11. Ceza Dairesi 2021/14857 E. , 2024/5256 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/277 E., 2018/298 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kırıkkale 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2013 tarihli ve 2013/71 Esas, 2013/347 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 23.05.2017 tarihli ve 2015/9615 Esas, 2017/11357 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma hükümlerinin uygulanması amacıyla bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Kırıkkale 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli ve 2017/277 Esas, 2018/298 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; uzlaştırma teklifinin usulüne uygun olarak tarafına tebliğ edilmeden uzlaştırma sürecinin tamamlandığına, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle karar verildiğine ve atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılanın Vakıflar Bankasına yatırmak için 2.000,00 TL para ile banka içerisinde beklerken yanına gelen sanığın kendisine katılana ait dükkandan evrak geleceğini söyleyerek söz konusu evrakı getirmesini istediği, bunun üzerine dükkana evrak almaya giden katılana yardım etmek amacı ile ilgili hesaba yatırması gereken 2.000,00 TL parayı yatırabileceğini söyleyerek parayı katılandan aldığı, evrakı almak için dükkana giden katılanın ardından bankadan parayı yatırmadan sanığın ayrıldığı, banka içerisindeki dahili kameradan sanığın kimliğinin tespit edildiği, bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık, aşamalarda üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir.
3. Katılan aşamadaki beyanında; sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
4. Bozma üzerine yapılan yargılamada, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
5.Mahkemece, sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
İlk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporunun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar Ceza Muhakemesi Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkin ön sorun yönünden Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla, diğer yönlerden oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dairemizin 18/04/2024 tarih, 2021/14857 Esas, 2024/5256 Karar sayılı çoğunluğun onama düşüncesine aşağıdaki belirttiğim sebeplerle katılmıyorum.
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık duruşmalardan bağışık tutulmak talebinde bulunan ancak hükmün verildiği oturumda bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu olarak bulunan sanığın karar duruşmasında hazır edilmemesinin savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasındadır.
Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda mahkemenin yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Savunması alındığı sırada başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanıkların bağışık tutulma hakkından söz edilemez. Çünkü, bağışıklık, kovuşturma evresinde hür olan sanıklara talimat mahkemesinde veya asıl mahkemesinde savunma yapma konusunda verilen bir haktır. Dolayısıyla başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunması sebebiyle bu konuda seçim veya tercihte bulunma imkanı bulunmayan sanığın “bağışık tutulma” beyanının hukuki sonuç doğurduğundan söz edilemez.
Buna göre bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanığın karar duruşmasına getirilmemesi son savunma ve son söz hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/1. maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.18.04.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!