11. Ceza Dairesi 2021/11985 E. , 2023/5916 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/383 E., 2015/587 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/383 Esas, 2015/587 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan aynı Kanun'un 268 inci maddesinin yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; kararın tebliğ edilmediğine, temyiz hakkını kullanmadığına, cezaevinde olmasına rağmen mahkemeye çıkarılmadığına, tebligatın usulsüz olduğuna, infazın durdurulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın uyuşturucu madde ticareti ile ilgili bir soruşturma sırasında polislerce yakalandığında katılanın kimlik bilgilerini içeren sahte sürücü belgesini görevlilere verdiği anlaşılmıştır.
2. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 23.01.2015 tarihli 2015/130 sayılı Uzmanlık raporunda, suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetine haiz olduğunun bildirildiği görülmüştür.
3.Mahkemece, sanığın savunmasının kendini kurtarmaya yönelik olup tutanak müşteki beyanları ve açılan kamu davalarında üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun sabit olduğu, nitekim mahkememiz incelemesinde sürücü belgesinin aldatıcılık yeteneğinin bulunduğunun görüldüğü, aynı şekilde hakkında yakalama kararı varken müştekinin adını soyadını vererek hatta bu konudaki tutanaklara, imza atarak iftira kastını da ortaya koyup atılı suçun sanık tarafından işlendiği gerekçesiyle sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/383 Esas, 2015/587 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/285 Esas ve 2009/230 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 4 yıl 2 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/455 Esas, 2008/16 Karar sayılı ilamındaki 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması, dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
1.Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Sanık hakkında başkasına Ait Kimlik ya da Kimlik Bilgilerini Kullanma suçundan dava açılmış ve yine bu suçtan hüküm kurulmuş olmasına rağmen suç adının gerekçeli karar başlığında "İftira" olarak hatalı yazılması,
3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/285 Esas ve 2009/230 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 4 yıl 2 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/455 Esas, 2008/16 Karar sayılı ilamındaki 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/383 Esas, 2015/587 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının tekerrür uygulamasına ilişkin beşinci bendinden "İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/455 Esas, 2008/16 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 10 ay hapis cezasının" ibaresinin çıkartılarak yerine "İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/285 Esas ve 2009/230 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 4 yıl 2 ay hapis cezasının” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümlerde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/383 Esas, 2015/587 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!