WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/24691 E.  ,  2023/6663 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/1037 E., 2019/553 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesinden verilen mahkumiyet kararı, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından; suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının L bendi kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
2. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesi ile Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi arasındaki olumsuz yetki uyuşmazlığında Yargıtay 5. Ceza Dairesi Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararını kaldırmış, yargılama bu Mahkemede sonuçlandırılmıştır.
3. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2019 tarihli ve 2018/1037 Esas 2019/553 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, atılı suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının L bendi kapsamında kaldığı ancak suç tarihinde yürürlükteki aynı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasının sanığın lehine olduğu gerekçesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesine göre 1 yıl hapis, 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiş, koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile aynı Kanun’un 168 inci maddesi (etkin pişmanlık), 62 inci maddesi (takdiri indirim), 51 inci maddesi (erteleme), 52 nci maddesinin dördüncü bendi (adli para cezasının taksitlendirilmesi), 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; cezanın alt sınırından uzaklaşma gerekçelerinin soyut Kanuni ifadeler olup sanığa özgü şekilde somutlaştırılmadığı, katılanın somut hiçbir delile dayanmayan gerçek dışı beyanlarının delil niteliğinde bulunmadığı, suçu reddettiği, iddia makamının iddia ettiği delillerin dosyada bulunmadığı, mahkemece usul ve yasaya uygun inceleme yapılmadığı, yeterli araştırma yapılmadığı ve delil toplanmadığı, Mahkeme dosyasında çok sayıda eksik olduğu, bu nedenle işlemediği bir suçtan cezalandırıldığı, hiç sabıkasının olmadığı, şu an temizlik görevlisi olarak çalıştığı, çocuklarıyla kıt kanaat geçindiği, Şanlıurfalı olduğu, doğru düzgün Türkçe dahi konuşamadığı, karşı tarafı inandıracak yeteneği olmadığı, 52. maddedeki haklarından yoksun bırakıldığı, atılı suçu işlemediği, katılanı tanımadığı, aramadığı, kamu personeli adına katılandan para istemediği, aksine ilkin katılanın kendisini aradığı, “kendisine savcılıkta ve yargılamada tek söylenenin “kart senin kartın, şifreni senden başka kim biliyor? kart senin, şifreni senden başkası bilmiyor, parayı sen çektin” denerek somut delil olmaksızın suçun üzerine atıldığı, kartla hangi ATM’den parayı kimin çektiğine dair dosyada kamera kayıtlarının ya da C. Başsavcılığının belirttiği delillerin dosyada bulunmadığı, hangi dekontlardan bahsedildi? bankaya müzekkere yazıldı mı? banka hesap hareketleri mahkemeye sunulu mu? tüm bunların araştırılmadığı, “kart senin, şifreyi senden başkası bilmiyor, suçu sen işledin” dendiği, hesabına yatırılan parayı banka kanalı üzerinden gönderdiği, çünkü kendinin olmayan parayı tutamayacağı, dolandırıcı olsa idi bunu yapmayacağı, parayı kimin çektiğinin araştırılmasını, önce katılanın kendisini mi yoksa kendisinin katılanı mı aradığı konusundaki çelişkili beyanlardaki çelişkinin giderilmesi gerektiği savunmaları ile beraat kararı verilmesine kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İddianamede; “Müştekiyi şüphelinin cep telefonundan arayıp polis memuru olarak kendisini tanıttığı, müştekinin hesabından terör örgütüne para aktarıldığını, hesabındaki parayı çekmesini ve vereceği hesaba yatırmasını istediği, müştekinin şüpheliye inanarak bankadan parasını çektiği, Garanti Bankası Emniyet Caddesi Şubesindeki 639/6688958 numaralı hesaba 2.400,00 lira para havale ettiği, şüphelinin hesabına gelen bu paraların bir kısmını harcadığı, bir kısmını da bankadan çektiği” iddiası ile ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında; “... kesinlikle müştekiyi arayarak kendimi polis olarak tanıtmadım ve hesabıma para yatırmasını istemedim, aksine müşteki beni arayarak benim hesap numarama 2.400,00 TL parayı hataen gönderdiğini söyledi, ben de benim hesabıma böyle bir paranın gelmediğini söyledim ancak hesabımı kontrol ettiğimde 350,00 TL paranın havale edildiğini fark ettim ve müştekinin hesabına geri gönderdim, yargılama sürecinde de tam hatırlamamakla beraber 2-3 taksitte ve her taksitte 250,00 TL ödeyerek her ne kadar suçu ben işlemesem de müştekinin zararını gidermeye çalıştım, kesinlikle müştekiyi arayarak dolandırmadım, ancak müştekinin zararını gidermek ve uzlaşmak isterim. Müşteki benim telefonumu Garanti bankasından almış olacak ki benim hesabıma yanlışlıkla para yatırınca beni aramış, ayrıca hesabımdan çekilen 2.000,00 TL paranın kim tarafından çekildiğinden haberim yoktur, söz konusu hesabı yalnızca ben kullanırım ancak bu olayları öğrendikten sonra kartımın kaybolduğunu öğrendim” demiştir.
3. Katılan görevli Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanında; “... beni arayıp kendilerini polis memuru olarak tanıtan ismini hatırlamadığım kişi ile görüştüm. ...'yı tanımam. Bana kendilerini polis olarak tanıtan şahıslar hesabımdan terör örgütüne para aktarıldığını söylediler ben de sanıklara inanarak bankadan para çektim ve bana vermiş oldukları hesap numarasına 2.000,00 TL ve 400,00 TL olmak üzere toplamda 2.400,00 TL yatırdım. Daha sonra ise dolandırıldığımı anlayarak şikayetçi oldum. Olay tarihinden bir sonraki gün bankaya giderek hesap hareketlerini durdurdum bu şekilde 400,00 TL'yi bankadan geri aldım. Olay nedeniyle avukat vasıtasıyla tarafıma yaklaşık 300 TL ödeme yapıldı daha sonra sanığın sosyal ekonomik durumu olmadığından ödeme yapamayacaklarını söylediler. Sanıktan şikayetçiyim katılma talebim vardır. Kısmi ödemeye muvafakatim yoktur”demiştir. Ayrıca katılan 2 adet polis ifadesinde buna benzer beyanlara ilaveten, arayan kişinin adını “Mustafa Vural” olarak belirttiğini, şahsı geri arayınca ulaşamadığında dolandırıldığını anladığı, sanığın telefonunu bankadan bulduğu, sanığın babası olduğunu söyleyen bir kişinin kendisine başka bir numaradan telefon ederek sanığın kartını 3 gün önce kaybettiğini söylediği hususları da yer almıştır.
4. Dosyadaki polis tutanağında; katılanın 27.12.2011 tarihinde 16:15-16:47 saatleri arasında 4 kere 0545 538 91 18 numaralı telefondan arandığı tespit edilmiştir.
5. Telefon operatörü Vodafone şirketinin göderdiği bilgilerde 0545 538 91 18 numaralı telefonun yabancı uyruklu (Romanya) bir kişiye ait olduğu belirtilmiştir.
6. Dosyada banka belgeleri olarak; 639/6688958 numaralı hesaba 27.12.2011 tarihinde 16:26 ve 16:37 saatlerinde 2.000,00 TL ve 400,00 TL’nin yatırıldığı, işlem ücreti ve para üstü düşüldüğünde hesaba, 1.990,00 TL ve 390,00 TL gönderildiği, Garanti Bankasının C.Başsavcılığı’nı muhatap yazısında, bu hesap numarasının Emniyet Caddesi Şubelerinde sanığa ait hesap olduğunu, 27.12.2011 tarihinde kartsız para yatırma şeklinde gelen 1.990,00 TL’nin Doğuş İletişim adlı üye iş yerinden yapılan satış işlemi ile çekildiğini, 27.12.2011 tarihinde gelen 390,00 TL’nin ise sanık tarafından çekildiğini belirtmiştir.
7. Garanti Bankası yazısı ekinde gönderilen sanık adına düzenlenmiş imzasız banka dekontu çıktısında “para çekme: kendisi” şeklinde belirtildiği, gene ekteki hesap ekstresinde, “satış” Doğuş İletişim açıklaması ile 27.12.2011 tarihinde 1.900,00 TL ve 90,00 TL çekildiği görülmektedir.
8. Taraflara 5271 sayılı Kanun’un 253 maddesi uyarınca uzlaşma teklif edildiği ancak katılanın kabul etmemesi sonucu uzlaşma sağlanamadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
9. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan eldeki yargılamada 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının L bendi kapsamında kaldığı ancak suç tarihinde yürürlükteki aynı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasının sanığın lehine olduğu gerekçesi ile sanığın 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesine göre 1 yıl hapis, 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanığın atılı suçlamayı reddettiği, banka hesabından çekilen 2.000,00 TL’nın kim tarafından çekildiğini bilmediğini, atılı suça konu olayları öğrenmesinin akabinde kartının kaybolduğunu öğrendiğini savunduğu, Garanti Bankasından soruşturma dosyasına gelen 30.01.2012 tarihli yazı ekindeki banka hesap ekstresinde sanığın hesabına katılandan gelen 1.990,00 TL’nın, 27.12.2011 tarihinde 16:29 ve 16:37 saatlerinde 1.900,00 TL ve 90,00 TL şeklinde 2 parçada “satış... Doğuş İletişim” açıklaması ile çekildiğinin belirlenmesi karşısında, bankadan parayı çeken kişinin sanık olup olmadığı, atılı suçu sanığın işleyip işlemediğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konabilmesi için;
Öncelikle sanığın söz konusu hesaba ait ve kaybolduğunu savunduğu banka kartının ne tür bir kart olduğu, bu banka kartının her türlü kullanımında şifre gerekip gerekmediği, 1.900,00 ve 90,00 TL’nin ATM’den mi yoksa Doğuş İletişim mağazasından mı çekildiği, söz konusu paraların çekilmesi esnasında sanığın şifresinin gerekip gerekmediği hususlarının araştırılması gerektiğinde Doğuş İletişim iş yeri yetkilileri tanık olarak dinlenerek sanığın bu iş yeri ile arasında alışveriş ilişkisi bulunup bulunmadığı ve sanığı tanıyıp tanımadığının sorulması,
Suçta kullanıldığı anlaşılan ve bir yabancı şahıs adına kayıtlı olan 0545 ... .. .. numaralı cep telefonu hattı ile olay tarihinde sanık adına kayıtlı olan cep telefonu hattının, olay tarihinden önceki ve sonraki dönemleri kapsar şekilde HTS kayıtlarının getirtilerek sanık ile katılan arasında arama kaydı olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve bankaya yatırılan paranın 400 TL lik kısmının katılan tarafından geri alındığı beyan edilmesine rağmen paranın tamamının sanık tarafından çekildiği kabulü ile mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2019 tarihli ve 2018/1037 Esas 2019/553 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.09.2023 tarihinde karar verildi.