11. Ceza Dairesi 2021/16080 E. , 2024/2163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/475 E., 2019/61 K.
SUÇLAR : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî onama, kısmî düzelterek onama
Sanığın, şikâyetçi ... ve mağdur ...'a yönelik eylemleri yönünden suç tarihlerinin 2011 yılı Ocak ayı, katılan ...'ya yönelik eylemi yönünden suç tarihinin 2012 yılı Şubat ayı, katılan ... ile mağdur ...'e yönelik eylemleri yönünden suç tarihlerinin 2012 yılı Ocak ayı olduğu ve atılı eylemler yönünden zamanaşımı süresinin, uzlaştırma usulü nedeniyle 1 ay 20 gün süreyle durduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/743 Esas, 2013/202 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında her bir katılana karşı dolandırıcılık suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/743 Esas, 2013/202 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 20.03.2017 tarihli ve 2017/808 Esas, 2017/7781 Karar sayılı kararıyla;
"Sanığın katılanlara kendisini polis olarak tanıtarak, mezatta satış yapan görevlileri tanıdığını, isterlerse icradan kendilerine ucuz araba alabileceğini belirterek katılanlardan para alarak haksız menfaat temin ettiği ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu"
Nedeniyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarları bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2017 tarihli ve 2017/377 Esas, 2017/248 Karar sayılı kararıyla, eylemlerin, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi kapsamında kalma ihtimaline binaen delillerin takdir ve değerlendirmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 5235 sayılı Kanun’un 11 inci ve 12 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.
4. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/475 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında;
a. Şikâyetçi ...'e karşı dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Mağdur ...'e karşı dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c. Mağdur ...'a karşı dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d. Katılan ...'e karşı dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
e. Katılan ...'ya karşı dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, kanun yoluna başvuru iradesini içeren süre tutum dilekçesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, şikâyetçi...ve mağdur ...'la 2011 yılı Ocak ayı içerisinde, katılanlar Hidayet ve.....le mağdur ...'la da 2012 yılı Ocak ayı içerisinde tanışıp kendisini polis memuru olarak tanıttığı ve icra işlemlerine konu taşıtları kendilerine piyasa değerinin altında temin edebileceğini söyleyerek şikâyetçi...ve mağdur ...'tan tanıştıkları gün, katılan ...'ten 2012 yılı Şubat ayına dek peyderpey, katılan .....e mağdur ...'dan da 2012 yılı Ocak ayı içerisinde farklı meblağlarda nakit paralar alarak haksız menfaat temin ettiği anlaşılmıştır.
2. Sanık üzerine atılı eylemleri ikrar etmiştir.
3. Katılanlar, şikâyetçi ve mağdurların aşamalardaki beyanları istikrarlıdır.
4. Katılanlar, şikâyetçi ve mağdurların sanığı teşhis ettiklerine dair 05.05.2012 tarihli Canlı Teşhis Tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
5. Mahkemece sanığın üzerine atılı eylemin suç tarihi itibarıyla vasfı tespit edilerek 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma girişiminde bulunulduğu ve 08.06.2018 tarihli Uzlaştırma Raporu'nun dava dosyasına eklendiği belirlenmiştir.
6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Şikâyetçi ... ve Mağdur ...'a Yönelik Eylemler Yönünden
Şikâyetçilerin, 14.03.2012 tarihli kolluk beyanlarında sanık ile 2011 yılı Ocak ayında tanıştıklarını ve aynı gün ucuz araç alımı konusunda anlaştıklarını ve sanığa aynı gün nüfus cüzdanları ile bir miktar nakit para verdiklerini beyan etmeleri karşısında sanığın üzerine atılı eylemleri için 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Katılanlar ... ve ... ile Mağdur ...'e Yönelik Eylemler Yönünden
1. Sanığın üzerine atılı, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan dolandırıcılık suçu yönünden uzlaştırma girişiminde bulunulduğu ancak söz konusu uzlaştırma girişimlerinin usulüne uygun olmadığı belirlenmiştir. Şöyle ki 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasında yer alan; "Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez." şeklindeki ve aynı Yönetmelik'in 29 uncu maddesinin yedinci fıkrasında yer alan; "Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez." şeklindeki, yine anılan Yönetmelik'in 29 uncu maddesinin altıncı fıkrasında yer alan; "Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır." şeklindeki, bahsi geçen Yönetmelik'in 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir." şeklindeki ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." şeklindeki, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdii edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da öncelikle 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa aynı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince muhatabın Merkezî Nüfus İdare Sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresinin tespitini yaparak tebligat zarfı üzerine adresin MERNİS adresi olduğu ve 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işlem yapılması belirterek tebliğ yapması gerektiği; somut olayda, uzlaştırmacı tarafından sanığın bilinen en son adresine tebligat çıkartıldığı, anılan gönderinin iade gelmesi üzerine yukarıda anlatıldığı şekliyle MERNİS adresi bulunup bulunmadığı sorularak MERNİS şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tebliğ yapılması gerekirken, sanığa yapılan tebliğin iade gelmesi üzerine uzlaşma sağlanamadığı şeklinde 08.06.2018 tarihli raporun düzenlendiği anlaşılmakla, hükme esas alınan mezkûr raporun ve uzlaştırma girişiminin usulüne uygun olmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükümleri kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Katılan sıfatı aldıktan sonra kovuşturma aşamasında, 02.11.2017 tarihinde vefat ettiği anlaşılan ... yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yasal mirasçılarının dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi, şikâyet ve katılma hususunda beyanlarının tespit edilmesi ve 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 maddesi ile 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'ne göre soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması hâlinde, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine, ölüm hâlinde ise Yönetmeliğin 7 nci maddesinin yedinci fıkrası delâletiyle 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesi gereği mirasçılarına yapılması gerekir, şeklindeki düzenlemeler karşısında uzlaştırma teklif formunun ölen katılanın yasal mirasçılarına gönderilmesi ve uzlaştırma görüşmelerinin yasal mirasçılar ile yapılması gerektiği gözetilmeden 25.04.2018 tarihinde görevlendirilen uzlaştırmacı tarafından uzlaştırma teklifinin vekiline yöneltilmesi ve vekilin uzlaştırma teklif formunu uzlaşmayı kabul ettiği yönünde irade açıklaması ile imzalaması karşısında uzlaştırma girişiminin usûlüne uygun olmadığı gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Kabul ve uygulama yönünden; Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına konu hükümleri sadece sanığın temyiz ettiği, bu nedenle bozma ilâmında, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın sonuç ceza miktarları bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verildiği, bozma ilâmına uyulmasına karar veren Mahkemece sanık hakkında katılanlar ... ve ...'e karşı gerçekleştirdiği eylemler yönünden yeniden kurulan hükümlerde sonuç ceza miktarları bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Şikâyetçi ... ve Mağdur ... Erdoğana Yönelik Eylemler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) başlığı altında açıklanan nedenle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/475 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı süreleri nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Katılanlar ... ve ... ile Mağdur ...'e Yönelik Eylemler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) başlığı altında açıklanan nedenlerle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/475 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!