000 euro ödeme aktarımınız başlatılacaktır. Bu para devir ücreti komisyonu olarak alınmıştır.'' Yazılarak şikâyetçinin devre mülkünün satıldığına inandırıldığı, şikâyetçinin söz konusu parayı sanığa ait banka hesabına yatırdığı, bilahare arayan numaraya ulaşamadığı anlaşılmıştır.
2. Sanık parayı satış için komisyon değil tanıtım bedeli olarak aldığını savunmuştur.
3. Mahkemece sanığın tevilli ikrar içeren ve yazışmalarla örtüşmeyen savunması, uzlaşmanın sağlanamadığına dair rapor, oluş ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında 28.05.2012 şeklinde yanlış gösterilen suç tarihinin, paranın yatırıldığı 23.05.2012 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca,25.09.2013 tarihli hükmün sanık müdafii ve 11.01.2018 tarihli hükmün ise Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından lehe temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!