11. Ceza Dairesi 2021/21974 E. , 2023/5268 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.07.2015 Tarihli ve 2015/154 Esas, 2015/218 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı ... Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157, 43 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ... maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207, 43, 62 ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 58 ... maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçların unsurları itibarıyla oluşmadığına, mükerrir olmadığına, atılı suçlamaları kabul etmediğine ve hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece; sanığın, bacanağı olan şikayetçinin kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanının fotokopisini kullanarak mağdur şirketin 0530...40 ve 0530...10 numaralı hatlara ait abone sözleşmelerini şikayetçi adına ıslak imza ile imzalayarak düzenlediği, sözleşme tarihlerinin farklı tarihler olduğu ve mevcut haliyle hukuki sonuç doğuracak biçimde olduğu, bu iki adet GSM hattını ayrı tarihlerde açtırdığı, bu hatlardan 0530...10 numaralı hattı 2013 yılının Mart - Nisan - Mayıs ve Haziran aylarında kullandığı, bu kullanımdan kaynaklanan 388,25 TL borcu mağdur şirkete ödemediği, bu şekilde mağduru zincirleme biçimde dolandırdığı, mağdura ait iki ayrı hatta ilişkin sözleşmeyi imzalamak ve şikayetçiye ait sahte nüfus cüzdanı fotokopisini kullanmak suretiyle zincirleme özel belgede sahtecilik ve zincirleme dolandırıcılık suçlarını işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın üzerine atılı suçlamaları tevilli olarak ikrar ettiği belirlenmiştir.
3. Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu abonelik sözleşmelerinin örnekleri, yazı ve imza tetkikine ilişkin bilirkişi raporu, kurumların cevabi yazıları, şikayetçinin beyanı, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup sözleşme asıllarının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, şikayetçinin kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını veya fotokopisini kullanarak farklı tarihlerde iki hat almasına ilişkin olarak, Mahkemenin, bu hatlardan 0530...10 numaralı olanı 2013 yılının Mart - Nisan - Mayıs ve Haziran aylarında kullanıp bu kullanımdan kaynaklanan borcunu ödememesi nedeniyle eylemin zincirleme suç kapsamında kaldığına ilişkin gerekçesi yerinde değil ise de; söz konusu nüfus cüzdanını veya fotokopisini kullanarak farklı tarihlerde iki hat alması nedeniyle atılı suçu zincirleme şekilde işlediği sabit olduğundan, buna yönelik mahkûmiyet hükmünün kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş,
2. Kabule göre de;
a. Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasının, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere, sanığın atılı suçu işlediği hususundaki mahkûmiyet hükmünün kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 ... maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5 ... fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş,
2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 ... maddesiyle eklenen geçici 5 ... maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun'a eklenen "Dava ve cezaların ertelenmesi" başlıklı geçici 7 nci madde ile "...kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.'' hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
3. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.07.2015 tarihli ve 2015/154 Esas, 2015/218 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının DİKKATE ALINMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.06.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!