11. Ceza Dairesi 2021/24962 E. , 2024/8363 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/161 E. 2019/22 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.12.2013 tarihli ve 2013/59 Esas ve 2013/637 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 25.12.2017 tarihli ve 2017/35093 Esas, 2017/28944 Karar sayılı kararı ile sanığın katılanlar ... ve ...'nu farklı zamanlarda arayarak kendisini komiser olarak tanıttığı ve katılanların telefonlarının terör örgütleri tarafından kopyalandığını, hesaplarından para çekeceklerini, para göndermeleri gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılan ...'nun istenilen parayı yatırdığı, katılan ...'in ise sanığı yakalatmak için 5,00 TL yatırarak sanığın yakalanmasını sağladığı, bu suretle sanığın dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediğinin iddia edilmesi karşısında; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu, gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/161 Esas, 2019/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan;
Katılan ... İpekçioğlu'na yönelik eylemi sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ile cezasının infazından sonra denetim tedbirlerinin uygulanmasına,
Katılan ...'e yönelik eylemi sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis, 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ile cezasının infazından sonra denetim tedbirlerinin uygulanmasına, hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Suç tarihi olan 08.08.2012 günü sanık ...'un, temyiz dışı sanık ... ile birlikte katılanlardan ...'nu telefonla arayıp kendisini polis olarak tanıtarak katılanın telefon numarasının terör örgütü üyeleri tarafından kopyalandığını, bunu tespit etmek için belirttiği hesaba para göndermesi gerektiğine katılanı ikna ederek temyiz dışı ...'e ait hesaba 3.050,00 TL ve 3.895,00 TL para göndermesini sağladığı, paraların sanık ve temyiz dışı sanık tarafından çekildiği; sanığın aynı yöntemle katılan ...'i de telefonla arayarak belirttiği hesaba para yatırmasını söylediği, katılanın durumdan şüphelendiği ve sanığı yakalatmak amacıyla söylenen hesaba 50.000,00 TL yerine 5,00 TL para yatırarak kolluk görevlilerine haber verdiği, sanık ve temyiz dışı sanığın paranın yatıp yatmadığını öğrenmek istedikleri sırada yakalandıkları eylemler sebebiyle cezalandırılmaları için kamu davası açıldığı; bozma sonrası yapılan yargılamada sanığın temyiz dışı sanık ile iştirak iradesi altında hareket ederek katılanların iradelerini fesada uğratmak suretiyle menfaat temin etmesi şeklindeki eylemleri ile dolandırıcılık suçunu işlediği kabul ve değerlendirmesiyle hakkında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
2.Sanık aşamalarda oluşu tevil yollu ikrar etmiş,atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
2. Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen açıktan hırsızlık suçunun 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, tekerrüre esas alınan mahkûmiyet yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, adli sicil kaydındaki diğer ilamlar esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/161 Esas, 2019/22 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!