WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/25263 E.  ,  2024/4980 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/490 E., 2019/218 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği ve kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin on beş gün olarak gösterilmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı da dikkate alınarak temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2013 tarihli ve 2013/245 Esas, 2013/763 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2013 tarihli ve 2013/245 Esas, 2013/763 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 15.06.2017 tarihli ve 2017/12101 Esas, 2017/15365 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (I) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine, Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/490 Esas, 2019/218 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılanın temyiz isteği; sanık hakkında az ceza verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Suç tarihinde sanık ...'ün kendisini SSK'da sağlık müfettişi olarak tanıtarak emeklilik işlemlerinde çözümler bulduğu vaadiyle katılandan emeklilik işlemlerine esas olmak üzere 21.000,00 TL para aldığı ve katılana üç adet matbu dilekçe imzalattığı, katılandan belirtilen miktarda parayı almasına rağmen emeklilik işlemlerini sonuçlandırmadığı gibi aldığı parayı da iade etmediği, sanığın benzer yöntemler kullanarak birçok vatandaş aleyhine işlemiş olduğu dolandırıcılık suçlarından dolayı hakkında açılmış birçok kamu davasının bulunduğu, bu davalarda da sanığın benzer şekilde para aldığı, şahıslara tutanak verdikten sonra herhangi bir işlem yapmayarak ortalıktan kaybolduğu, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle katılanı, emeklilik işlemlerini sonuçlandıracağı vaadiyle kandırarak katılan zararına haksız yarar sağlamak suretiyle atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2.Sanık, aşamalarda alınan çelişkili beyanlarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, tevil içerikli beyanları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
3.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak edim miktarı konusunda katılan ile sanığın anlaşamamaları nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
4.Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Nitekim katılan da zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
5.PTT Genel Müdürlüğünün 03.09.2012 tarihli dekontu ile: katılan ... 'ın 5.500,00 TL para gönderdiği alıcı isminin ... olduğu, PTT Genel Müdürlüğünün 28.09.2012 tarihli dekontu ile: katılan ... 'ın 3.500,00 TL para gönderdiği alıcı isminin ... olduğu ve PTT Genel Müdürlüğünün 05.11.2012 tarihli dekontu ile: katılan ... 'ın 3.000,00 TL para gönderdiği alıcı isminin ... olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca IBAN numarasına muhtelif zamanlarda yatırılmış paralara ait dekontların bulunduğu, buna göre IBAN numarasına 30.11.2012 tarihinde para yatırıldığı anlaşılmıştır.
6.Yapılan yargılama sonunda, sanığın katılana 18.000,00 TL ödemesi halinde emekli olabileceğini söyleyerek, katılanın farklı tarihlerde para göndermesini sağlayarak haksız menfaat temin ettiği ve emeklilik işlemlerini yapmadığı, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde yazılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülmüş olup, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinden hangisinin sanığın lehine olduğu belirlenmekle suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın eylem karşılığında öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırları bakımından sanığın lehine olduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında "15.09.2012” şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, en son haksız menfaatin temin edildiği tarih olan "30.11.2012" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2. Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/490 Esas, 2019/218 Karar sayılı kararında, iddia, sanık savunması, katılan beyanı, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delilerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin veriler dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve katılanın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/490 Esas, 2019/218 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.04.2024 tarihinde karar verildi.