WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/2009 E.  ,  2024/1952 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/944 E., 2016/164 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2016 tarihli ve 2015/944 Esas, 2016/164 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında;
a. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 206 ıncı maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, suçu işlemediğine, suçtan menfaati olmadığına mahkumiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın daha önceden alkollü araç kullanması nedeniyle sürücü belgesinin alındığı, bu sebeple mağdur ...'in kaybettiği sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırdıktan sonra kullanmaya başladığı, suç tarihi olan 26.03.2012 tarihinde trafik ekiplerince uygulama noktasında durdurulan sanığın 1.59 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın suça konu sahte sürücü belgesini ibraz ederek kendisini de bu belgedeki isimle ... olarak tanıttığı, ... adına sürücü belgesine el koyma ve alkol ölçüm raporu tanzim edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık suçu inkar ederek, sahte sürücü belgesini mağdurun düzenleyip kendisine verdiğini belirtmiştir.
3. Sanığın yüzüne de okunan ekspertiz raporuna göre; sahte sürücü belgesinde soğuk mühür izinin bulunduğu, tamamen sahte oluşturulduğu tespit edilmiş, Mahkemece belge aslı üzerinde yapılan incelemede belgenin aldatıcılık niteliğinin olduğu belirlenmiştir.
4. Mahkemece sanığın savunması, tutanaklar, bilirkişi raporu, mağdur beyanına göre; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1. Suç tarihi olan 26.03.2012 tarihinde trafik ekiplerince seyir halindeyken durdurulan sanığın 1.59 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın suça konu sahte sürücü belgesini ibraz ederek kendisini de bu belgedeki isimle ... olarak tanıttığı, ... adına sürücü belgesine el koyma ve idari para cezası tutanağı ile alkol ölçüm raporu tanzim edildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 268 nci maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunu oluşturduğuna , zira suç tarihinden sonra ve hüküm tarihinden önce 11.06.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'la değişik 2918 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası adli para cezası verilir..." ve altıncı fıkrasında "1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır" hükümlerinin öngörülmesi, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de güvenli bir şekilde alkollü araç kullanma sınırının 100 promil olarak kabul edildiği, kişinin bu sınırın üzerinde alkollü araç kullanırken yakalanması durumunda 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşacağı 5237 sayılı Kanun'un 268 nci maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşması içinde, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği; somut olayda sanığın görevlilere kendisini ... olarak tanıtıp katılanın kimlik bilgilerini kullanarak katılan adına sanığın bahse konu tutanakları imzaladığı, sanığın 1.59 promil alkollü iken araç kullanması karşısında; sanık yada mağdur hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan soruşturma yapılıp yapılmadığı, sonucuna göre suç vasfının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabule göre de;
24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 nci ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykın bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir 31.Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2016 tarihli ve 2015/944 Esas, 2016/164 sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2016 tarihli ve 2015/944 Esas, 2016/164 sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2024 tarihinde karar verildi.