11. Ceza Dairesi 2021/22533 E. , 2024/8558 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/215 E., 2019/42 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2014 tarihli ve 2014/126 E. Esas 2014/426 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.04.2018 tarihli 2016/11821 Esas, 2018/4713 Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir.
3. Çorlu 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.01.2019 tarihli ve 2018/215 Esas, 2019/42 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafi temyiz dilekçesinde; mahkumiyet hükmünün delillendirilmediği, müvekkili hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığından bahisle kararın bozulmasına talep etmiştir.
Sanık ... temyiz dilekçesinde; kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ...'ın katılan ...'e 90.000 TL paraya ihtiyacı olduğunu, borç verdiği takdirde alacağı karşılığında kendisine 298 adet reşat altını verebileceğini, borcunu ödeyememesi durumunda bu altınları bozdurarak alacağını tahsil edebileceğini söyleyerek yanında getirdiği altınlardan bir kaç tanesini güvenilir olup olmadığını araştırması için numune olarak verdiği, katılanın altınları alıp kuyumcuya gösterdiğinde altınların gerçek olduğunu tespit ettikten sonra tüm altının satımı konusunda anlaşıp sanıklar ile buluştukları, sanıkların yanlarında getirdikleri 298 adet sahte altını katılanlara verip karşılığında 53.000 TL parayı aldığı, bu suretle katılanı dolandırdıkları iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanıklar suçu inkar etmişlerdir.
3. Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı belirlenerek suçun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği , katılanın uzlaşmak istememesi sebebiyle uzlaşmanın sağlanamadığı, bu suretle izah edilen deliller çerçevesinde sanığın dolandırıcılık suçundan mâhkumiyetine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve sanık ...'in yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.Ancak;
2. Sanıklar hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, bozma ilamı öncesinde kurulan hükmün yalnızca sanıklar tarafından temyiz edildiği ve sanıklar lehine kazanılmış hak teşkil ettiği görülmekle ; 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanımlara yükletilmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılarak sanıkların kazanılmış hakkının ihlal edilmesi dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık ... müdafii ve sanık ...'in temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölümün çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıklardan eşit oranda tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!