11. Ceza Dairesi 2021/20922 E. , 2025/4151 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi düzelterek onama, kısmi bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Sanığın Şikâyetçi ...'a Karşı Eylemi Yönünden
Şikâyetçinin duruşmadan haberdar edilmesinin, 5271 sayılı CMK'nın 234/b-1 maddesinde bir hak olarak düzenlendiği, davet yöntemi, davete uymaması durumunda yapılacak işlemlerin, aynı Kanun'un 233 ve 235. maddelerinde düzenleme altına alındığı, 5271 sayılı CMK'nın 235/1-2-3 maddesi uyarınca mağdur, şikâyetçi veya vekilinin dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adreslerin tebligata esas alınacağı, bu adrese çıkarılan çağrıya rağmen gelmeyen mağdur veya şikâyetçiye yeniden tebligatta bulunulmayacağı, belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligatın yapılamadığı hâllerde adres araştırılmasının gerekmediği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda şikâyetçinin hem bilinen son adresi hem de MERNİS adresi aynı olmakla, duruşma gününü bildirir tebligatın, 02.12.2014 tarihinde yapıldığı ve Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesine göre tebliğ edildiği, şikâyetçinin duruşmalara katılmaması üzerine Mahkemece tanzim olunan zorla getirme müzekkeresinin bila infaz iade edildiği, Mahkemece kolluk vasıtasıyla yapılan adres araştırmasının da sonuçsuz kaldığı ve şikâyetçi tarafından herhangi bir adres değişikliğinin Mahkemeye bildirmediği anlaşılmakla, soruşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan eden ve beyanı başkaca delillerle de desteklenen fakat adres değişikliklerini Mahkemeye bildirmeyen şikâyetçinin, 5271 sayılı CMK'nın 235. maddesi gereği dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, Tebliğname'nin bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 06.04.2010 tarihli ve 2010/4-71 Esas, 2010/76 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesiyle ceza infaz kurumu hâline getirilen erteleme müessesesinin sadece hapis cezaları yönünden uygulanabilir olduğu, adli para cezasının ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeksizin sanık hakkında hapis cezası ile birlikte hükmolunan adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi ve cezanın ertelenmesine karar verilen hâllerde, denetim süresinin, erteleme kararının sonucu olduğu ve kazanılmış hak teşkil etmediği belirlenmekle, aynı Kanun'un 51/3. maddesi gereği Mahkemece, mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacak şekilde 1 yıldan 3 yıla kadar bir denetim süresinin belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve aynı Kanun'un 51/7. maddesi gereği, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine, 51/8. maddesi uyarınca da denetim süresini iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına ilişkin karar verilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkında kurulan (B) başlıklı hükmün, 5237 sayılı TCK'nın 51/1. maddesinin uygulandığı (4) numaralı paragrafta yer alan "ceza" ibaresinin hükümden çıkarılması ve yerine "hapis cezasının" ibaresinin eklenmesi ve bu paragraftan sonra gelmek üzere; "5237 sayılı TCK'nın 51/3. fıkrası gereği hükmolunan netice ceza miktarı da gözetilerek sanığın, 1 yıl 8 ay süreyle denetime tabi tutulmasına", "5237 sayılı TCK'nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği, aynı kanun'un 51/8. maddesi uyarınca, denetim süresini iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı hususlarında sanığın ihtarına," şeklindeki paragrafların hükme eklenmesi ve takip eden paragrafların buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II. Sanığın Katılan ...'a Karşı Eylemi Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1. Kısmen geri verme nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası bulunan katılan ...'ün, 15.05.2014 tarihli celsede sanığın, dava açılmadan ancak hakkında şikayetçi olunduktan sonra kısmi ödeme yaptığını beyan etmesi karşısında, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık gösterdiği saptanan sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK'nın 168/1 maddesi gereği (2/3) oranında indirim uygulanması gerekirken aynı Kanun'un 168/2 maddesi gereği (1/2) oranında indirim uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 06.04.2010 tarihli ve 2010/4-71 Esas, 2010/76 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesiyle ceza infaz kurumu hâline getirilen erteleme müessesesinin sadece hapis cezaları yönünden uygulanabilir olduğu, adli para cezasının ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeksizin sanık hakkında hapis cezası ile birlikte hükmolunan adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi ve cezanın ertelenmesine karar verilen hâllerde, denetim süresinin, erteleme kararının sonucu olduğu ve kazanılmış hak teşkil etmediği gözetilerek aynı Kanun'un 51/3. maddesi gereği Mahkemece, mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacak şekilde 1 yıldan 3 yıla kadar bir denetim süresinin belirlenmesi gerektiğinin dikkate alınmaması ve aynı Kanun'un 51/7. maddesi gereği, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine, 51/8. maddesi uyarınca da denetim süresini iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına ilişkin karar verilmemesi,
3. Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/4 maddesi uyarınca aynı kanun'un 53/1 maddesi gereği hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4. Savunmasının tespit olunduğu 15.05.2014 tarihli celsede, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanmasını talep eden, suçtan doğan zararı kısmen giderdiği anlaşılan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK'nın 231/9 maddesinde yer verilen düzenleme ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8 maddesine 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihi ile inceleme konusu suç tarihi nazara alındığında 5271 sayılı CMK'nın 231/6-a maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde engel teşkil etmediği gözetilmeden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceği hususunun tartışmasız bırakılması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!