WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/13387 E.  ,  2024/1683 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/231 E., 2014/284 K.
SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) kanun yollarına başvurma başlıklı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Maliye Hazinesi vekilinin 28.11.2012 havale tarihli dilekçesi ile katılma talebinde bulunduğu, ancak Mahkemece bu hususta bir karar verilmediği anlaşılmakla; şikayetçi Maliye Hazinesi'nin 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan olarak davaya kabulüne ve ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca oy birliğiyle reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2014 tarihli ve 2012/231 Esas, 2014/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrası e ve son bentleri, 43, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay hapis ve 34.020,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafii, reddiyat fişlerinde müvekkilinin sicil numarasının bulunmadığını, başka bilgisayarlardan müvekkilinin portalı açılarak reddiyat fişi düzenlendiğini, reddiyat makbuzlarındaki imzaların müvekkiline ait olduğu kesin tespit edilmediğinden müvekkilenin atılı suçları işlediğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin ikrarının olmadığını, bütün dosyalarda 2009 yılında güncellemelerin müvekkili tarafından yapılması nedeniyle son işlem yapanın müvekkili olduğunu, aynı kalemde çalışan her personelin birbirinin UYAP şifresi ve portalını kullanabildiklerini, müvekkilinin oluşturduğu iddia edilen reddiyat fişlerinde müvekkilinin sicil numarası ve imzasının bulunmadığını, bu belgelerin resmi belge niteliğinde olmadığını, bu fişlerin aldatıcılık niteliğinin tespitinin gerektiğini belirterek hükmü bozulması istemi ile temyiz etmiştir.
2. Katılan kurum vekili, lehe vekalet ücretine hükmedilmesi ile hükmün düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İskenderun 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.04.2012 tarihli 2012/128 Muh kaydı ile sanık hakkında suç duyurusu ile 11.04.2012 tarihli kalem denetimi sırasında düzenlenmemesi gereken reddiyatların düzenlendiği, çekilmemesi gereken paraların çekilmiş olduğu tespiti nedeniyle başlatılan soruşturmada, sanığın kamu kurumunun zararına dolandırıcılık suçunu işlemek kastıyla değişik zamanlarda bir çok kez dolandırıcılık eyleminde bulunduğu, her bir dolandırıcılık eylemini işlerken bir suç işleme kararının icrası kapsamında bir çok kez resmi belgede sahtecilik eylemini gerçekleştirdiği iddia olunmuştur.
2. Sanık savunmasında; 2004 yılında zabıt katibi olarak göreve başladığını, veraset ve buna ilişkin işlemler dışındaki tüm mahkeme işlemlerini yerine getirdiğini, mahkemedeki işleri yapabilecek seviyede UYAP'ı çok iyi kullanabildiğini, mahkemede görevli tüm katiplerin reddiyat makbuzu karşılığında imza atarak paraları çekebildiğini, mahkemede görevli tüm katiplerin birbirlerinin UYAP şifresini ve portallarını açıp kullanabildiklerini, dava konusu edilen dosyalara ilişkin işlemlerin onay butonuna gönderilmiş ancak onaylanmamış işlemler olduğunu, bu işlemlerin kendi evrak panelinde bekleyen işlemler olduğunu, beyanlarının yanlış anlaşılmış olabileceğini, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. 13.09.2012 tarihli kriminal raporda ; incelemeye konu 83 adet reddiyat makbuzunda atılı imzaların sanığın elinden çıkmış olmasının mümkün muhtemel olarak değerlendirildiği, ancak gerek söz konusu imzaların, gerekse şahsın mukayese imzalarının basit tersimli olması ve fazlaca kaligrafik özellikler ihtiva etmemesi sebebiyle daha ileri derecede kesinlik ifade eden sonuç beyanında bulunulmasının mümkün olmadığı, 42 adet reddiyat makbuzlarında ise atılı imzaların sanığın elinden çıktığını gösterir nitelikte aralarında uygun ve yeterli kaligrafik bulguların tespit edilemediği bildirilmiştir.
4. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı'nın 09.07.2014 tarihli yazısı ekindeki tablonun incelenmesinde, 2004/84 D.İş sayılı dosyadaki reddiyat fişlerinden bir tanesinin ... (134140) tarafından düzenlendiği, diğer tüm reddiyat fişlerinin ise ... (100572) tarafından oluşturulduğu, yine söz konusu reddiyat fişlerinden iki tanesinin onaya sunulduğu, bir tanesinin ... (134140)'nun iş listesinde, diğerinin de... (130260)'nın iş listesinde beklediği mahkemece tespit edilmiş, kurumun 26.05.2014 tarihli yazısında, dosyada mevcut reddiyat fişlerinin incelenmesinde, evrakların tümünün "SISDRAFT" olarak sistemde kayıtlı olduğu, "SISDRAFT" işleminin, evrakın oluşturulduğu, ancak onaya sunulmadığı anlamına geldiği, bunun dışında 2 adet reddiyat fişinin hazırlanıp onaya sunulduğu, hala onay aşamasında beklediği, bu fişlerin üzerinde "evrak işlem kütüğüne" bakılarak evrak üzerinde yapılan işlemlerin görülebileceği bildirilmiştir.
5. 26.12.2014 tarihinde 12.11.2014 tarihli ara kararda belirtilen zararın sanık tarafından giderildiği tespit edilmiştir.
6. Mahkemece sanığın zabıt katibi olarak görevli olduğu mahkeme kaleminde, iş ve işlemlerini yaptığı özellikle değişik iş dosyalarında, dosyaya herhangi bir isimle girmiş ve mahkeme veznesine yatırılmış bulunan paraları, sarfı için herhangi bir neden bulunmadığı halde, hazırladığı sahte içerikli reddiyat fişleriyle mahkeme veznesinden reddiyat makbuzu karşılığı çekerek uhdesine geçirmek suretiyle zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarını işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
1. En son tarihli işlemin yapıldığı 10.04.2012 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 2010, 2011 ve 2012 yılları olarak hatalı gösterilmesi,
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin gözetilmemesi,
4. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
hukuka aykırı bulunmuş ise de, söz konusu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2014 tarihli ve 2012/231 Esas, 2014/284 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, gerekçeli kararda suç tarihi bölümünde yazılan "2010, 2011 ve 2012 yılları" ibarelerinin çıkartılarak yerine "10.04.2012" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasından TCK'nin 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine "Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına" ibaresinin yazılması, hüküm fıkrasındaki "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin" ibaresinin çıkartılması ile yerine "ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince infaz edileceğinin" ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.